şükela:  tümü | bugün soru sor
  • sevdiğiniz ama eften püften bir mevzu yüzünden kalbini kırdıktan sonra bir şekilde hayata gözlerini yumarsa bu arkadaşınız, o zaman çok acı çekersiniz, cevap alamasanız bile defalarca yanına gidip özür dilersiniz.
  • kişinin kendini, insanlıgını ve hayatı sorgulamasına neden olan durum. uzun yıllarca* herşeyi paylaşmış, dosttan öte bir kavram yaratmışsınızdır birlikte. hiçbirşey girmemiştir, giremeyecektir de aranıza. çocuklugunuzdaki kadar basit olmadıgını yasamın, bir gün anlatır size sevgili dostunuz. bir hiç ugruna yıkar geçer hayatınızı, sevginizi çiğner; sevdikleriniz içinse başka planları vardır. neyin nasıl oldugunu anlamadan biricik sırdasınız, kabusunuz haline dönüverir hayatınızın her noktasını ince ince karartan. tanıyamazsınız... ayrılık başlar, nefret bile edemeyecek kadar bitmiştir herşey. tüm duanız hergece yatarken dilinizden düşürmediğiniz "allah onu benden, sevdiklerimden ve sevdiklerimin sevdiklerinden uzak tutsun"dur. aylar boyunca geceleri barısma, kavusma rüyaları görseniz de olmayacagını, olmaması gerektiğini bilirsiniz. belki cook ilerde bir gün, yıllar sonra bir zaman yollarınız kesişecektir ve siz tüm hesapları sereceksinizdir önüne. cok uzun zaman sonra, o günün asla gelmeyecegini ögrenirsiniz hiç ummadıgınız bir yerde, alakasız bir şekilde. sadece cenaze ve adıdır duydugunuz tesadüfi bir mekanda. hiçbirşey aynı kişi oldugunu göstermese de bilirsiniz "o" oldugunu. sonra kesinleşir hersey. yoktur artık. bir uyusma sarar heryerinizi. hiç tanımadıgınız bir insanin ölümü bile mahvederken sizi neden üzülemediğinize kahrolursunuz. ve sonra anlarsınız ki bir insan asla iki kere ölmez. üç uzun yıl önce biricik dostunuzun intiharına aylarca aglamıs ve sonsuzluga gömmüşsünüzdür kendi ellerinizle.
  • çok boktan bir mevzuydu küsme nedenimiz. küçük küçük biriken sıkıntılar aptal bir mevzunun üstüne hep beraber patlamıştı. üniversiteye yeni girmiştik daha, çocukluk yapmışım şimdi bakınca. ara ara denk geldik farklı ortamlarda, merhaba merhaba. haberini alıyordum sağdan soldan, köpek almış falan. yıllar ve tek tük başarısız barıştırma çabaları geçti aradan.

    nisan ayı sonuydu, bir gece bir barda gördüm uzaktan. beni görmedi, tütün sarıyordu. lan dedim hiç değişmemiş ipne, hep bir ilginçlik peşinde. yok çizim kursuna gider, yok keman dersi alır, teleskop, akvaryum cart curt. gittim yanına selamlaştık, sarıldık hatta, konuştuk uzun süre. unutmuşum ne kadar komik olduğunu, küp şeker taklidi bile yapsa adamı güldürebileceğini. tütün sardı bana, içtim. sarıldık yine ayrılırken, görüşürüz dedik. kalpten söyledim, arayacaktım.

    mayıs ayı başıydı, şirketteydim. telefon geldi, arayan da benim gibi küstü onunla. beraber görmüştük barda. ölmüş dedi. trafik kazası. gazetede görmüş, aranacaklar arasında değildik tabi yıllar sonra. oturdum, çay vardı elimde, elim yandı. yakın arkadaşın mıydı diye soranlara evet dedim kısık sesle. çok yakın arkadaşımdı. tıkandım birden ağlayamadım.

    cenazesine gittik, annesi geçen hafta bizi gördüğü için çok mutlu olduğunu söyledi arkadaşımızın. ağladım o zaman, çok ağladım. arasaydım bizimle geçirebilirdi belki o geceyi diye düşündüm, arasaydım.

    telafi edecektik oğlum geçen zamanı.
    iki rakı masasına bakardı.
    arayacaktım, aklımdaydı...
  • niye küstüğümüzü bile hatırlayamıyorduk ikimizde ama küsmüştük işte. küsmüştük toplam 2 duraklık bir mesafede. her gün evinin önünden geçerdim. sadece aklıma gelirdin. bir gün yolda durdurdun, görüşelim be dedin annem de özledi seni. gelsene bir kahve içimi...

    tamam dedim ama gelmedim. ha bugün işim var ha yarın uğrarım amaan günler bitti mi giderim bi ara vs. bir sürü şey ekledim ve görmedim seni duymadım sesini yeniden.

    çok değil sanırım iki üç hafta sonra bir gün o bitmez dediğim günler bitti senin için. ölüm haberini bir otobüste aldım hiç tanımadığım adamlardan. onlar konuşurken duydum sen onlar için ayşe'nin çocuğu idin benim içinse bundan sonra keşkelerle başlayan cümlelerim. sustum duyunca, zaten ölümlere ilk tepkim hep susmaktır. sonra gülmek hadi ordan be demek. gerçek olduğunu anlamam uzun sürmedi. önceleri hiç ağlamadım biliyor musun sen ölünce. tek bir şey vardı aklımda: neden sen? bu kadar kötü insan varken neden sen seçilmiştin. ölmek sadece kötülere yakışan bir şeymiş gibi düşünüyordum. ama sonra anladım belki de iyiler önce gitmeliydi. bu boktan dünyanın saçma sapan işleyişinde mutsuzluktan daha fazla pay almadan canınız yanmadan gitmeniz iyiydi belki...

    günler geçti ve ben annenin yanına da gidemedim. korkaktım yüzüne nasıl bakacaktım. demeyecek miydi ah be çocuğum senden söz etti geleydin iyi olurdu bekledik seni diye. kaçtım hep kaçtım...

    ahh be insan bir tek kendinden kaçamıyor. upuzun zaman geçti birkaç kez girdin rüyalarıma hiç konuşmadın ama. barışmak için uzanan elini tutmadım diye kırgın gittin biliyorum. orada bile küstük sanki hala.

    mezarına geldiğimde bedenin toprağa karışmıştı belki çoktan, ağladım anlattım sustum dinledim ağladım ... bir dal uzun marlboro bıraktım sana.

    sen gittin ben çok şey öğrendim.
  • babamın iki gün önce başına gelen hadise.
    insanın en yakın arkadaşını 29 yıllık küs olmadığı dönemde değil de 1 haftalık küslük dönemi sırasında kaybetmesi gerçekten üzücü.
  • aslında çok karmaşık bir durumdur.. ama birazcık olayı kelimelere yaymak istersek..

    biz aslında küs değildik.. daha çok belalı gibiydik diyelim.. * çok küfürleştik.. çok kavga ettik.. ama gel zaman git zaman, hiç istifimizi bozmadık.. mümkün mertebe yolda görsem yolumu değiştirir, diyaloğunu duysam kulaklarımı kapatır, adını her duyuşumda midemi bulandırırdı.. evet işte tam olarak böyle bir haldeydik..

    ben diyeyim o güzel haber, siz insancıl yaklaşın üzücü haber.. ölüm haberi gelmişti.. ve artık o yok olmuştu.. bir daha hiç bir zaman dert etmeyeceğim şekilde hemde.. bir daha midemin bulanmayacağı, yollarımı değiştirmeyeceğim ve kulaklarımı tıkamak zorunda kalmayacağım hatta aklıma hiç gelmeyeceği şekilde.. gitmişti.. daha huzurluydum artık..

    ama bu durumun en kötü yanı neydi biliyor musun sözlük?

    doğum günümde ölmüş olmasıydı..
  • ama küs olunan arkadaş, ama bir süredir ihmal edilmiş bir aile büyüğü, ölümün acısını katlayacak durumdur. daha küslüğü atlattıktan sonra söylemek, anlatmak, paylaşmak istediklerin var. aradan yıllar geçtikten sonra, nasıl uyduruk bir meseleden nasıl bir küslüğün doğduğunu birlikte hatırlayıp, hem salaklığınıza gülüp hem de kaybettiğiniz zamanlara birlikte üzülmek var. affetmek var ya var mı ötesi? gözlerinden, hatasını fark etmiş olmasının pişmanlığını silmek var. o senin hatalı olduğunu sanırken, aslında yenilmez yutulmaz hatalar yapmış olmasını da sineye çekmek var. kardeşine yeniden sarılmak var.

    yaz akşamları, ıssız sahillerde yeniden iki tek atmak var. düğününde gelin arabasını sürmek var daha. oğullarınızı güreştirmek var. yaşlanmak, birbiriyle "sen de kadayıfa döndün ha" diye dalga geçmek, ağrılardan şikayet etmek var. diğerinin ölüm haberini alanın, "e ben de yakında varırım zaten yanına" demesi var.

    var da var.. gelgelelim, azrail'in umrunda bile değildir bunlar. gelir, işini yapar, giderler. sen de kalıverirsin ortada bir başına. "elimden gelen bir şey yoktu. kabahatli o olsa bile böyle olmasını isteyen oydu" diyemezsin. "iki kolundan tutup, bi güzel sarssaydım, gerekirse döve döve kendine getirseydim, özür dilemeden affetseydim de gitmesine izin vermeseydim. mezarına gözlerim yaşlı, içim soğuk bakmasaydım" dersin belki.

    aslında tam olarak başıma gelmedi. ama dedim ya, en korktuğum şeylerden biridir. tüm sorunları çözecek konuşmayı yapacaktım. "bugün olmaz, yarın konuşurum" demiştim de o akşam gelmişti aklıma. "bu gece başına bir şey gelip ölse, ne yapardım" diye. ürperdiğimi hatırlıyorum. tüylerim diken diken olmuştu. ertesi gün yaptım da ne oldu? meğer benim kardeşimi çoktan öldürmüşler. katiliyle konuşuyormuşum. neyse siktireett..
  • başıma gelmiştir bu durum.boktan sebeplerle küstük çok yakın arkadaşım olmasa da geçirdiği trafik kazası sonucunda yaşama veda etmesi;bi helalleşeydik iyiydi diyip cidden üzmüştür beni.
  • ne hissetmem gerektiğini bilemediğim durum.

    o küsmüştü bana daha doğrusu.

    kendisi eski sevgilimin kankasıydı, dolayısıyla benim de kankam olmuştu. lisede, 2 yıl boyunca farklı şehirlerdeydik. yazları hep beraber geçirirdik, onlar ve dahası şeklinde bir arkadaş grubuyla. bir defasında deniz bisikletiyle açılmıştık, ben yarım saat boyunca suya atlayamazken, sonra ayağım kayıp düşmüştüm. bu arkadaş benimle günlerce dalga geçmişti. nasıl sevimli bir adamdı, geniustı aynı zamanda. farklı şehirlerde farklı okullara farklı dersanelere gittik, her deneme sınavı sonrası sonuçları karşılaştırır, yarışırdık. sonra hayal ettiğimiz gibi istanbul'u kazandık hep beraber. eski sevgilim ve bu ölen arkadaşın sevgilisi istanbul hukukta; bu genius arkadaş ise kazara marmara hukuktaydı. 2 yıl boyunca teknolojinin nimetleri sayesinde beraberdik, sonra istanbul'a gelince nasıl da yanyana eğlenirdik. hatta bir sevgililer gününde, hep beraber buluşup sevgililer günü "kutlamama" şeyinde bulunmuştuk, alelade bir gün geçirmiştik. zaten çocuğun sevgilisinden nefret ederdim, çünkü onunla kanka olmamı kıskanırdı hatun, nasıl da sinir olurdum. yıllar geçmiş, hala beraberlerdi. benimse onlarla beraber aldığımız bir tişortum var, hala duruyor.

    üsküdar'da yaşıyorlardı. ben ataşehir'den, malum eski sevgilim ise taaaa beyazıt'tan gelir, üsküdar'da onların evinde buluşurduk. toplamda 3 yıl boyunca telefonumda en çok arananlar listesindeki insanlardı hepsi. düşünüyorum da eğlenirdim o zamanlar, o hatunla kavga etmek bile güzeldi. 3 yılımı beraber geçirdiğim, aramızdan su sızmayan insanlardı.

    sonra sevgili olacak hödük benden ayrılmak istedi, lakin 3 hafta sonra ayrılmaktan vazgeçti. ben ise artık barışmak istemiyordum çünkü hislerim yokolmuştu, artık onu sevemiyordum. malum eski sevgili, sonraki 3 yıl boyunca bana geri dönmeye çalıştı, o ruh haliyle finallere bütlere giremedi, bu yüzden okulu uzattı. bütüüün bunlar yüzünden de bu arkadaş grubu tümden bana küstü, "çocuğa neler çektirdin cerebralcortex, senin yüzünden okulu uzattı!" diyerek. benim yüzümden mi?! bense öyle düşünmelerini çoktaaaan affetmiş, kimin neyi neden yaptığı tartışmasını uzatmıyordum, kimisiyle barıştım da. yıllaaar geçti, kimisi ise benden nefret etmeye devam etti, ölen arkadaş da bunlardan biriydi. avukat olmuştu, mezun olmuştuk, hala küs idik.

    ironik tarafı ise başrol olan eski sevgilimle gayet arkadaşız hala, diğerleri bana küstükleriyle kalmış oldular.

    ve şimdi, telefon rehberimde hala numarası olan birinin öldüğü haberini alıyorum, hala ne hissedeceğimi bilemedim. beni fiziksel olarak etkilemedi, çünkü artık o ortamda değilim, onun yokluğunu farkedecek bir ortamda değilim. bambaşka bir zamanda bambaşka yerlerdeyim. ama durumun gerçekliğini idrak edince üzülücem sanırım. kendimi sevgilisinin yerine koyuyorum, o zaman korkunç işte.