1. haluk bilginerin güneşin oğlunda üzerinde resmen döktürdüğü şiir.

    -aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci,
    üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
    ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
    hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten.

    iyi nişan alırdı kendini asan zenci,
    bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
    sizden iyi olmasın, boşanmada birinci...
    -çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen.
  2. bu şiir deki ''hem dersini bilmiyor,hem de şişman herkesten.'' mısrası yıllar önce lisedeki matematik hocamın bana söylediği sözü hatırlattı.

    kendisi her daim sınıfta sakız çiğneyen bir kadındı*.bir gün tahtaya bir soru yazdı baya da kazık bir soruydu sonra beni tahtaya kaldırdı soruyu çözmem için,ee haliyle çözemedim.bu sırada ağzımda sakız vardı.aceleyle tahtaya kalktığımdan sakızı atamamıştım.her ne kadar saklamaya çalışsam da hoca farkına varıp bana şu sözü söylemişti:'' hem soruyu çözemiyorsun hem de sakız çiğniyorsun,çık dışarı!''
    ikisi arasında ki bağlantıyı halen çözemedim sakız çiğnemekle soru çözmek arasında nasıl bir bağıntı vardı ? sakız çiğnemeseydim soruyu çözebilecek miydim? problemi çözseydim sakız yine problem olur muydu ?
    sorular sorular...
    neyse sonraları bütün bu soruların cevabının saçma salak eğitim sistemimize yorup hayata öyle tutundum hehehe.

kuş vuralım istersen hakkında bilgi verin