şükela:  tümü | bugün
  • bilgeliğin karasularında dolaşan biri için küskünlük: dört duvar arasında, bir taşın elle parçalanamazlığıdır.
  • maddi ve manevi beklentilerin karsilanmadigi hallerde kisilere, hayata hatta kendine karsı alinan tavrin adi.
  • haklı olunan durumlarda dahi iç acıtan davranış.

    benim lugatımda gerçekten kırılabileceğiniz ve hayatınızın bir parçası olan kişiler tarafından gerçekleştirilebilir camdan kalbi kırma eylemidir.

    ki küskünlük var ise arada, onların durduk yerde, sizin kalbinizdeki yerlerini değiştirme çabaları sonucu kalbin kırılmasından kaynaklıdır.

    o zamanşarkı söylemek lazımdır avaz avaz!
    bir de tabii,
    (bkz: ben küskünüm feleğe)
  • şu üç günlük yalan dünyada yaşanmaması gereken şeylerden biri. bugün varız, yarın yokuz.. küskün geçen her saniyeye çok yazık.
  • içeri doğru kırılmaktır. kendi anlamını içinde tartışmaya açmasıdır kişinin.
  • iki insanın arasına kara kedilerin girmesi olayı, dargınlık.
  • atılan en saçma trip. iş yerimde var bir tane arkadaşım saçma sapan sebeplerden bana küsüyor, yüzüne bile bakmıyor. artık bende boşverdim ne yaparsa yapsın isterse hiç konuşmasın. yapmam gerekenleri yaptım, konuşmaya çalıştım cevap alamadım daha da üstelemem. abim dediğim insandı ya o!
  • bir borç gibi üzerinize yüklenir bazen, ama borçlu olmanın en garip halidir belki de bu. çünkü her şeyin tersine, alacaklının kovalandığı bir borç şeklidir. hayatınıza asılmış yükü ödemenize meydan vermez küsen, kapıyı bacayı kitler gider. bulamadıkça adresi, birikir durusunuz yaşayamadan. o yüzdendir ki küskünlük, hep bir gözyaşını gözünün ucunda taşımaktır; bazen oraya buraya damlatmak, bazen de zar zor tutunmasını sağlamak gözbebeğine. ama öyle ya da böyle hep bir ağlamalık mesafede durmaktır.
  • nota kağıdındaki es'ler gibidir ama müziğin parçasıdır.