şükela:  tümü | bugün
  • geçmiş yıllarda bir para kazanma sevdasına düşüp kuryelik yaptığım günlerde sık olmasa da karşılaşmıştım ara sıra.
    siparişini teslim etmişiz, parayı almışız veya postan çekmişiz, demez mi "ya acaba şu çöpleri giderken atabilir misiniz?" şeklinde.

    bencilliğin bu kadarı diyorum. düşünün elinizde zaten kask var, pos cihazı var. üstelik motorda en az 5-6 paket varsa ve patron da "çabuk at gel daha çok sipariş var." dediyse, bulunduğunuz ilde de koca bir sokakta 2-3 tanecik çöp konteynırı varsa neden süremi heba edeyim senin için?

    hayır da diyemiyorsun ki, "kusura bakmayın efendim çok siparişim var acelem var." desen suratını asıp, yemeksepetine girip hız kısmına 1 verecek çöpünü atmadım diye.
    patron da "olum bu ne müşteriyle mi takıştın yoksa müşteri olum o ne hallerle yükseltiyoruz puanı." diyecek.

    özellikle kadınlar yapıyor bunu ya da ben öyle denk geldim.
    ablacım sıkılaşacağım diye gidip apış arası kokan salonlarda paran ile yoruyorsun kendini saatlerce. ekmek aş yemiyorsun meriççiğim belimi kalçamı beğensin diye. bir zahmet at çöpünü.

    bu arkadaşların bir de (bkz: kurye gelirken sigara alabilir mi diyen müşteri) şeklinde tipleri var.
    bu bir ara çoğalmıştı çalıştığım yerde çünkü gece geç saatlere kadar açıktı.

    herifler sigarasını içkisini aldırıyordu, bedavadan hamallık resmen. paketleri hızlıca götürüp yemeksepetinden yüksek puan almaya çalışmanın yanında, bir de bu beyefendilerin sigara hamallığını yapıyorsunuz düşünün.

    patrona da gına geldi 1 tl 1.5 tl fark almaya karar verdi ve bunu izah ediyordu da.

    bir gece izah etmeyi unutmuş müşteriye, sigara alınacak. gittim adrese etrafta tekel bulamadım. bir de yağmur başladı ufaktan yağmurluk yok, yorulmuşum akşama kadar motor üstünde dizlerim ağrımış soğuktan karşı sokağa gidip geldim geri.

    elemana verdim siparişi 1 lira fark ücreti eksik. bu hiç "iyi geceler" vs. demeden kapıyı kapatırken
    dedim "pardon 1 lira eksik de."
    şaşırdı şerefsiz. bön bön baktıktan sonra "nasıl eksik?" dedi tabi açıkladım "efendim"li cümlelerle.
    bu başladı "ayıp arkadaşım bak rica ettik şurda 1 liranın lafını yapıyorsun elindeki kağıtta yazan parayı verdim işte. daha fazlasını isteme hakkın yok" gibilerinden çıkışta bulundu bana şaştım kaldım.
    "arkadaşım para benim cebime girmeyecek standartımız böyle patron ile konuşun." desem de bağrıyor çağrıyor.
    sigarayı almıştım elinden. sigara parasını da geri verip "uğraşamam seninle." deyip arkamı döndüm ki bu yemeği bana doğru yere atıp bağırmaya başladı "ver paramı lan" şeklinde.
    devamını anlatmaya gerek yok.
    sonuç; yemeksepetine şikayet, patronun azarı ve orospu çocuğu içsin diye alınan sigaranın 1 saatte tüketilmesi idi.
    bu da böyle bir anımdı.

    -herkes hala kibar.

    -imla.
  • "ekstra 2 tl karşılığında çöp atma hizmeti" seçeneğini işaretlemediyse haksız müşteridir. o çalışan senin hizmetçin değil.

    az ye de kendine bir uşak tut lafı tam da bu hadise için söylenmiş olsa gerek.
  • terbiyesizliktir
  • onların yaptığı ayrı bir terbiyesizlik, yazarın yaptığı ayrı bir terbiyesizliktir. sen ne hakla hoşuna gitmeyen bir durum oldu diye elalemin yaşantısına hatta kocasına, sevgilisine dil uzatıyorsun? senin de o anlattığın insanlardan farkın yok. hakediyorsun.

    ayrıca işletmenin böyle bir şeye baştan izin vermemesi gerekiyor. yemeksepeti de adaletsiz puan sistemine itiraz edildiğinde durumu değiştiriyor. gereksiz bir ağlama.
  • nadiren de olsa sürekli sipariş verdiğim yerden telefonla sipariş verirken bakkal siparişi de verdiğim olmuştur. bakkal yolun üstünde zaten.
    buna karşılık kurye arkadaşa binbir teşekkür ve hakkı olan bahşişi de bırakmayı asla ihmal etmedim.
    insan ilişkileri karşılıklıdır. iyiliğe karşı iyilik yapmak zorundayız.
    bu durumdan bihaber mallar maalesef çok. siz o mallardan olmayın.