şükela:  tümü | bugün
  • polis ekip otolarının dahi girmekte zorlandığı ve hatta çoğu zaman giremedikleri, akşam saat sekizden sonra ahalisinden hiçkimsenin ayık olarak dolaşmadığı bataklık. garip bir yerdir, mahalle deseniz değil, köy deseniz değil, şehirin içi deseniz hiç değil. bir tuhaf suç merkezi. içerisinde bakkal, manav dükkanları var fakat onlar da bi değişik. örneğin bakkallarda dibi kesik pet şişeler satılır. içeriyi tanıyan biriyle girilmediği takdirde bu girişin çıkışı olmayabilir, ölümcül neticeler ortaya çıkabilir.
  • izmir'de yaşasan da hiç göremediğin yerler arasındadır. doğma büyüme izmirli olmama rağmen bu semti görmüşlüğüm yok ve olmayacak da. anlatılanlardan edindiğimiz bilgiler neticesinde vardığımız nokta bu oldu maalesef.

    hadi buranın görülecek herhangi bir güzelliği yok, o yüzden kaybımız da yok yani. ancak turistik yer olarak anılan kadifekale'yi de benzer nedenlerden dolayı göremedim ben. midyecilik yapmaya soyunmazsam, belli ki orayı da göremeyeceğim.
  • eski adıyla tepecik yeni adıyla yenişehir mahallelerinden biridir. genellikle müstakil evler ve tek tük eski apartmanlar bulunur. roman kökenlilerin ve kaçak göçmenlerin yoğunlukla yaşadığı bölgedir. yenişehir postanesinin yanından girilen sokakla kuruçayın göbeğinden giriş yapmış olursunuz. oldukça genç bir nüfusa sahiptir fakat bu gençler genellikle yaşından beklenemeyecek derecede büyük gibi davranırlar misal 5 yaşındaki bir çocuk birader sigaran varmı diye sorabilir.karşısında hilal ve tenekeli mahalle bulunurki buralarda kuruçay kadar hareketli ve hararetlidir. gündüz normal varoş semtlerden farkı yok iken kuruçay gece karekteristik özelliğini gösterir.her köşe başında 3lü 5li gruplar halinde gençler dikelir ve bazı evlerde farklı renklerde ışıklar dikkati çeker. arabayla geçerken cama bir şey lazımmı abi diye vurulmasıyla irkilirsiniz.mahalle aralarında simsiyah camlarıyla içi görünmeden gezen doğanlara ve şahinlere bolca rastlamak mümkündür. genelde halk kapının önünde oturur ve birbirlerini tanır. dışarıya karşı kapalı bir mahalledir yabancıya şüpheyle bakarlar. bir keresinde arabayla geçerken zorla durdurulmuşluğum ve başıma birşey geleceğini hissetmemle kaldırımdan arabayı zıplatarak kaçmışlığım vardır.ağır roman filmindeki hava bu semtte fazlasıyla hatta filmden bile fazla vardır. kadifekale farklı olarak kürt kökenli vatandaşların oturduğu bölgedir.kadifekale sırtlarından aşağı sallanarak kuruçaya hemen varılabilir. fakat bu yolculuk gece yapılırsa çok çok tehlikeli olabilir. buna rağmen kadifekale gezip görülesi bir yerdir hatta izmirin en güzel manzaralı yeridir denebilir.arabayla gidilen yol sakindir.eşrefpaşadan yapıcıoğlu yönüne dönülüp anacaddeden (rakım elkutlu cad) 5 dk ilerliyerek ulaşılabilir.
  • yolunuz bigün izmir kuruçay'a düşerse mutlaka sigara için özellikle torbacı içimlik sigarasından ikram ederse demeyin keyfinize.
  • izmir'in yenişehir semtinde bulunan me$hur mahalle. roman nufusuyla bilinir. suc orani harbi cok yuksektir. bunu bir nevi kanitiyla gormek isterseniz google'a "kurucay izmir" yazip gelen sonuclarin yarisinin gazetelerdeki gasp/kapkac/cinayet haberi oldugunu goreceksiniz. kadifekale, ikiçeşmelik, tenekeli mahalle ile beraber izmir'in onemli abuk yerlerindedir uzun lafin kisasi. kibariye'nin tepecikli parcasinda ismi gecer.
  • hemen önünde bir lise ve özel üniversite bulunduran, yerlileri tarafından murtake diye hitap edilen suç oranın yüksek olduğu, altay taraftarı çoğunluğu ile bilinen bir farklı semt. önündeki lisede okuduğumdan dolayı iyi bildiğim ancak tanıdığınız olmadığı takdirde ne telefon, ne de cüzdanla çıkabileceğiniz yer. uyuşturucunun bini bir para olduğu ve önündeki lisenin demirlerinin sökülüp satıldığına da şahit olmuşluğum vardır. lise müdürünü döner bıçağıyla kovalamıştı 12-13 yaşlarında ki bir çocuk. altay - balıkesirspor maçıydı, polislerle bir münakaşa yaşadı bu murtakeli arkadaşlar ve ne yunus ne çevik dinlemeden bornova sokağında adeta ölümüne çatıştılar. sorun nasıl çıktı, neden çıktı bilinmez. zaten onlar için önemli olan sıkıntı çıkmasıydı.
  • gerçekten de izmir sosyetesinin alışveriş için tercih ettiği semtlerdendir.*
  • bugün içerisinden geçtim. böyle bir salaklığı neden yaptığımı hala sorguluyorum. sol göğsümün altında bir kesikle ayrıldım. izmirden nefret etmeme sebep oldu. bu yer nasıl var, niye var diye sorguluyorum saatlerdir. patlatsınlar burayı, yıksınlar falan. inanılmaz bir ortam var içeride. romanlarda filmlerde göreceğiniz cinsten. kızlarda erkeklerde belalı. herkes atarlı. herkesin ağzı çok bozuk. herkesin silahı var. kızlar meşreplik seviyor, adamlar allahlık maçoluk. herkes birbirine yan bakıyor. burada ne işin var diye beş kişi aynı anda adam sıkıştırabiliyor. torbacı diye bir meslek yok herkes torbacı burda. kahvehanede millet ot içiyor fosur fosur. herkeste ot, hap var. sürekli bir ses yükseliyor. yaşlılar dönüp bakmıyor bile. gençler alakalı, elleri hemen silahlarına gidiyor. balkonda oturan hanımlar roman havası söylüyor. kimsenin gerçek ismi yok, herkes takma ismiyle çağrılıyor.

    bir daha girmem. girmek istemem, asla. neden duruyor arkadaşım bu mahalleler? ben türkiyede böyle bir gerçekliğin varolabileceğini bilmezdim, inanmazdım. tarlabaşı yanında bodrum sahili gibi kalır. iyi ki istanbul'da yaşıyorum dedim. yanıbaşımda böyle bir yerin varlığını bilsem uyku uyuyamam. şöyle rahat bir zaman bulunca burada yaşadıklarımı ayrıntılarıyla yazacağım, ibret olsun.

    sakın gitmeyin. tez zamanda insanlarıyla kalkınması umuduyla.
  • gündüzün o saatinde, başka yerde açık söğüşçü bilmediğim ve bir anda canımın çekmesi sonucu, tenekeli ile arasında seçim yapmak zorunda kalınca,
    metroya yakın diye murtakeye girmeye karar verdim.

    4 yıldır mahallenin içine hiç girmediğim için bu kadar boka batmış olduğunu asla bilemezdim.

    eskiden beri, etrafındaki gettonun en alt ve belalı tabakasını temsil eden mahalle olsa da; benim gibi toros'ta büyüyüp romanların kodlarını az çok bilen biri için kolay kolay sorun çıkmayacak bir yerdi.

    tabi hiçbir şey eskisi gibi kalmıyormuş bunu da öğrenmiş oldum.

    hilal metrosunda inip köprüden çayın karşısına geçince ege mahallesi muhtarlığıyazısı ve yanında mahallenin ana caddesi devam eder.
    bu yoldan dümdüz ileriye doğru gittiğinizde karşınıza market, kasap, altay kulübünün derneği, kahvehaneler, manav ve seyyar söğüşçü gibi bilumum dükkanlar ve daracık yolun üstüne bağdaş kurmuş gibi görünen, kapı önünde ve balkonlarda oturan roman ablalar bulunur.
    söğüş yedikten sonra yolun ilerisinde, mahallenin son kısmına yakın olan kahveye oturup çay içeyim dedim.
    çayımı söyledikten sonra yan masadaki dayı bana ufak bi iş koyup "bişey lazım mı bilader" dedi; ben istemediğimi belli ettim.
    zaten mahalleye söğüş yemeye geldiysen ekonomiye bi katkın olduğu için kimse sana kolay kolay salça olmaz alışveriş yapmadığın için.

    ama ben dayanamayıp sordum dayıya,

    - abi eskiden muhtarlıktan buraya yürüyene kadar en az 10 tane genç salça olurdu ne lazım diye. hayırdır mahalle ölmüş, kimse yok dedim piyasada.

    -amına koduğum bonzaisi yüzünden herkes bi kenarda bayılıyor bilader, kimse görüntü yapmıyor sokakta, mahallede ot yerine bu bok satılıyor diye de memurlar daha çok ayar oluyor zaten, dedi.

    sonra kahveden kalktım, yürüye yürüye, eski sümerbank binalarının olduğu, otoban tarafına çıkan, özellikle gece yürürseniz korku filmi platolarını aratmayacak kadar ürkütücü, yolun iki tarafında göğü kapatacak şekilde ağaçların olduğu, metruk binaların sıra sıra dizildiği bölgeye, mahallenin arka çıkışına yöneldim.

    sonra 3 tane çocuk gördüm. son sokağın yanından geçiyordum.
    duvarın arka tarafında bayılmış, en fazla 16-17 yaşlarında, burunlarının ucunu göremeyecek hale gelmiş ve ağızlarından köpükler gelecek kadar aciz vaziyette.
    o yürümekle bitmeyecek gibi görünen sümerbank yolu boyunca aynı manzarayı tekrar görmemek için dua ettim.

    hayatımın belki de en sinir bozucu anlarından biriydi. ilk defa bad trip yaşayan birini görmemiştim; ama sanırım kahvedeki torbacının sözlerinden sonra daha bir anlam kazanmıştı bu durum.
    eskiden ayıplanan, asla bulaşılmayan lanetler artık hayatımızda kanıksamaya başladığımız şeyler mi olacak?

    bu mahallenin 4 tarafını kademeli olarak insani iletişime kapatan devlet, belediye hangisiyse,
    neyi amaçlamaktasın?

    anladık burası izmir'in lağımı, ki zaten çayın özellikle şu mevsimde yaydığı koku da bunu özetler nitelikte. ama sırf varoş diye bu derece kaderine terk edilmemeli buralar.

    yarın öbür gün o paha biçilemez araziyi dönüştürecek olduğunuzda,
    etrafa dağılacak olan bu insanları, kullanımına mani olmadığınız saçma sapan kimyasallarla mutant haline getirmeye devam ederseniz, başka problemler için davetiye çıkaracağınızı bir tek biz mi görüyoruz acaba?

    tanım: acilen 10 sene önceki halini geri istediğim,
    altay taraftarının renkli bir kesimini temsil eden,
    organize işler filminin "tabut dümeni" bölümünün çekildiği,
    izmir'in en eski roman mahallelerinden biri.
  • ilginç bir şekilde sanırım 40 yılda bir o taraftan geçenler tarafından (ne bilim hastane var orada oraya gidiyordur belki ya da gıda çarşısında işi vardır) garip garip bilgiler yazılmış hakkında. sanırım bu arkadaşlar tepeciği komple kuruçay sanıyorlar, yok ole bişi. kadifekale'den salınınca kurucay'a ulaşabilecegini düşünen arkadaş var,bu kesinlikle o bahsettiklerimden.

    kadifekale'den aşağı salınırsanız basmaneye ulaşırsınız, ya da kapılar'a yada yesildere'ye ama bunların içinde kuruçay yoktur. zira kadifekale'den kurucay'a ulaşmak isterseniz öncelikle yeşildere sonrasında tepecik/yenidoğan (çukur mahalle adıyla da bilinir) en sonunda da zeytinlik mahallesini gecmeniz gerekir. tabi tüm bu yolu katederken götü elinize alma ihtimaliniz bir hayli yüksek. adı kuruçay değil diye bu bahsettiğim yerleri güvenli yerler zannetmeyin. cükünüzü keserler, bir bakmışsınız gitmiş.

    lakin ki ille de gidicem ben, farklı bir deneyim yaşamak istiyorum diyorsanız eğer, mutlaka ama mutlaka tanıdık birisini bulun ve onunla gidin. sakın ha sakın o kişinin yanından ayrılmayın. öyle misafiri a.s. laflarıyla kurtaramazsınız götü. tabi ki illa hemen sizin yalnız olduğunuzu görünce kesme işlemine başlayacak değiller. önce bi salça olurlar, sonra keserler. fakat ilginçtir (ki değil aslında romanları tanıdıktan sonra) tanıdık biriyle birkaç defa gidip götü elinize almadiysaniz eğer, o mahallenin eğlenceli farklı yüzünü de görme şansınız var. roman mahallesi olm sonuçta kriminal hayatlarının oluşturduğu bariyeri geçtikten sonra ailelerle dolu roman kültürüyle çevrelenmiş güzel mahalle yada ne bileyim oralarda büyüyünce aşina oluyorsunuz birçok şeye.

    hilal'de değişik bir mekandır bak. kibariye oralıymış bak, babannem anlatır. anasıyla zamanında iki çift laf etmislikleri varmış. zamanında tekelde çalışırlarken hilal'den ( ne sandınız amk roman mahalleri her zaman böyle degildi) geçerlermiş öyle tanışmışlar. neyse iyisimi siz çankaya'dan öteye gitmeyin. zaten basmane'ye ayak bastığınız anda şehrin havasının birden nasıl değiştiğine tanık olacaksınız ve anlayacaksınız ki siz çok yanlış yere gelmissiniz.