şükela:  tümü | bugün soru sor
  • osman baydemir türkiye'de yaşamadı mı? o nasıl öğrenmiş?
  • kürtçe konuşamaman devletin değil ananın babanın ayıbıdır diyerek cevap verilmesi gereken, gereksiz polemik. türk devleti'nin resmi dili türkçe'dir ve sadece bunu öğretmekle görevlidir. ki, bu görevini ne kadar iyi icra ettiğini tartışabiliriz. üstelik bu resmi dil, bürokrasi dilidir. her devletin bürokrasi dili vardır ve bu dilde kayıt tutar. tek bir dilde kayıt tutması gelecek nesillerin bunu daha rahat analiz edebilmesi açısından oldukça önemlidir.

    ayrıca, kürtler hala kürtçe konuşabiliyorsa, hala kendi kültürlerini yaşayabiliyorsa, türk devletinin meclisinde siyaset yaparak, o devletin vergilerinden maaş alabiliyorsa, burada devletin bir suçu vardır diyemeyiz sanırım.

    edit: bu yazdıklarım her türlü farklı din, dil, kültür mensubu bireyler için geçerlidir. sizi toplumun geri kalanından ayıracak bir takım özelliklerinizin veya farklılıklarınızın var olduğunu düşünüyorsanız, bunların üzerine giderek yaşatmaya bakın. bunu, devlete ya da toplumun geri kalanına suç atarak, varlığınızı onların varlığına bağlayarak, onları ezmeye çalışarak, faşist gibi kulplar takarak yapmaya çalışırsanız, sosyal çatışmanın dinamiklerini de bizzat siz hazırlamış olursunuz. karşı taraf da kendi varlığını muhafaza etmek ve baskın duruşunu korumak için elinden geleni elbette yapacaktır. siz sırtınızı terör örgütlerine dayarsanız onlar da meşru kuvvetlerine yani devletlerine dayarlar. bu gayet açık.
  • kürtçe konuşamaman değil ama böyle konuşabilmen türk devleti'nin ayıbıdır.

    kürtçe kurs bile açıldı lan memlekette gidip öğrenseydin.
  • bi (bkz: türbanlı bacılar) bi selo her daim mağdur.

    hiç değişmiyor.
  • turkiye devleti kurtlere kurtce ogretmedigi icin suclanmiyor, ama ergen-aptal yazarlarimizin beyin islem gucleri bunu anlamakta zorlanmis gibi.

    25 ocak 1991: kürtçe yasağı resmen kalktı, fakat kürtçe hâlâ yasak, hâlâ "anlaşılamayan bir dil"...

    "kürtçenin "yasak" bir dil olması, cumhuriyet tarihiyle birlikte başlayan bir süreç. osmanlı imparatorluğu'nda "kürt" ve "kürdistan" kavramları resmen kullanılıyordu; kürt dili üzerinde yasak olmadığı gibi, ıı. meşrutiyet döneminde çok sayıda kürtçe yayın vardı. cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte kürtler ve kürtçe inkâr edilmeye başlandı; 1980'e kadar resmen yasak konmasa bile kürtçe konuşmanın bedeli hapis ve ölüm oldu."

    mustafa kemal, ocak 1923'te izmit'te yaptığı bir konuşmada şöyle diyordu: "kürt meselesi, bizim yani türklerin menfaatine olarak da kesinlikle söz konusu olamaz. çünkü bildiğiniz gibi bizim milli sınırlarımız içinde bulunan kürt unsurlar öylesine yerleşmişlerdir ki pek sınırlı yerlerde yoğun durumdadırlar. fakat yoğunluklarını kaybede ede ve türk unsurların içine gire gire öyle bir sınır oluşmuştur ki kürtlük adına bir sınır çizmek istesek, türklüğü ve türkiye'yi mahvetmek gerekir. sözgelişi, erzurum'a kadar giden, erzincan'a, sivas'a kadar giden, harput'a kadar giden bir sınır aramak gerekir. ve hatta, konya çöllerindeki kürt aşiretlerini de gözden uzak tutmamak gerekir. dolayısıyla başlı başına bir kürtlük tasavvur etmektense, bizim anayasa gereğince zaten bir tür yerel özerklikler oluşacaktır. o halde hangi ilin halkı kürt ise onlar kendi kendilerini özerk olarak idare edeceklerdir. bundan başka türkiye'nin halkı söz konusu olurken, onları da birlikte ifade etmek gerekir. ifade olunmadıkları zaman, bundan kendilerine ait mesele çıkarmaları daima beklenir. şimdi türkiye büyük millet meclisi, hem kürtlerin ve hem de türklerin yetkili vekillerinden oluşur ve bu iki unsur bütün menfaatlerini ve kaderlerini birleştirmiştir. yani onlar bilirler ki bu ortak bir şeydir. ayrı bir sınır çizmeye kalkışmak olmaz."

    1923 yılının kemalistler lozan'da emperyalistlerle oturdukları masadan, dörde bölünmüş bir kürdistan'ın bir parçasına sahip olarak kalktılar. kürdistan'ın diğer kısımları fransa'nın ve ingiltere'nin işgalinde olduğu için, kemalistler kürtler üzerinde emperyalistlerden aldıkları destek ve güçle büyük bir baskı uygulamaya başladılar. kuruluş aşamasında, mustafa kemal'in yukarıdaki konuşmasında verdiği türden özerklik vaatleri bir anda unutuldu, büyük bir sindirme ve asimilasyon politikası başlatıldı, buna direnmeye çalışan kürtler 1925-1939 arasında katliama tabi tutuldular. on binlerce insan, sadece kürt oldukları ve en doğal haklarını talep ettikleri için öldürüldü.

    tek ulus, tek dil yaratma gayreti içinde olan kemalistler kürt dilini ve kültürünü fiilen yasaklamışlardı. oysa bu yasağın maddi hiçbir dayanağı yoktu; türkiye cumhuriyeti'nin kuruluş zeminini oluşturan lozan anlaşması, aksine 39. maddesi'nde tüm tc yurttaşlarının dil haklarına güvence getiriyor, anadilin basın-yayın alanı dahil, özel yaşamda serbestçe kullanılmasına hiçbir engel konamayacağını belirtiyordu. türkiye devleti ise lozan anlaşması'nın göz göre göre çiğnedi; kürtçe yayın yapmak veya mahkeme karşısında kendisini kürtçe savunmak bir yana dursun, kürtçe bir kitap veya dergi bulundurmak bile insanları ölüme götürür oldu.

    1958 yılında ilk defa musa anter diyarbakır'da çıkan ileri yurt gazetesinde kürtçe bir halk şarkısı yayınlayınca kıyamet koptu. memleket bölünüyor, parçalanıyor çığlıkları arasında savcılar göreve çağrıldı. ancak yasalarda kürtçe yayın yapmayı engelleyen bir şey yoktu. kürtler canları pahasına kürtçe yayın yapmaya devam ettiler. bunlardan biri de 1977 yılında yayın hayatına başlayan roja welat gazetesiydi. gazeteyi çıkarmak için ankara valiliğine başvuranlar, polislerin ağır tehdit ve hakaretlerine maruz kaldılar. yılmadan gazeteyi çıkardılar, ancak bu kez de sıkıyönetim tarafından kapatıldılar.

    12 eylül darbesiyle egemenler yasalardaki "boşluğu" doldurmakta gecikmediler ve çıkardıkları `2932 sayılı yasayla türkçe dışında herhangi bir başka dil kullanmayı yasakladı`. ancak bu yasa pratikte işe yaramadı. milyonlarca insan kendi anadilini büyük bedeller ödemek pahasına konuşmaya devam etti, yine büyük bedeller pahasına kürtçe yayınlar yapılmaya devam edildi. buna uluslararası alandaki baskılar da eklenince, kürt halkının büyük direnişi sayesinde 25 ocak 1991'de kürtçe konuşmayı, hatta şarkı söylemeyi yasaklayan ve faşizmi aratmayan bu yasa yürürlükten kaldırıldı.

    ancak bu yasanın yürürlükten kaldırılmasının sadece lafta kaldığı, yine 1991 yılının sonlarında açık bir şekilde ortaya çıktı. shp milletvekilleri leyla zana, orhan doğan, hatip dicle meclis açılışındaki yemin töreninde kürtçe konuştukları için dokunulmazlıkları hiçe sayılarak `mecliste gözaltına alındılar, yıllarca hapis yatmak zorunda kaldılar`.

    1990'lı yıllarda kürtçe üzerindeki baskılar inanılmaz boyutlara ulaştı. kürtçe bir yayın yapabilmek neredeyse imkânsız gibiydi; en azından ağır işkencelerden geçmeyi göze almak gerekiyordu. her şeye rağmen kürtler kendi yayınlarını çıkarmaya devam ettiler. kürt sanatçılar üzerinde de büyük baskılar uygulandı. kürt sanatçı ahmet kaya, 1999 yılında magazin gazeteciler derneği'nin gecesinde kürtçe şarkı söyleyeceğini ve klip çekeceğini açıklaması üzerine linç edilme tehlikesi atlattı. ahmet kaya aleyhinde büyük bir kampanya başlatıldı ve kaya hayatının son iki yılını sürgünde geçirmek zorunda kaldı.

    milyonların konuştuğu bir dil olan kürtçe, aradan geçen yıllar boyunca baskı altında olmaya devam etti. son olarak kck davası adıyla başlatılan sindirme operasyonunda, kck üyesi olmakla suçlanan belediye başkanları savunmalarını kürtçe yapmakta ısrar ettiler. başkanların güçlü direnişi karşısında hakimler ne yapacaklarını şaşırdılar, kimisi kayıtlara "anlaşılamayan bir dil..." yazdırırken, kimi tercüman aracılığıyla savunmaları kürtçe almayı kabul etti.

    anadil gibi en temel insan haklarından olan bir hakkın özgürce kullanılamaması, türkiye'nin giderek kabaran insanlık suçları listesinin üst sıralarında bulunuyor.

    kaynak
  • asagi yukari her yazan insan suna benzer seyler soylemis:

    "devletin resmi dili türkçedir, kimse kürtçe konuşamazsın diye bir yasak koymadı ortaya."

    ya siz beyinsizsiniz, ya herkesi beyinsiz zannediyorsunuz. turkiye'nin bok icinde olmasina istinaden birinci secenegi daha olasi buluyorum, ortalama vatandasi senin gibi olan devletin burnu boktan kurtulamaz.

    lan daha 15 sene olmadi diyarbakir'da insanlar "isyan" olarak kurtce muzik dinliyorlardi. otobusler diyarbakir il sinirina girince kurtce kaset takiliyordu, benim gibi kurtce'nin k'sini duymamis bebeler paralel bir evrene gitmis gibi oluyordu.

    ne sacmaliyorsunuz gerizekali vatandaslarim? kurtce konusmak, -lan bugun bile- ayrimciliga ugramak icin, dayak yemek icin yeter ve gerek sebep. resmi dille ne alakasi var lan bunun?

    memleket gercekten cok ala ya, milletini anasini sik, bok yedir, kes, dogra, bombala, tehcir et, soyunu kir, dilini yasakla, kulturunu yok et, ondan sonra "surekli magdurlar yea". ulan beyinsiz gavat, hic bir iki dakika oturup dusundun mu bir memlekette nasil bu kadar magduriyet oluyor diye? senin gibi anlayisi kit, zihni kit, beyni kit insanlar yuzunden olmasin?

    hani bi fikra var ya, yolda arabayla gidiyor eleman, herkes karsi seritten uzerine geliyor, sonra gidiyor arkadasina "sizin memleket ne garip, surekli yanlis seritte araba suruyorlar" diye anlatiyor. hayatta basiniza boyle seyler gelince soyle kafanizi elinizin arasina alip 30 saniye dusunun, ne kadar beyinsiz olursaniz olun gercegi gorebilirsiniz.
  • edit: işbu entry demirtaş'ın yanlışlarını kategorik olarak sahiplenmemekte, yalnızca ilgili konuya dair fikir beyan etmektedir.

    bu ayip anasinin babasinin sucu degildir. daha linki acma zahmetine katlanip haberi bile okumaktan acizsin irkci dostum. diyor ki demirtas:

    "zazacayi biliyorum. kürtçe ve soranice’yi de biliyorum. ama siyasal değerlendirme yapmada zorlanıyorum. bundan dolayı türkçe değerlendirme yapıyorum. evet, bu bir ayıptır. ama, bu benim değil, türk devletinin ayıbıdır. onların asimilasyon politikalarının ayıbıdır. ana dilimde her şeyi konuşmayı çok isterim. zazaca, kurmanci, sorani ve diğer lehçelerde. bu bizim için bir eksiklik olabilir. ama bizim için bir utanç değildir, bu onların utancıdır."

    yani neden sokak ve ev kurtcesini konusuyorken resmi veya akademik manada kurtce konusamiyorum diyor. nedenini de bugune degij surmus asimilasyon politikalarina bagliyor. dune kdr kurtce dil kursu acmak dahi yasakti.

    anlamadan dinlemeden hemen karsi cikmayin, biraz anlamaya calisin insanlarin derdini. korkmayin hain olmazsiniz, yine sevin ulkenizi.
  • bu beyefendinin, 25 ocak 1991'de resmen kaldırıldığı söylenen yasak nedeniyle kürtçe konuşamadığını düşünen süper zekalı büyük politik analist arkadaşlar var!

    arkadaşım sakın yanlış anlama ama, yasağın kalktığını söylediğin tarihten bu yana tam 25 yıl geçmiş. kürt siyasi hareketinin liderliği iddiasındaki biri için (ki, söz konusu beyefendi kürtçü partinin eş başkanıdır), kürtlerin mağduriyeti edebiyatının temel argümanı olan "anadilini" öğrenmek için 25 yıl yeterli bir süredir. engelsiz 25 yılda anadilini öğrenmeyen bir "anadil" savunucusunun olayının ne olduğunu bilemedim ben. bilen varsa ve anlatırsa dinlerim.
  • kürtçe, esasen ingilizce gibi evrensel bir dildi ama biz, pis türkler yüzünden yayılamadı. sen önce doğalgaz ve elektrik faturalarını öde kardeş. türk devletinin esas ayıbı, doğu'da tahsil edemediği doğalgaz ve elektrik faturalarını bana fazla ödettirmesidir.