şükela:  tümü | bugün
  • kirli camasirlar, gomlekler bi yere yigilir..
    iclerinden en temiz olani secilip giyilmesi olayi...
  • kuru temizlemeciyle hayatımda bir kere işim olmuştur, ve anlamışımdır ki dünyanın en titiz insanları çalışmaktadır buralarda. parayı bile ütülediklerinden şüpheleniyorum, zira adam resmen "kendi ellerimle temizledim iyi bak" der gibi önce eliyle düzleştirip, özenle ikiye katlayarak uzatmıştır bana, (ben hoyratça cebime tıkıştırınca kimbilir nasıl içi kıyılmıştır) ayrıca naylon torbanın da ağzını gererek iki kanadını hizaya getirip tutmalık deliği iyice düzgünleştirdikten ve elin geçirilmesi için en rahat, en geniş boşluğu elde ettikten sonra sonra bana sunabilmiştir.
    ellerine geçen her şeyi hazır orda gerekli makineler varken presleyip, ütüleyip, 2 boyutlu, olabilecek en düzgün hale getirme gibi bir uğraş edindikleri kanısındayım.
  • uc dort sene once istanbul film festivali'nde oynayan bir fransiz filminin adi.
  • tekstil üreticilerinin bazı giysilerin üzerine yalnız kuru temizleme etiketi koymasına sebep olan mafya çeşidi. bu ortaklığın kökeni, başlangıcı nerelere dayanıyor, kaç yıldır kuru temizlemeciler sevdiği giysisini mahvetmekten korkan insanlar sayesinde ekmek yiyor bilinmez ama şu bir gerçek ki bunlar çok uyanık çoook. genellikle* çok şık, çok pahalı veya çok güzel giysiler üzerinde görüyoruz bu etiketi. e tabii bu pahalı giysiyi hele de o etiketi gördükten sonra makinaya atıp yıkamak ya da leğenin içinde foştuk foştuk çitileyip ovmak sıkıyor biraz. sıktığı gibi kuru temizlemecinin de iyisini, klasını arıyoruz. aman ben bozmadım başkası da bozmasın cici elbisemi hedemi şeklinde. ama palavra çoğu.
    üzerine bol miktarda kestane şekeri şurubu dökülmüş şantuk mudur keten midir bilemiyeceğim bir takım elbise iyi isim yapmış kuru temizlemecilerden biri* tarafından beceremedik biz bunu temizlemeyi şeklinde iade edilmiş ve fakat takımını çöpe atmaya kıyamayan vatandaş soğuk su ile deterjan dahi kullanmadan takımı temizlemiş akabinde kurutup ütületip giymiştir.
    ikinci vakada ise dar geldiğinden yıllarca dolapta beklemiş, giyilmemiş ve durduğu yerde leke olmuş bir etek daha önce edinilen tecrübe üzerine herhangi bir kuru temizlemeciye götürülmüş, kuru temizlemeci lekeyi incelemiş ve dolapta dururken olduğunu öğrenince bu tür lekelerin şeytan işiolarak nitelendirildiğini ve asla çıkmadığını beyan ederek birkaç solüsyon dökerek gerçekten çıkmadığını göstermiş ve eteği tezgahın arkasına bile geçirmeden iade etmiştir. yine pek sevgili eteğe kıyılamamış eve ulaşınca bilimum nazik mazik çamaşır suları ile muamele edilmiş ve sürpriz sonuçlar alınmıştır. koyu krem rengi etek artık beyaza bakan kemik rengine dönmüştür ama olsundur çöpe gitmemiştir.
  • bir aşk üçgenini anlatan etkileyici bir fransız filmi. orjinal ismi ne kim oynar kim yönetir bilinmemekte... sıradan bir hayat süren sıradan bir çiftin hayatlarının farkında olmadan yönünü değiştirmelerini, değişik hazlar peşinde koşmalarını anlatır.
  • leke olmus ,kurumustur. tirnakla kazinir, kir cikartilir. iste kuru temizleme budur. *
  • etiketinde
    bir adet leğende el ya da leğende su sıcaklığı bulunan
    giysiler ya da battaniye, o, bu, şu almak ile
    kapısından girilmesine gerek kalmayan
    garip makina, askı, plastik poşetler, koca koca fos foos diye ses çıkaran ütüler ve değişik insanlar
    bulunan dükkanda yapılan işlemin adı.
  • pamuklu kumaştan yapılmış bir takım elbisenin temizlenebileceği yegane noktadır. aslında yapılan ıslak temmizliktir. leke çıkarma kısmını bilemem ancak verilen pantolon, ceket vb giysiler ismini hatırlayamadığım bir kimyasal sıvı ile muamele edilerek yıkanıyor. bu kimyasal materyalin özelliği ise pamuklu kumaşa zarar vermemesi. daha sonra ütülenip teslim ediliyor. birden fazla kere tecrübeyle sabittir ki, elde, narin şekilde, en kaliteli deterjanlar optimum seviyelerde kullanılarak dahi yıkanan pamuklu kumaşlar deforme olur ve kullanılamaz hale gelebilirler. bu da ilerleyen zamanlarda maddi sıkıntılara sebep olabilir. aksini denemeyiniz, tahriklere kapılmayınız.
  • su yerine bazı petrol ürünleriyle yapılır, aslında kuru bir ortamda gerçekleşmez. kuru temizleme fikri, joly belin adında bir parislinin, 1800 lü yılların ortalarında, giysisinin üzerine "kazayla" kerosen dökmesi ve temizlendiğini farketmesiyle ortaya çıkmıştır. bugün ise perkloroetilen denilen bir madde daha yaygın bir biçimde kullanılmaktadır.

    kısaca "perk" diye bilinen bu madde toksik özellikler gösterir ve bu yüzden kuru temizlemeden yeni çıkarılmış bir kıyafetin kapalı ortamda tutulması sağlığa zararlıdır.

    aslında bir çok kumaş kuru temizleme gerektirmez, ne var ki bu işlem kumaşın ömrünü biraz daha uzattığı için bir çok üretici firma kıyafetlerin üzerine "sadece kuru temizleme" etiketi basmaktan ve insanların sağlığını tehlikeye atmaktan çekinmez.