şükela:  tümü | bugün
  • küstah olmak ahval ve seraiti.
  • kendi herseyden, kendi yaptigi isi herkesten ustun gormek ve dahasi bunu ifade etmekle ilgili olan kavramdir.
  • samimi bir davranış biçimi. müdürün karşısında bacak bacak üstüne atmayı da küstahlık sayabilir bazıları; koskoca(!) profesörün lafını kesip doğru bildiğini savunmayı da... seviyom küstahları. kötü olan hayvanlık küstahlık değil. yeri geldiğinde "üstündeki hiç yakışmamış, şu renk giymeliydin, iğrenç olmuş" denilmeli. düşünüp de söylememek ahlaksızca.

    yıllar sonra: hala ekşi sözlüğü kullanıyorum ve oylanan entrimi (o benimdir o benim entrimdir ancak) gelip redakte ediyorum çok afedersiniz. başka da bir şey düzeltmedim, çok güzel demişim, aferim bana.
  • benim olsun gerisi de digerlerine kalsin. siz ne isterseniz o olun, alcakgonullu, iyimser, iyi, vesaire vesaire. en azindan ben herkesten daha samimiyim kustah biri olarak, en azindan hala ben benim dedirtir insana, gerekli olan serbestligi ve rahatligi saglar insana.
  • bu dünyada yapılabilecek en büyük küstahlık, karşındakinin kim olduğunu biliyormuş gibi yapmaktır.
    kısaca karşındakini kalıplara, ön yargılara, kişisel tecrübelere dayanarak kategorize etmek ve bunu karşıdakine hissettirerek, "oğlum ben var ya senin ciğerini biliyorum" şeklinde bir tavır takınmak olarak da özetleyebiliriz.
  • - degersiz sözlerimle, birer sanat eseri olan kulaklarınızda bir kapı gıcırtısından fazla degeri olmayan bir gürültü yapmıyorum değil mi? yanlış anlamayın lütfen, sizden bahsedilmiş iki kelimecik bile, aslında iltifat olmayan gerçekleri günlerce dile getirme motivasyonu sağlıyor da.

    - sözcüklere bu albeniyi veren karakterim için teşekkür edecek değilim. nezaketinizi de anlıyorum, bana kendimi anımsatıyor. belki de bu yüzden size katlanabiliyorum.

    - zavallı bir kulunuz olarak size kendinizi hatırlatmam, ancak bir mum ısıgının gunesin dogusunu anımsatması kadar olabilir. aramızdaki sey katlanmak degil, olsa olsa varlıgınızla beni lutuflandırmak olabilir.

    - yine de, söylediklerinizde beni rahatsız eden bir şey var. sizinle bu kadar bir arada anılmak canımı sıkıyor. mum, güneşin minik bir yansısı olabilir ancak, haklısınız, ahh size hak verirken bile öyle zorlanıyorum ki, korkarım sadece güneşten bahsedilmesini istemek durumundayım.

    - haklısınız majesteleri, kendiniz dısında bir seyden konusmak icin fazla bile zaman ayırdınız. bugün nasılsınız? ısıgınızla boguyor musunuz diger fanileri, rahat uyudunuz mu mesela?

    - uyku onu rahatlattıgımdan olsa gerek bırakmak bilmiyor peşimi. gözlerimi kapayarak yoksun bıraktıgım güzellikler zorlamasa hiç uyanacağım yoktu. ışığımla boğduklarımın hayat öpücüğü taleplerineyse gülüp geçiyorum şimdilik.

    - onlar, ısıgınızla bogulup hayat öpücüğü isteme cüretini gosterecek kadar aklını kaybetmisler, aslında ölüm fermanlarına imza istiyorlar farkında degiller. bir neredeyse yarı-tanrının uflemesi agaca ne yapar, kıtaları ayıran dagları deniz yapan bir deprem zavallı bir coban klubesini nasıl sallar, yanardagları sonduren, gokyuzunu kapatan bir yagmur, dalında caresizce sallanan bir yapragı nerelere goturur bunları dusunmek lazım. guzellliginizle carpilmis bir sekilde, huzurunuzda yere serpilen un sessizliginde durmaktan baska ne gelir ki normal bir insanın elinden?

    - insanların hadsizliklerine de alıştırıyor zaman. bu küçük kendini bilmezlikler de olmasa yaşlandığımı anlayamazdım. zira zamanı yalnızca farkedildiğim anlarla ölçmek gibi küçük zevklerin de sahibiyim. biliyorum çok küçük ama, bazen kendimi başkalarının da yerine koymak zorundayım.

    - güzelliginiz mi daha engin merhametiniz mi bazen gercekten karar veremiyorum, majesteleri.

    - güzelliğim.
  • ukalalığın beş dikiş fazlası (altı dikiş de olabilir, ölçmedim). akabinde bu ne cüret diye bir sualle tamamlanması gerekir. en azından adettendir.
  • sınırı aşınca, adım atılan köydür.
  • ...
    - gecenin en iyi hareketi dön şurdan diyince 360 dereceyi görmemizdi.
    - sen bana dön dedin. ben de döndüm. ne kadar dönecegimi söylemedin.
    - yolu bir daha hiç bulamayabilirdik.
    - aslında hala kayıbız. biz dün gece o hareketele arafa gectik.
    - ben o hareketin açıklanamaz bi şey oldugunu ta basında hissetmiştim.
    - :)) super esprilerin var bunlari değerlendirmemiz lazim. bence yaz. hatta beraber yazalim. best seller falan olursa kazara... parayi bölüşürüz.
    - ne demek kazara?? yaptım olacak!
    - özgüven patlamasi dedikleri bu olsa gerek, benim klavyeden tastin valla.
    - enter'ın köşesine bi tuş daha eklenmeli derim hep. enter'dan daha büyük
    - keyfekeder tuşu? neden ki eklensin?
    - ne bilim scroll lock çok mu lazım sanki? kaçımız insert'ü tüm kalbiyle kullanıyor? maksat göz aşinalığı. unutulmamak.
    - :)))))) sen hangi tusu tüm kalbinle kullaniyorsun allah askina?
    - enter'ı. bismillah diyorum basarken.
    - ben space tusunu. kalbim cok buyuk o manada.
    - araya ayrılık koymak konusunda bu kadar isteklisini de hiç görmemiştim.
    - iste budur. enter space tusunu domine ediyor ama, soyle ki bosluk birakip birsey yazip gondermek istersen enter'a bastıgın anda bosluklar yok oluyor ve yazı normal yazılmıs gibi gonderiliyor.
    - sözler karsı tarafa ulaştıgında bizden cıkmıs olur. onu artık değiştiremeyiz. araya koydugumuz ayrılıkları sadece kendimiz biliriz. el bilmez.
    - su an elim cenemde iclendim. :))
    - fena yaparım.

    ...