şükela:  tümü | bugün
  • bir insanın içine düşebileceği en büyük yanlıştır. ayrıca, kendi kurtuluşunun önündeki en büyük engeldir. bir insanın, veya bir insan grubunun, her hangi bir zor durumdan kurtulması gerekiyorsa, yani o kişi veya kişiler kendilerini zor bir durumda görüyorlarsa, hala bu durumda olmalarının en büyük nedeni motivasyon eksikliğidir. kaynak eksikliği, çoğu zaman çok az bir rol oynar.

    örneklerle izah etmeye gayret edeyim. bir öğrenciyi ele alabiliriz. normalde sınıfların aşağı yukarı aynı seviyede öğrencilerden oluştuğunu varsayabiliriz, fakat bu öğrencilerin notu farklıdır. düşük not alanların pek çoğunda, notu hocanın vermediği bahanesini duyarsınız. bu şu demektir: ben geçersem hoca geçirecek, kalırsam da hoca bırakacak. öte taraftan başarılı olanlara baktığınızda, hoca faktörü olabildiğince azdır. yani çalıştım geçtim, şanslıydım geçtim, filan falan.

    veya kurtuluş savaşında, atatürk'ün kişisel başarısı, türk halkını motive edebilmiş olmasıdır. savaşmaya inandırmış olmasıdır. tek başına yalın kılıç cepheye çıkıp da vuruşarak kurtarmadı ülkeyi.

    dolayısıyla, bir insan grubu için en büyük tehlike, kurtarıcı bekliyor olmaktır. motivasyonları eksik olanları hiçkimse bulunduğu durumdan kurtaramaz. zaten bunu farkettikleri anda, yani kurtarıcı değil de kendilerini motive edecek birine ihiyaç duyduklarını anladıklarında, pek çoğu "ulan motivasyon dediğin hadise gaza gelmenin frenkçesi, onu ben kendim de yaparım" fikriyle kendilerini ve kendilerine yakın olanları zaten gaza getirir. konuya nereden geldim peki, de yataktan çıkıp yazdım. başka bi entrye gönderme değli bu ek bilgi, (bkz: türk solunu kurtaracak adam/@santralin)
  • hepimiz gectik o sulardan canlar.
    benim bir sozluk ablası olarak ogrendigim bir kurtarıcı arıyorsan aynaya bak.
    siz kısa yoldan ogrenin.
    hayat edilgen olunamayacak kadar anlamlı.
  • “şayet bir gün çaresiz kalırsanız, bir kurtarıcı beklemeyin. kurtarıcı kendiniz olun.” mustafa kemal atatürk
  • baştan belirtmem gerekir ki "kurtarıcı beklemek yanlıştır, kendi kurtarıcınız sizsiniz" minvalindeki söylemlere zerre itibar etmiyorum. bu tarz görüşler kişisel gelişim kitaplarında bol bol mevcut. hepsinin ortak noktası "sizin tanrı'nız sizsiniz, isterseniz yapamayacağınız hiç bir şey yok" düşüncesidir.

    konuyla ilgili sözlükte verilen örnekler ile benim bahsettiğim kurtuluş aynı şeyler değil. bir kurtarıcı bekliyor iseniz önce kurtulmanız gereken şeyin ne olduğunu tanımlamanız gerekir. derdiniz (örneklerde de anlatıldığı gibi) siyasi konularsa, dünya'daki adaletsizliğe son verecek bir kurtarıcıysa hiç beklemeyin derim, sizin için zaman kaybı olur. ferisi'ler ve dindar yahudiler de tam olarak böyle bir kurtarıcı bekliyorlardı. elinde kılıcıyla yahudi ordusuna komutanlık edip, pagan roma'yı kutsal kentten (kudüs) kovacak bir kurtarıcıydı bekledikleri. isa, onların kafalarındaki kurtarıcı kavramına uymuyordu. her şeyden önce eli kılıçlı bir adam değildi, "sezar'ın hakkı sezara" diyerek yahudilerin en büyük probleminin roma imparatorluğu hükmünde yaşamak olmadığını söylüyordu. yönetimlere karşı gelmeyin diyordu. sakatları iyileştiriyor, körlerin gözlerini açıyor, ölüleri diriltiyordu.

    görkemli değildi, harika kıyafetleri ya da seçkin kızlardan oluşan bir haremi yoktu. sarayda yaşamıyor, halktan vergi toplamıyordu ama yahudilerin kralı olduğunu söylüyordu. "benim krallığım bu dünyadan değil" diyordu kral olup olmadığını soranlara. dünya'ya kurtarıcı olarak gelmişti, ama ona inanmadılar. onu kabul eden ve etmeyen tüm insanlar için canını verdi ve bu dünya'ya geliş amacını, tanrı'nın kurtuluş tasarısını yerine getirdi.

    şimdi ona iman etmiş tüm mesih takipçileri onun ikinci gelişini bekliyor. bekledikleri kişi ne bir siyasi figür, ne de başka bir şey. insanlar bu sefer tüm görkemiyle bir kral olarak gelecek isa mesih'i bekliyor. ilkinden farklı olarak bu sefer sessiz kalmayacak, onun kanıyla kurtuluşa erenleri yanına alıp, ona inanmayanları yargılamaya gelecek.

    kimine göre masal, kimine göre uydurma efsaneler. neye inanırsanız inanın, bu sizin kararınız. ancak insan'ı kendi tanrı'sı yapan kişisel gelişim kitaplarına itibar ederken bir kez daha düşünün. hayatınızda her şeyin kontrolünün sizde olduğu düşüncesi, başınıza gelen her olayda size daha çok stres, daha çok suçluluk duygusu ve yaşadığın hayattan tat alamama olarak geri dönecektir.

    evet dünya adil bir yer değil. bir yerlerde birileri aç, yoksul, sefil halde. ama bunun sorumlusu tanrı değil, bizleriz. günahlı doğamız nedeniyle bir kurtuluşa ihtiyacımız var ve o kurtarıcı iki bin yıl önce geldi. tekrardan gelecek, ansızın, hırsız gibi hiç beklemediğimiz bir zamanda gelecek. sorun şu ki, o geldiğinde uyanık mı kalacağız yoksa uykuda mı olacağız?
  • genelde, 2-1 geride oldugun macin altmisinci dakikasindan sonra, oyuna girmesi istenen oyuncu olur.
    lucescu'nun mesihi bulent akin, mancini'nin ise ceyhundu. ^^
  • "sen kendini değil bir kurtarıcıyı arıyorsun. bu yüzden kendini bir kurtarıcı için feda ediyor; kendin için etmiyorsun"(bkz: frederic fromberg)