şükela:  tümü | bugün
  • "nijadperestên bîjî ker di gûna we binê. türkçe: ırkçı piçler, eşek götünüzü siksin."
  • (bkz: yaw ere ere)
  • berxwedan jiyan e : yaşamak direnmektir.
  • çocuktan azcık daha büyükken yani hayatımı anlamaya başladığım yıllarda hep mutsuz olacağımı düşünürdüm. çevremde dört dil konuşuluyordu. türkçe kürtçe arapça ve zazaca. ben ise hiçbirini tam olarak bilmiyordum hepsinden az az, hep yabancı gibi herkese. okulda kürtçe kelime kullandığımızda aşımıza cetveli yiyince ya da sopayı evlerimizde anne ve babalarımız türkçe konuşmaya karar vermişti. öyle öğrendik ben ve çocukluk arkadaşlarım bir dili diğerlerinden daha iyi. sonra o azcık bildiğimiz diğer dilleri unutmaya başladık. kürtçe en az unuttuğumuzdu çünkü ne kadar istese de bir türlü kürtçe dışında bir dil konuşamayan büyüklerimiz vardı. neyse en sonunda kürtçeyi de unuttuk. birkaç kelime kaldı yalnız hafızamızda. hatırladığım birkaç kelimeden oluşan bir anadilim vardı. öksüz değildim ama eksiktim hep. tıpkı şu an bu başlığın altına kendi dilimden bir şey yazamamanın acısı gibi bir acı ya da burukluk hep içimde. kürtçe entry yoksa eğer bu sözlükte ya da yeterli derecede yoksa bu benim ayıbım değil. ben dilimi beynimden çıkarıp çöpe atmadım bana zorla ve hileyle unutturdular. şimdi kendi ana dilimi konuştuğumda bile hep yabancı bir dille konuşuyorum...
  • (bkz: ji bo ak parti'ye mehmet şimşek)

    zöge: niye lan güzel şarkıydı *.
  • her biji yek gulan. (ben bir bunu biliyorum sözlük)
    newroz piroz be. (bir de bu var.)
  • carna mırov jı yarê diya xwere dıbê yabo – gün olur insan anasının dostuna baba der
    bıla cwangê rokê bım, ne çêleka sed roji bım – bir günün boğası olayım, yüz günün ineği olmayayım
    heyfa cıwaniyê piri lı pêye – yazık gençliğe, yaşlılık ardından geliyor.
    kerê mıri jı gur natırse – ölmüş eşek kurttan korkmaz
    ya nare aş ya ji dıre aşvan dıkuje – ya değirmene gitmiyor ya da gidip değirmenciyi öldürüyor
    tu cehnemê nebini buhuşt bı te xweş nabe – cehennemi görmezsen cennet sana tatlı olmaz
    taji bı zorê nare nêçırê – tazı zorla ava gitmez.
    şeva reş keleha mêraye – kara gece yiğidin kalesidir.
    şıkefta sed pez heryê wê sed û yek pez ji heryê – yüz koyunun sığdığı yere yüzbir koyun da sığar
    ne dujmınê xeraba bın; dujmınê xerabiyê bın – kötülerin düşmanı değil kötülüğün düşmanı olun
    sımbêl bı pısika ji heye – bıyık kedide de vardır
    nan û pivaz hebe nexweşi çavreşiye – ekmek ve soğan olursa hastalık çekememezliktir
    navê gur derketiye; rovi dınya xera kır – kurdun adı çıkmış; tilki dünyayı yıktu
    dınya lı dınyê; çavê gur lı mihê – dünya durdukça kurdun gözü koyundadır
    rûyê reş ne hewci teniyêye – kara yüze is gerekmez
    ê dızya hıngıv bıke wê mêş pêvedın – bal hırsızını arı sokar
    ez çı dıbêjım bılûra mı çı dıbêje – ben ne diyorum kavalım ne çalıyor
    bırindar bı bırina xwe zane – yaralı yarasını bilir
    darê jı bıni nebır – ağacı kökünden kesme
    kûçık jı kê bıtırse bı wi ali dıreye – köpek korktuğu yana havlar
    malê çamêrki û xesiski wek hev dıre – cömerdin malıyla cimrinin malı aynı oranda harcanır
    serê du berana dı beroşkêde nakela – iki koçun başı bir tencerede kaynamaz
    mırov xwe bı destê xwe ne xurine xura mırov naşkê – insan kendini kendi eliyle kaşımazsa kaşıntısı geçmez.
  • xwîn bi xwînê nayê şuştin
    (bkz: kan kanla yıkanmaz)