şükela:  tümü | bugün
  • çanakkale savaşı dışında osmanlı'nın başarılı olduğu yegane çarpışmadır 1. dünya savaşı'nda.
  • mustafa kemal'in, nutuk'ta nurettin pasa'yi elestirdigi bolumlerden birinde nasil gectigini anlattigi savas.

    nutuk'tan...

    "...

    ilk irak komutanı olan süleyman askerî bey'in yenilgiye uğrayıp intihar etmesinden sonra, irak'a kafkasya'dan yeni birlikler gelinceye kadar, savaşlar, ingilizlerin isteğine ve yürüyüş hızlarına bağlı kalmıştır. nurettin paşa, kûtülamare'de ingilizlere yenildikten sonra, gece gündüz ve hiç bir direnme göstermeden yürüyerek selmanpâk'a kadar perişan bir şekilde geri çekildi.

    ingilizler, nurettin paşa'yı kovalayarak selmanpâk'a kadar ilerlediler. orada, kafkasya'dan gönderilmiş olan birlikler, ingiliz birliklerini karşıladı. üç gün savaştıktan sonra, nurettin paşa yenilgiyi kabul ederek geri çekilme emri verdi. birlikler, diyale ırmağına kadar ku zeye çekildi. ingilizlerle süvari bağlantısı kurma yolu bile aranmadı. halbuki, aynı zamanda, ingilizler de geri çekilmişlerdi. bu bilgiyi veren çöl araplarıydı. ondan sonra nurettin paşa, kendini toplayıp yeniden selmanpâk-kûtülamare yönünde ilerledi.

    kûtülamare kuzeyinde, gece ingiliz birlikleri ile karşılaşıldı. tedbirsizlik, düzensizlik ve idaresizlik yüzünden, birliklerimiz şafak vakti düşmanın ateş baskınına uğradı. er, subay ve komutan olmak üzere birçok kayıp verildi. birliklerde panik oldu. kendiliğinden geri çekilme başladı. ingilizlerin çekilmesi üzerine ortalık yatıştırılabildi.

    irak'ta yeni birlikler ve yeni vasıtalarla büyük ve kanlı savaşlar bundan sonra başlar ki, nurettin paşa'nın bunlarla alâkası yoktur.

    ..."
  • uzun süren bir kuşatma sonrası 13 bin'nin üzerinde ingiliz silahlarıyla teslim olmuştur. teslim olanlardan bini subaydır. ingiliz savaş tarihinin bilinen en büyük ayıplarındandır. bu savaş sonrası albay halil bey halil paşa* ünvanını almıştır. bu zafer osmanlı'nın mezapotamya cephesini yaklaşık 1 sene sukunete kavuşmuşturmuştur ama ingilizlerin dönüşü muhteşem olmuştur. savaş esirlerinden 4 bin'inin hayatta kalabildiği söylenir.
  • güney cephesinde ingiliz askerlerine karşı [ki sayılarının 25000'i bulduğu ifade edilmekte] mücadele etmekte olan ve başında halil paşa'nın bulunduğu birliğimiz, pusu taktiği sonucu ingilizleri çevrelemiş, ingilizler esir alınmışlardı..

    işte tam bu esnada halil paşa'ya ingiliz kuvvetlerinin başındaki generalin akşam halil paşa ile bir yemekte buluşmak istediği haberi ulaşır.. ingiliz generalin esas amacı bu kadar büyük bir birliğin çevrelendiği haberinin askeri kariyerini, onurunu zedelemeden nihayete erişmesidir..

    halil paşa da teklifi kabul eder.. yemeğe ingiliz komutan yanında bir adamla beraber katılır.. yemek bittikten sonra ingiliz komutan "arkadaşım sizinle bir şeyler konuşmak istiyor.. ben biraz ayrılıyorum" diyerek bir kenara çekilir.. bunun üzerine halil paşa "sizin çıkmanıza gerek yok, sonuçta benim esas misafirim sizsiniz.. sizden ayrı konuşacak bir şeyim yok benim" diyerek karşı çıksa da general ikiliden biraz uzaklaşır..

    halil paşa'nın davetsiz misafirinin arabistanlı lawrence olduğu o an anlaşılır.. lawrence, halil paşa'ya;

    "paşam, cephede aldığınız zafer tüm anadolu'da, avrupa'da konuşuluyor.. yalnız biz bu olayın daha fazla kan dökülmeden kapanmasını istiyoruz.. bu nedenle de kuşatmanın bir tarafında yapacağınız bir açık, ingiliz askerlerinin ve muhtemel bir çatışma sonucu sizin askerlerinizin ölmesine/yaralanmasına engel olacak.. bununla beraber, bölgeden çekilirken tüm askeri envanteri tarafınıza bırakacağız.. ayrıca da ingiliz hükümeti bu davranışınız karşısında adınıza açılacak bir hesaba 2.000.000£ yatırmayı taahhüt ediyor.." der..

    2.000.000 sterlin, o dönemki osmanlı devleti bütçesinin 4 katı bir meblağ.. bunun üzerine halil paşa komutana dönerek:

    "ben şerefli bir asker ile barışı konuşmak üzere bir yemek verdim.. yemek bitmiştir, lütfen derhal gidin buradan" der..

    lawrence'in ahlaksız teklifi olmasa da seyir bu düzeyde mi olacaktı, bilinmez; lakin halil paşa'nın bir an bile tereddüt etmeden teklifi reddetmesi "özveri" kelimesini tanımlar nitelikte..
  • halil paşa (enver paşa’nın amcası) komutasındaki türk ordusu general townsend ve birliklerini teslim oluncaya kadar 128 gün boyunca kuşatma altında tutmuş ve osmanlı tarihinin son zaferini 1915 noel döneminde,bundan tam 93 yıl önce kazanmıştı.
  • birinci dünya savaşı'nda osmanlı'nın kazandığı en net zaferdir. (büyük demiyorum bak)
  • halil kut paşa kutü'l amare zaferinden sonra 6. orduya hitaben bir mesaj yayınlamıştır. nedendir bilmem ama bu mesajı her okuduğumda tüylerim diken diken olur .

    arslanlarım;

    bugün türklere şeref-ü şan, ingilizlere kara meydan olan şu kızgın toprağın müşemmes semasında şühedamızın ruhları şad-ü handan pervaz ederken, ben de hepinizin pak alınlarından öperek cümlenizi tebrik ediyorum. bize iki yüz seneden beri tarihimizde okunmayan bir vakayı kaydettiren cenab-ı allah’a hamdü şükür eylerim. allah’ın azametine bakınız ki, bin beş yüz senelik ingiliz devleti’nin tarihine bu vakayı ilk defa yazdıran türk süngüsü oldu. iki senedir devam eden cihan harbi böyle parlak bir vaka daha göstermemiştir. ordum gerek kut karşısında ve gerekse kut’u kurtarmaya gelen ordular karşısında 350 subay ve on bin neferini şehit vermiştir. fakat buna mukabil bugün kut’da 13 general, 481 subay ve 13.300 er teslim alıyorum. bu teslim aldığımız orduyu kurtarmaya gelen ingiliz kuvvetleri de 30.000 zayiat vererek geri dönmüşlerdir. şu iki sayılara bakınca cihanı hayretlere düşürecek kadar büyük bir fark görülür. tarih bu vakayı yazmak için kelime bulmakta müşkülata uğrayacaktır. işte türk sebatının ingiliz inadını kırdığı birinci vakayı çanakkale’de, ikinci vakayı burada görüyoruz.yalnız süngü ve göğsümüzle kazandığımız bu zafer yeni tekemmül eden vaziyet-i harbiyemiz karşısında muvaffakiyet-i atiyemizin parlak bir başlangıcıdır. bugüne kut bayramı namını veriyorum. ordumun her ferdi, her sene bu günü tesit ederken şehitlerimize yasinler, tebârekeler, fatihalar okusunlar. şühedamız, hayatı ulyatta, semevatta kızıl kanlarla pervat ederken, gazilerimiz de âtideki zaferlerimizle nigehban olsunlar.

    mirliva halil
  • 52 yılında ingilizler tarafından yapılan baskı neticesinde resmi tarih müfredatımızdan çıkarılan, ingilizlere karşı alınan büyük zafer. bu savaş neticesinde 27 bin kadar ingiliz askeri halil paşa komutasındaki türk ordusu tarafından telef edilmiş, 13 bin kadar ingiliz askeri türk ordusu tarafından esir edilmiştir.
  • 29 nisan 1916 yılında kazanılan büyük zafer.
    ancak bizim tarih müfredatımızda pek yeri yoktur bu zaferin. bir cümle ile anlatılıp geçilir. fakat o dönemdeki bir alman gazetesinde güzel bir karikatürle resmedilmiştir.

    http://galeri2.uludagsozluk.com/…rikatür_506190.jpg
  • zafer hakkında bilgi verilirken musul-kerkük'ün tek kurşun atılmadan ingiliz'e terk edildiği gibi talihsiz açıklamalara yer verilmiş. sadece bu konu hakkında dahi düzeltme yapmak gerekirse yarbay şefik özdemir, revanduz harekatı, barzani ve talabani aşiretlerinin buradaki gerilla savaşına karşı takındıkları tutum ve gazi'nin şubat 1922 tarihli yarbay şefik özdemir'e telgrafı araştırılmalıdır. hatta ve hatta olayı daha derinlemesine ele alırsak atatürk'ün ali cinnah ve gandhi cephesiyle mektuplaşmaları ve bu mektupların ingiliz sömürgeleriyle ilgili kısımlarını düşünürsek musul'da ingilizlere karşı kozumuzu arttırmak için elimizden gelen her şeyi yaptığımızı çıkarabiliriz.
    (bkz: şefik özdemir)
    (bkz: revanduz)

    (bkz: #35045541) burada toplanma konusunda bahsi geçen arap islam kongreleri'nin ingilizlerin denetimindeki mısır ile ilgili alacağı kararlar, yine 1920'de necef arap hükümeti'ne karşı mustafa kemal paşa'nın yazdığı "ortak düşman ingiliz" temalı mektuplar ve ingiliz istihbaratında bütün bu çabaların yarattığı endişe (bilal şimşir) ortadoğu'da bize gayriresmi yollardan bir siyasi ve askeri savaşın varlığını kanıtlıyor. tabii ki bütün bunlar ne yazık ki musul'u da kerkük'ü de kurtarmaya yetmiyor. konuyu bağlarsak kutü-l amare'de kazandığımız zafer sonrasında pisi pisine terk edilmiş değildir kaderine. bu yıllar bütün bu çabalardan 100 sene sonra sanki hiçbir şey yapılmamış gibi haksızlık edilerek anlatılmamalı diye düşünüyorum. hele de dünyanın en pahalı benzinini kullanmayı direkt olarak buraya bağlamak tamamen talihsizlik diye düşünüyorum. e tabi resmi tarih yazmaz bunları ! değil mi?