şükela:  tümü | bugün
  • türkiye'nin tamamina yakin kisminda ve yurtdışında 43 değişik kentte konser yönetmis , 1968'de ürdün kralı hüseyin tarafından liyakat madalyası ile ödüllendirilmis, istanbul ekspres gazetesi'nce yılın erkek şarkıcısı seçilen, milliyet gazetesi yarışmasında şarkıları ödül kazanan, 1992'den itibaren ankara televizyonu için "gönül bahçelerinden nağmeler" programını gerçekleştiren muzik adami.
  • trt'nin tek kanal olduğu dönemi bilip de bu ismi hatırlamayan çıkmaz sanırım. nevzat atlığ'ın ekürisidir. (gerçek hayatta böyle olmasa da bu şekilde anılması uygun görülmüştür)
  • izmir inonu caddesindeki bir apartmanda oturan eski komsu*. pek guzel piyano caliyor kendisi. ayrica trt'de yonettigi korolara son eser olarak hep turk kadinlarini oven sarkilar* soyletmistir, mesaj kaygili biraz*.
  • en unlu rakibi merhum ziya taskent idi, halen program yapar trt'de
  • pek bi numarasi olmadigini dusundugum besteler yapmis insan, zira aklimda kalan tek eseri icinde trt korosu tarafindan 5 saniyede bir tekrarlanan "gonul isterdi ki boyle bitmesin" cumlesinin gectigi bir sarkidir. fakat $efligine bir sey diyemem, o kadar insana durmadan ayni cumleyi soyletmesi en azindan sabirli biri oldugunu gosterebilir.
  • büyük eskişehirspor taraftarı'nın pek sevdiği bir es es şarkısı'nı da seslendirmiştir 70'li yıllarda.

    http://www.pisburun.net/…akim/eses_kutlupayasli.mp3

    kutlu payaslı'nın "eskişehirspor" 45'liği, bugüne dek yapılmış en güzel futbol plaklarından biri:
    "es es es ki ki ki eski eski es /
    rüzgar ol, fırtına ol kaleden kaleye es".
    unutmayalım, bu plak columbia'nın plaklarda kullandığı kırmızı-beyaz renkleri değiştirdiği
    ve bunun yerine başka renkler,
    eskişehirspor'un renklerini kullandığı tek plak.

    http://www.pisburun.net/gorisit/calgi/45lik.htm
  • izmir devlet klasik türk müziği korosu elemanlarından engin çır'ın 40. sanat yılı gecesi'nde sahne alan öncelikle ses sanatçısı, sonrasında da koro şefi ve bestekâr. besteleri konusuna pek girmek istemem ama dün de gösterdi ki sahne formundan hiçbir şey kaybetmemiştir.

    1936, amasya doğumlu imiş payaslı. dün 74 yaşında sahneye çıktı. çıktı ve neredeyse 4 saat sürmüş programın son solisti olarak yıktı geçti ortalığı. mikrofonsuz söylese gene de sazları bastıracak sandık bir an. geceye katılan diğer güçlü sesler, ayşe taş, ali şenozan ve yıldırım bekçi gibi o da, o berbat ses düzenlemesine rağmen keyifli dakikalar yaşattı konuklara.

    geride bıraktığı öğrencilerinden yeni kutlu payaslılar çıkmasını umut ediyoruz.
  • 80'li yıllarda trt'de, hafta sonuna damgasını vururdu verdiği konserlerle. kurumun mutfağında bulunduğundan ötürü, hazırladığı programlar hep "a" kaliteydi. işi bilen bir gerçek usta.

    http://www.youtube.com/watch?v=zmfvrbm711c
  • gercek soyadi payaslioglu'dur. adalet ve yumni payaslioglu'nun 4 cocugundan 3. olanidir. buyuk sanatcidir, sanatin ve sanatcinin dostudur!
  • zamanına radyoda stajyerken çalışmalar bitince orada kalır, piyanonun başına geçer ve saatlerce çalarmış. hatta bazen maymuncukla saz dolaplarını açar, mesela tambur alıp kendi kendine öğrenmeye çalışırmış. şan, usül, edebiyat, müzik tarihi dersleriyle yorucu geçen günlerde öğle arasında bile yeni bir şeyler öğrenmek için çalışırmış.

    iran'a gittikleri bir programda, şah rıza pehlevi'nin de geleceği söylenmiş. ancak daha sonra bir aksilik mi olmuş nedir, şah gelmediğinden programa başlamışlar. kadroda da payaslı'nın yanı sıra muzaffer ilkar filan da var. konserin açılışı için de refik fersan'ın rast medhal'i seçilmiş, esere girmişler.

    bakmışlar ki insanlar ayağa kalkıyorlar. salona bakmışlar, acaba şah mı geldi diye, görünürde biri yok. ama salon ayakta. payaslı ilkar'a bakıyor, kaş göz işareti yapıyor, o bir başkasına soran gözlerle bakıyor filan. neyse, parçanın ortalarında insanlar oturmuş tekrar.

    konserden çıkınca öğrenmişler nedenini, meğer iran milli marşı ile fersan'ın eseri birbirine benzermiş. nitekim insanlar da konserin milli marşlarıyla başladığını zannetmiş.

    sohbeti de tatlı bir ustadır payaslı.