şükela:  tümü | bugün
  • kimdir nedir, necidir bilmem ama belli ki taraf'ın en pis işlerine talip oluyor. özel yetkili cemaat savcılarına destek atmak için, ilhan cihaner'in 1998-99'da jitem soruşturmasını devletin emriyle açtığını yazmıştı. ahmet insel ve sezgin tanrıkulu'ndan sağlam bir ayar almış.
  • bu değerli, taraf gazetesi yazarına göre, ak parti zihinsel arka planı , ( bilinç altı ) idris naim şahin tarafından yapılan, uludere ( roboski ) katliamına ilişkin açıklama ile artık gizli gündem olmaktan çıkartılmıştır.

    edit:http://www.taraf.com.tr/…hin-akp-nin-bilincalti.htm
  • kürt sorunu konuşulacaksa onun üstüne analiz yapacak gazeteci yok artık pek piyasada. ayrıca diğerleri gibi televizyona çıkmıyor böylece yıllardır aynı şeyleri dinleyip durduğumuz adamlar gibi yormuyor, he bir de yıllardır çıkıp aynı şeyi tutturamayanlar var, bi öyle bi böyle konuşanlar. isim vermeye gerek yok.
  • "ahmet altan bugun veda yazisini yazicak" diye bir tweet atan taraf gazetesi yazı işleri müdürü.. biravo!
  • kurtuluş tayiz galiba kürtleri aptal sanıyor. geçenlerde abdullah öcalan'ı bir övmüş bir övmüş. insan elini biraz vicdanına koyar. bu kadar yüksekten atılmaz. utanmazsa abdullah öcalan'ı peygamber, filozof yapacak başımıza. abdullah öcalan'nın ne kadar korkak ve vasıfsız bir insan olduğu herksin malumu.

    ilgili yazı:

    `http://www.duzceyerelhaber.com/…ayiz-ocalan_basardi`
  • neşe düzel'in selahattin demirtaş ile yaptığı röportajdan fevkalade rahatsız olmuş köşe yazarı/gazeteci. o kadar ki, 23 nisan tarihli köşe yazısında, neşe düzel'e, bu entry'nin yazarının çok zavallı bir tarz olduğunu düşündüğü, isim vermeden yazıda tenkid etme usulüyle saldırmış.

    kurtuluş tayiz gibilerinin bu tarzı sık sık kullanmaları tesadüf değil. böyle yapılınca yazının tamamını bir muğlaklık kaplıyor ve "bunlar", "onlar" gibi tanımlamalarla, neşe düzel gibi birisi bile ulusalcılarla aynı kefeye atılabiliyor. kurtuluş tayiz, içine ulusalcılarla beraber demokrat muhalifleri de atabileceği bu kefeye bu yazıda "beyaz türkler" demiş. bedel ödememiş, akp'ye muhalif oldukları için beyaz türk etiketine müstahak kişiler...

    bu yazıdaki demagojinin tek numunesi bu değil tabii ki. bir de şöyle demiş kurtuluş tayiz: (alıntı başı) "bu esnada muhataplarının gözlerinin içine içine bakarak, kaçacak bir yer bırakmamayı da ihmal etmiyorlar.

    devletin dize getiremediği, boyun eğdiremediği pkk’lı komutanlar ve kürt siyasiler en çaresiz anlarını bu röportajlar ve göz teması sırasında yaşıyor." (alıntı sonu)

    kimmiş bu gözünün içine bakıldığı için kaçacak yer bulamayan? selahattin demirtaş mı? kurtuluş tayiz dalga mı geçiyor? kimse selahattin demirtaş'ı tanımıyor mu zannediyor? selahattin demirtaş'ı tanıdığımız muhakkak olduğuna göre, böyle bir yazının hedef kitlesi kimlerden müteşekkil acaba?

    kurtuluş beyimiz, bütün bu yazı boyunca, şu günlerde demokrasi hususunda ifade edilen şikayet ve tereddütlerin esasına dair en ufak bir itiraz getiremiyor. akp'nin demokrat muhaliflerine saldırabilmek için tek yapabildiği suları bulandırmak. bu bulandırmayı da, kemalistlerin vaktiyle çok sevdikleri "zamanlama manidar" argümanıyla yapıyor.

    şöyle demiş kurtuluş tayiz. "ama bu haklı endişenin pkk silah bırakmaya başladığı sırada zuhur etmesi, kabul edelim ki komik duruyor."

    neşe düzel'in mi, hasan cemal'in mi demokrasi endişesi yeni zuhur etmiş? komiklik yaptığını mı zannediyor kurtuluş tayiz?

    köşe yazarımız, şu sıralar pek revaçta olan bir demagoji marifeti ile, akp'nin muhaliflerini barışa karşı olmakla itham ediyor. şöyle demiş: "biraz daha abartılırsa imralı ve kandil, kötü bir şey yaptıklarını düşünerek tekrar silaha sarılabilir."

    orijinal bile değil. yıldıray oğur şablonundan çıkan klişelerin en bayatı.

    yazısını şöyle tamamlamış kurtuluş tayiz:

    "yıllardır büyük bedeller ödeyen kürtlerle, dindarlarla, alevilerle, sosyalistlerle, memurlarla, işçilerle, beyaz yakalılarla, hatta girişimci türk burjuvazisiyle beyaz türklerin arzuladığı demokratik sistem arasında bir benzerlik yok. bunu bilmelerinde fayda var."

    burada tasvir edilen koalisyonun, gülünçlük derecesindeki imkansızlığı bir yana, bu paragrafı yazarken utanmış mıdır acaba kurtuluş tayiz?

    şu son paragraf, az bir şey farklı bir hususa işaret etse bile, ecehan balta – foti benlisoy'un 29 mart tarihli yazılarındaki bir cümleyi hatırlatıyor: zaten “yandaş” sıfatını gani gani hakeden kalem erbabı da daha şimdiden solla kürt hareketinin arasını açmak için elinden geleni ardına koymamakta.
  • taraf'taki görevinden gazetenin sahibi tarafından alınmış eski taraf gazetesi çalışanı. taraf yazarları da başar arslan'a iletilmek üzere bir bildiri kaleme almışlar.
  • bu zat gezi meseleleriyle ilgili attığı twitlerde aşağılayıcı, insafsız ve polis şiddetine alkış tutan tutumuyla iyice ne olduğunu belli etmiştir. bir de kendini komik ve yaratıcı zannediyor. çakma yıldıray oğur. oğur'da iticilik varsa da sıksan en azından biraz yaratıcılık, bilgi, komiklik var. bunda o da yok.

    "rakı, balık ve onuncu yıl marşı; beyaz türklerin devrimden, demokrasiden anladığı bu, söylemedi demeyin" yazmış bir twitinde.

    bir de: "ülkemizdeki gelişmelere çok üzülüyor" diyip kendisinin aksine baya şirin bir köpek resmi koymuş.

    komik mi? değil.

    itici mi? allahına kadar.
  • bu kişi an itibariyle haber türk kanalında kürtlerin karakol protestoları için bdp'lilerin provakasyonu diyor. itici.