şükela:  tümü | bugün
  • türkiye cumhuriyeti'nin beşte dördünde yaşayan türklerle beşte birinde yaşayan kürt nufusun konuşup anlaşıp el sıkışarak birbirinden ayrılmaları eyleminin ihtimali.

    daha önce kürtler/@marpione entrysinde yazdım. kürtler osmanlı imparatorluğu'na dahil olan türk dışı milletlerden kalan son grup bu ülkede. diğerlerinin hepsi bir ya fırsatını bulup kaçtı ya da savaşta kaybettik gittiler. sonuçta yeni ülkemizde kaldık kürtlerle başbaşa.

    yalnız onlar da başından beri gitme derdindeler. bunu da defalarca denediler. bu konuda ortada ciddi bir insiyatifleri var. bu steklerine karşı bizim devletimizin uyguladığı politikaların hiç biri de başarılı olmadı. başarılı olmayı bırak resmen yangına körükle gidildi.

    bugün gelinen noktada kürtlerin yaşadığı bölgeler bir kara delik oldu terör yüzünden bütçemizin büyük bir bölümünü yutuyor. para harcandığı yetmiyormuş gibi can da harcanıyor. bunlar da yetmiyormuş gibi devamlı pkk'nın estirdiği terör sayesinde toplumun huzuru kaçmış durumda.

    bugün faşizan bir söylemle de olsa tartışmaya açılan bir konu var. ülkenin o kısmının geri kalanına faydası nedir, zararı nedir? açıp da rakamlara bakınca görüyoruz ki faydası olabildiğine az, tam tersi orda oluşan çatışma her konuda bu ülkenin elini kolunu bağlıyor. bu ülkeyi bir gemi olarak düşünürsek bir kısmında delik var ve devamlı olarak ordan içeri sular (hatta kan) doluyor.

    neden korkuyoruz kürtlerle ayrılmaktan? bırakın şimdi klasik hamaset söylemlerini. kız aldık kız verdik vs hikayelerini. yüzyılların kardeşliği falan da kalmadı zaten ortalıkta. hoş ben hiç birine düşmanlık duymam ama toplumun haline bakarsak iki taraf ta birbirine nefret okuyacak hale geldi.

    neden korkuyoruz orda kürtleri kendi haline bırakmaktan? ne yapacaklar sanıyorsunuz? 10 yılda çağdaş medeniyet seviyesine mi ulaşacaklar sanki? deli gibi kalkınıp yarın bize savaş mı açacaklar? o topraklar yetmeyecek de kalkıp ankara'yı, yozgat'ı izmir'i mi istemeye kalkacaklar. hangi bahaneyle?

    olacakları en fazla sıradan bir ortadoğu ülkesi olmak olur. bu aşiret sistemiyle, kendi içlerindeki kültürle olsa olsa bir başka ırak veya bir başka suriye olurlar. önümüzdeki 50 yıl da bellerini doğrultamazlar. benim şahsi görüşüm ilk gazla bir 10 yıl kalkınırlar. sonra onların da devletini aşiret reisi ve mafyaları ele geçirir. ne uzayan ne de kısalan bir ülke olur çıkarlar. o coğrafya da adam gibi ekmek olsaydı biz yerdik. yok öyle bir şey. yani güçlenip yarın öbür gün bize zarar falan verecekleri yok. onlar orda karınlarını doyurma safhasını geçip kalkınıncaya kadar biz zaten çoktan fersah fersah yol almış oluruz.

    hem zaten "türk üstünlüğü" delisi delikanlılarımızın da istediği bu değil miydi? herkesin türk olduğu, türk hissettiği onurlu bir devlet için yapılmadı mı her şey başından beri. 19. yy da imparatorluk çatırdamaya başlayınca ve herkes bizi terketmeye başlayınca paniğe kapıldıkları için önce osmanlıcılık sonra da o olmadı bari türkçülük yapalım diye çıkmadılar mı ortalığa?

    kurtuluş savaşından sonra yeni kurulan cumhuriyetin ilk ve en önemli hedefi bir millet bilinci oluşturmak olmadı mı? bunun için sistematik bir şekilde türkçülük propagandası yapılmadı mı? bu nedenle azınlıkları kaçırmadık mı bu ülkeden? bu nedenle kürtleri türkleştirmeye çalışmadık mı? hep en büyük korkumuz içimizde azınlık olursa gene gelip birileri onları kışkırtır da bulgarlar, rumlar, ermeniler gibi onlar da bizi arkadan bıçaklar olmadı mı? bu ülkenin ilk 50 senesi "milletleşmek" için harcanmadı mı?

    şimdi gelinen noktada çok açık bir durum var ki bu politika ülkenin kürtler hariç tüm kısımlarında tuttu. kürtlerde tutmadı zira çok kalabalıklar. diğer ufak etnik gruplar için "türk" olmak manalı ve avantajlıydı. bu sayede ülkenin ana akım kaynaklarından faydalanabildiler. türk olmakta bir aidiyet ve kimlik bulabildiler. kürtler bu kimliği bulmayı bırak yüz çeviriyorlar.

    bu türk üstünlükçü gençlerdeki en büyük ikilem de bu zaten. sevmiyorlar kürtleri. kimisi cidden ırkçı ondan sevmiyorlar, kimisi "tecrübelerinden dolayı" sevmiyor, kimisi terör yüzünden çoktan soğudu. buna rağmen hala da hiç biri "yahu madem istemiyorlar bizi siktirip gitsinler" demiyor. bir tür sevgi-nefret ilişkisi kurdular. kürtler hiç bir yere gidemezler ama hiç birini de sevmiyoruz modunda takılıyorlar.

    kürtleri anlamak gibi bir dertleri yok. onlarla bu ülkeyi paylaşmak gibi bir istekleri de yok. misal kanada'da olduğu gibi nüfusun bir bölümünün türkçe bir bölümünün de kürtçe konuştuğu bir ülkeye hazır değiller. kürtçe tv kanallarına, kürtlere özel okullara, kürtçe film oynatan sinemalara da hazır değiller. resmi yazışmalarda kürtçe'nin geçerli olmasına, mahkemede isteyenin kürtçe ifade vermesine, universitelerde kürtçe bölümleri olmasına ve bu tarz bilumum değişikliklerin hiç birine açık değiller.

    yani ne emmeye ne de gömmeye geliyorlar. bir bakıyoruz hepimiz kardeşiz ayakları, bir bakıyoruz kalleş kürtler. paylaşamıyorlar bu ülkeyi kürtlerle. onlar istiyorlar ki kürtler hem bu ülkede kalsın, hem onların istedikleri gibi davransın, hem de ses etmesinler. kendi dillerini bırakıp bizden biri olsunlar.

    olmuyorlar işte kardeşim. olmuyorlar. kafalarında onların kendilerine ait bir ülke var. bu istek kafaya bir kere girince çıkmıyor. araya o kadar kan girmiş artık. güneydoğu'da binlerce evden, aileden çıkmış ceset var. adamlar sizin tepeden bakmacılığınızdan da nefret ediyorlar. itilip kakılmaktan, devamlı şüpheli ve hain muamelesi görmekten de bıkmış durumdalar.

    bu ülkeyi bir şirket gibi düşünün. irili ufaklı bir sürü ortak var ama bunların büyük bir kesimi bir çok konuda çoktan anlaşmış durumda. çoğunluk hisseleri onların elinde ve şirketi yönetiyorlar. fakat bir ortak var. hatırı sayılır da bir hissesi var. devamlı sorun yaratıyor. yönetim kurulu toplantılarında olay çıkarıyor, personelin içinde hizipleşme yaratıyor, şirketin kurumsallaşma çabalarını baltalıyor, onların yönettikleri birimler de düzenli olarak zararda. bu şirketi siz yönetseniz ne yapardınız?

    ben ne yapacağımı söyleyeyim. al buyur kardeşim senin hisselerinin karşılığı budur, al bunları git şurda ötede kendine yeni bir şirket aç. hem bizim kafamız rahatlasın hem de senin kafan. olur da bizle ticari rekabete girmek istersen de götüne güvenen borazancıbaşı hadi eyvallah derdim.

    çizelim sınırları, koyalım gümrükleri, giriş çıkış içinde vize prosedürü geliştirelim. herkes de yapsın tercihini. doğuda mı yaşayacaklar yoksa batıda mı? doğuda yaşayacaklar bir güzel taşınsınlar kendi ülkelerinin kalkınması için uğraşsınlar. batıda kalanlar da bağlı olduğu ülkenin yasalarına tabi olmayı ve onun kültürü içinde yaşamayı öğrensinler.

    hani hep söylenen bir safsata vardır ya kürtlere özerklik verirsek başkaları da isteyecek. komple saçmalık. kim ne isteyecek ki başka? lazlar mı ayaklanacak? gürcüler mi devlet isteyecek? çerkesler mi ayrılma derdine düşecekler? güldürmeyin adamı allah aşkına başka kim var ki bu ülkede bu tarz taleplerle gelebilecek nüfus yoğunluğuna sahip? bir tek kürtler var.

    kalanlar olarak da bizler koyalım şapkamızı önümüze. ne yapmak istiyoruz? avrupa'nın bir parçası mı olacağız? ona göre hedefler koyalım. yasalarımızı biraz gevşetelim, zira kürtlere avantaj olmasın diye biz de yarı diktatörlük sayılabilecek kanunlara tabi yaşıyoruz. bu savaşa bir son verileceğinden askeri harcamalarımızı kısalım, o paraları eğitime ve yatırıma aktaralım. artık türkler olarak başbaşa kaldığımıza göre kültürümüze vakit ayıralım, geliştirelim. vergilerimizle adam gibi yatırımlar yapalım, kazandığımızı topa mermiye yatıracağımıza kalkınmaya harcayalım.

    kafalarımız rahatlasın. sokakta yürürken nerde patlama olacak diye düşünmeyelim. devamlı etnik bir politik doğrucuktan, hamaset edebiyatından falan kurtulalım. ortadoğu'dan olabildiğince uzaklaşalım. kültüründen de sıkıntılarından da. kendimize yeni bir yön çizelim, o yönde ilerleyelim ve kalkınalım. adam başı minimum 20 bin 30 bin avroları hedefleyelim ve bunun için çalışalım.

    -------

    yukarda yazılanları okurken gözleri faltaşı gibi olup da kızaran türk milliyetçisi az biraz dinle. senin önünde üç yol var.

    ya bunları yapacaksın ve öz be öz türk vatanında kafan rahat bir şekilde kalkınmaya çalışacaksın.

    ya bunları yapmayıp daha 30 sene daha savaşıp paranı siktiriboktan bir savaşa harcayacaksın, ülkende huzurunu yitireceksin, evlatlarının cesetlerini gömeceksin. bitmez bu savaş.

    ya da artık kafanın dikine gitmeyi bırakıp bu ülkede daha demokratik, daha çoğulcu, daha paylaşımcı, kürt azınlığa da haklar veren bir sisteme geçeceksin. savaşı bitireceksin, yasalarını düzenleyeceksin, o bölgeye silah için değil de insanların kalkınması için para harcayacaksın.

    kürtlerle bu gerginlik sürdüğü sürece de emin ol her zaman onları destekleyen birileri çıkacak. bu bir gün araplar olacak, bir gün avrupa, bir gün amerika.

    sen ve senin devletin bu sorunu nötralize edecek, o bölgede yabancıların kaşıyacağı bir yarayı kapatma konusunda başarısız oldunuz. plan ve programlarınız tutmadı. sonunda geldiğimiz nokta karşılıklı olarak bir kaybet-kaybet durumundan ibaret.

    ne onlar mutlu ne de biz mutluyuz. bu tavırlarla bu düşünce yapısı ile de bir çözüm falan olacağı yok. bu gidişle 30 sene daha ürettiğimiz zenginliği oranın dağlarına dökmeye devam ederiz, gencecik adamları da toprağa veririz.

    ben sizin savaşınızdan da, kürtlerin savaşından da sıkıldım. iki tarafın da milliyetçiliğine de etnik kimliğine de kafam girsin. ben artık eli yüzü düzgün, kaynaklarını kalkınma için kullanan, çocuklarına adam gibi eğitim veren, içerisinde terör olmayan, savaş olmayan, kan davası olmayan, hedefi olan bir ülke istiyorum.

    madem ki anlaşamıyorsunuz ayrılın da bitsin bu işkence. sizin teranenizi çekmek zorunda değiliz biz artık. siz birbirinizi yiyeceksiniz diye bizim huzurumuzu da bozduğunuz yeter.

    ayrılın da ne haliniz varsa görün!
  • kürtler ayrılsın ve babasının evine gitsin o zaman.bu medeni öneri karşısında ancak bu kadar saçmalayabildim kusura bakmayın.buyursunlar terketsinler türkiyeyi ve türkleri.buyrun kapı açık.bu rahat edemeyen kürtlerin eğer varsa öyle bir baba evleri kimsenin kimseyi tuttuğu yok.güle güle.ama mevzu bahis türkiye topraklarından sa istedikleri, onu nah alırlar işte.
  • öncelikle ayrılıkçı kürtlerin sınırı nereden çizecekleri, batıya göçmüş kürtleri ne yapacakları, ellerinde üretim adına hiç bir yatırım yokken nasıl bir ekonomi kuracakları, kendisini türk vatandaşı olarak gören doğu kısımdaki türkler'e neler olacağı konusunda bir takım cevaplar ürettikten sonra ütopya yaratmaya başlamalı bence ayrılma isteği içindekiler. ayrıca bir gün birisinin diğer gün diğerinin (abd, araplar, avrupa) ipiyle kuyuya inen bu arkadaşlar yapayalnız kaldıklarında ne yapabilecekler? olası bir amerikan işgali durumunda kime sığınacaklar? ayrıca bu çatışmaların bitmesinden (türkiye ordusu-pkk) zarar görecek silah endüstrisi hissedarları için kürdistan yeni bir cephe olacaktır kesinlikle ve bu işin sonu zaten gelmeyecektir. ütopya yaratıp konuşmak serbest. ama es kaza bu ütopya fazla ciddiye alınıp da aksiyona geçilirse o zaman kan getirirler adamın ağzından maazallah.
  • sanırım, türk nüfus güneydoğu'yu verip sorundan kurtulmayı seçse bile kürtlerin ayrı bir devlet kurmayı istemeyecek olmasından dolayı düşük bir olasılıktır.
    sanırım diyorum çünkü bir türlü bilmiyoruz, kürtlerin ne kadarı ne istiyor. bunun nedeni düşünce özgürlüğünün önündeki engeller olduğu kadar, kürtlerin bu konuda net bir tavrının olmaması sanırım.
    el sıkıp ayrılma kararını diyelim ki türkler verdi, alın devletinizi çorak topraklarda, gidin başımızdan dedi. bu karar verildiğinde, batı illerinde kürtlerin barınma şansı ortadan kalkacak, türkler tarafından (resmi bir zorlama ile değil, türk halk tarafından) alın işte devletiniz orada denecek ve kürtler batı illerinde iş ve aş bulamayacaklar, düşmanlık görecekler, perişan olacaklar. bunu kürtler isteyecek mi? muhtemelen hayır. yani doğudaki kürtler belki isteyecek ama batıdakiler pek istemeyecek, arzach zaten batıda yaşayan herhangi bir kürdün ne düşüneceğini yazmış.
    peki o zaman zaten sorunun çözümü aslında çok mu kolay? yani aslında pek çok demokrat türkün de istediği gibi kürtlerin üzerinde baskılar tamamen kalksın, kendi dillerini kültürlerini rahatça ortaya koyabilsinler hatta yerel yönetimlerine özerklik tanınsın, kimse ayrı devlet falan istemeyecek, sorun bitecek mi? bunlarla ilgili bir itirazım yok da, sorunu ortadan kaldıracaklarından kuşkuluyum. kürtlerin birincil talepleri bölgedeki baskının kalkması, kürt kimliğinin tanınması vs olmakla birlikte bunların üzerinde talepleri olan kesimin içinde çoğunluğun nihai talebinin güneydoğu anadolu'da bağımsız bir devlet sahibi olmak değil, türkiye içinde türklerle birlikte "kurucu unsur" olarak anılmak, hem türkçe yanında kürtçe'nin de resmi dil sayılması, okullarda isteyenlere kürtçe eğitim için de devletin kaynak ayırması gibi bir durumun olabileceğini düşünüyorum. düşünüyorum çünkü kimin ne istediğini de bilmiyorum tam olarak. zira bir taraf konuşturmamaya kararlıyken, diğer taraf da (dtp) kendini pkk'dan soyutlayıp da kendi başına konuşacak şekilde bir yetiye sahip değil, öyle olunca da doğal olarak karşı taraf da kısır döngüyü kırıp da dinlemeye gayret edemiyor.
    şimdi bunları yazınca "ulan bunlara hak verirsen özgürlük verirsen bırak g.doğu'da devlet kurmayı, türkiye'nin tamamını ele geçirmeye çalışacaklar, o yüzden en ufak bir taviz verilmemeli" diyorum gibi bir anlam çıkmamalı. sadece bu ayrılık işi bizde türkler istese bile kürtlerin yanaşmayacağı bir şey gibi görünüyor gözüme, onu diyorum.
  • ortadoğu gibi kaynayan bi coğrafyada, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı trafiğinin en yoğun yaşandığı yerde, milyarlarca dolarlık rant için mücadele eden, ekonomik ve siyasi hakimiyet kurmak isteyen büyük güçlerin kuklası bir terör örgütünü, türkiye de ki kürt kökenli vatandaşlarımızın sözcüsü; ayrı devlet fikrini de sadece insanca yaşamak isteyen bu insanların en büyük hayali zannedenlerin, "olm bana bıraksınlar, 2 dakkada çözerim bu işi" tarzında ortaya attıkları ihtimaldir.
  • karsilikli nufus mubadelesi olacaksa, batidaki kurt doguya, dogudaki turk de batiya donecekse seve seve hay hay diyecegim oneridir. lakin bendeniz de baska bir cozum ongorememektedir. kuzeyli italyanlar guneyliler onlardan sadece daha fakir diye ayrilma isteklerini durmadan dile getirirlerken, arada bundan belki 20 misli daha fazla gelir, kultur farki olan dogu icin bizim hala yok yere vatan evladi kaybetmemiz, bu bitmeyecek savasa milyar dolarlar harcamamiz artik tabu gibi algilanan bu konuyu tartismaya acmaya fazlasi ile yetmistir. sehitler verildikce zihinlere iyiden iyiyie yerlesmis bu ihtimal artik daha fazla dile getirilecektir, kimse gucenmesin, darilmasin, birilerini karsilikli vatan haini ilan etmesin.
  • konuyla alakalı olabileceğinden: (bkz: musa anter/#6907638)
  • istanbul'daki, ankara'daki, izmir'deki ve diger bati illerindeki milyonlarca kurt'u goz onunde bulundurmak gerekir boyle bir ihtimalin hesaplanisinda. yoksa plan onlari trene bindirip guneydoguya gondermek midir?

    cumhuriyet doneminde turkler ve kurtler et ve tirnak olmuslardir artik, onlari ayirmaya calismak, bunu cozum olarak sunmak da gereksiz ve kotu niyetli bir yaklasimdir ancak. cozum kurt halkina haklarini vermektir. emin olun kendi dilini konusabilen, verdigi verginin karsiliginda ikinci sinif bir vatandaslik degil de hak ettigini alan, hor gorulmeyen, iskence ile, koy yakma ve zorla goc ettirilme ile terbiye edilmeye calisilmayan kurtlerin ayrilma gibi bir dertleri olmayacaktir. ki bu durumda teroristler de en onemli propaganda araclarini yitirmis olacaklardir.

    eger bu yazdiklarim sizin icin bir sey ifade etmiyorsa kisaca sunu soyleyeyim: istanbul'da, ankara'da, bu ulke topraginin her karisinda kurtlerin de hakki vardir, ve onlarin bu haklarindan vazgececegini sananlar fena halde yaniliyorlar.
  • tarif edilen ayrılma ve sonrasında olacaklar kapitalizmin felsefesinin emrettiklerinden farklı değil. zaten başlığı açanın şirket hissedar benzetmesinin buradan çıktığını düşünüyorum.

    kastettiğim kapitalist felsefenin tarifi için sinema tarihinde güzel bir örnek aklıma geldi. 1961 yapımı judgment at nuremberg diye bir film vardır. filmde nazi savaş suçlusu alman yargıçların amerika tarafından yargılanmasını izleriz. film adı dahil adaletin tecelli etmesi üzerine olsa da, 2.dünya savaşından bugüne tarihsel perspektifi de işin içine katınca adaletin olmadığı bir dünyanın tarifidir kanımca. zaten film 1961'de savaştan çok sonra çekildiği için bizim durduğumuz yerle savaş arasındaki bir zamanın ürünüdür ve film finalinde 1949 ile 1961 periyodunun hesaplaşması yapılır. 1949 nuremberg duruşmalarının ömür boyu mahkumiyet kararı verdiği hiç bir suçlu 1961'de hapiste değildir notunu düşer yönetmen. hepsi salıverilmiştir. araya sokuşturulmuş bir karakter daha vardır filmde. genç rolfe. mantığıyla hareket eden günümüz insanı rolfe yaşlı yargıca ömür boyu hapse mahkum ettiği nazilerin beş sene içerisinde serbest bırakılacağını söyler. yargıç genç rolfe bunun yaşadığımız zamanlar içinde(hemen 2.dünya savaşı sonrası) mümkün olabileceğini ama sonuçta doğru olmadığını söyler.

    aynı şekilde amerika 2. dünya savaşı sonunda yenilen japonyanın imparatorluk ailesini yargılamaz. bir bakıma şinto dininin yayılmasıyla görevli japon imparatorluk ailesinin japonlar için tanrı hükümdar olduğunu da belirtmek gerekir. her iki örnekte amerika savaştığı ülkenin halkı tarafından saygıyla anılan insanları yargılamamakta fayda görür. burada kapitalizmin ile alakalı belirgin bir niyet yatıyor. savaşı kazandığının bilincinde olan amerika o ülkelerle olan geleceğini yokuşa sürmemek için savaştığı ülkenin sivillerini karşısına almıyor ve ne japon imparatorluk ailesini ne de alman yargıcı ortadan kaldırmıyor. bahsettiğim her iki örnekte amerikanın seçiminde belirleyici etken siyasi ya da ekonomik fayda sağlamaktır.

    türkiye devleti bu felsefe ile hareket etseydi güney doğuyla ilgili siyasetinde fayda sağlamayan ulus devlet ideolojisini terkederdi. abdullah öcalanı hapisten salar, kürdistan seçimlerinde işine gelen adayı desteklerdi. türk malı silahları dahil mallarını kürdistana satar, bölgenin zenginliğini ticaret yoluyla sömürürdü.

    yaşadığımız zamanda ve yakın gelecekte böyle bir türkiye devletinin oluşabileceği ihtimalini görmüyorum. sonuçta ekonomik genişlemenin bir ahlakı olmadığını kabul edecek bir türkiye devletine kadar özerk yönetim, toprak verme ve kürdistan fikirleri tabu olmaktan öteye geçemeyecek.
  • kürtlerle medeni bir sekilde yaşama ihtimaline eşittir.