şükela:  tümü | bugün
  • ilk sayısı aynı zamanda thkc geleneğinin '74 sonrası iki büyük parçasından birini oluşturan kurtuluş'un geleceğin dev-yol kadrolarıyla yollarını ayırmasına denk düşer. bu yüzden "yol ayrımı" başyazısıyla çıkmıştır. dergide yayınlanan yazılar, hem sınıf içerisinde yürütülecek çalışma ve örgütsel dönüşümle cephe'nin fiilen gençlik hareketine sıkışan perspektifinin aşılması gereğini vurgularken, hem de kemalizm ve kürt meselelerinde (görece yalıtılmış tikko ve yeni yeni filizlenen kürt örgütleri dışında) misak-ı milli anlayışında takılıp kalmış o dönemin devrimci hareketinde bir sıçramayı ifade eder.

    o güne kadar cephe potansiyelinden faydalanarak kurulmaya çalışılmış diğer örgütler kalıcı örgütsel başarılar elde edemedi. esasında dev-yol ve kurtuluş da benzer güdülerle harekete geçen eski cephecilerden oluşan örgütlerdi, hatta diğer thkc-devamı örgütlere göre daha geç ortaya çıktılar. buna rağmen örgütsel alanda da yeni kitle bağları kurmakta da thkc'yi katbekat aşan bir pratik sergilediler.

    gerçi düşünüyorum da... 12 eylül karşısındaki hezimetleri açısından da thkc'yi aynı oranda aşmalarına bakılırsa kazın ayağı öyle değilmiş diyorum. örgüt de, kitle de, kadro da, merkez de bir günde sır olup siliniyorsa koyarım götüne öyle başarının.

    neyse, başladık madem daha devam edelim. kurtuluşçular darbeden hemen sonra "ricat taktiği uyguluyoruz" palavrasıyla sıvışıp güzelce ortadan kayboldular. militanlar, sempatizanlar ve evlerini örgüte açmış kitle bağları ise cuntayla başbaşa kaldı. hala bile bir gün örgüt geri gelecek diye bir yerlerde bekleyen birkaç devrimci vardır, eminim.

    12 eylül'den sonraki yıllarda ise ciddi bir dönüşüm geçirdiler. stalin takıntısını aştılar, troçkistlerin en yakın müttefiklerinden biri haline geldiler. sonra feminizme daldılar. glasnost ve prestroykadan etkilenip sosyalist demokrasi teorilerini geliştirdiler. solda birlik projelerinin hemen hepsinde yer aldılar. ama bir yandan da kendi içlerinde bile bölünüp durdular. büyük bir inatla inatla bulundukları bütün platformlarda kendilerini kurtuluşçu olarak tarif etmeye de devam ettiler. mesela ödp ve sdp içinde sürekli olarak kurtuluşçu gruplar oldu.

    yıllar içinde kendilerini geliştirmelerine saygı duyuyorum ama madem hayat sizi kurtuluş sosyalist dergi'de başladığınızdan çok başka yerlere savurdu, neden kendinizi hala '75 toplantılarında durduğunuz yerden tarif etmeye çabalıyorsunuz? neden hala '76 haziran alıntıları? bitti hacım onlar.
  • thkp-c kökenli olup da bana oldum olası sempatik gelen tek grup. nedenini bilmiyorum. tanıdıklarım genellikle akıllı ve düzgün adamlar/kadınlar olduğu için olabilir. ama kurtuluş'tan da birkaç dingil tanıdığımı şu an hatırlamış olduğumu düşünürsek, kendisini "kürt solu" filan saymayıp da daha 1970'lerin erken yıllarından itibaren kürt meselesine gereken hassasiyeti gösteren iki hareketten biri (diğeri de "biz" idik zaten!) olduğu için de olabilir. diğer örgütler de kürtler yok demiyordu ama misak-ı millî'yi içselleştirmişlerdi. devrim olacak, ankara'ya komünistler yerleşecek, kürtler de otomatikman kurtulmuş olacaktı, o kadar.

    1980 öncesi ksd (kurtuluş sosyalist dergi'nin kısaltması) ya da kurtuluş olarak anılan, sonrasında bir ara adları tkkkö (türkiye ve kuzey kürdistan kurtuluş örgütü) diye geçen ama genellikle sadece kurtuluş diye anılmaya devam eden bu gelenek bugün bazıları troçkist olan birden fazla grupta/partide yaşıyor sanırım. 1980'lerde kıran kırana kadın sorunu ve sosyalist demokrasi tartışırlardı kendi içlerinde, ben de dergilerinden (yeni öncü, yeni aşama, sonra bir de haftalık gazete çıktı adı neydi) izlerdim. böyle böyle memlekete bissürü feminist, bissürü de troçkist kazandırdılar işte. ama ne demiş eskimolar, ortaya çıkma vakti gelmişse, engel olamaz ona kimse...**
  • kendileri hakkında neden çıktıklarını aşağıdaki gibi izah eden dergi.
    http://soldiyalog.com/kurtulus/443.html

    chp nin de ve bu arkadaşların chp ye bakışının da halen değişmemiş olması da ayrıca dikkat çekici.