şükela:  tümü | bugün
  • sabahattin ali’nin 1937 yılında basılan, ilk ve en basarılı eseri olan, kasabada bir memur ailesinin yanında yetistirilen, kaya gibi sert ama içinde fırtınalar kopan kahramanının, tasra hayatının esraf çekismeleri arasında sevgi serüvenini, yenilmesine ragmen bas egmeyisini anlattıgı filme de cekilen romanının adı.
  • her ne kadar sabahattin alinin cogunu bilerek yaptigina inanmasam da agzina kadar sembollerle dolu kitap. bence anlatilmak istenen hikaye ortadayken her seyi birbirine baglamak bazen cok sacma geliyor bana. ayrica cagdasi olan romanlardan farkli olarak batililasma temasi yerine mevcut sistemdeki sakatliklari ele almistir.
  • 1985 yılında feyzi tuna tarafından çekilmiş, başrollerinde talat bulut, derya arbaş, ahmet mekin ve ferda ferdağ'ın oynadığı film.
  • kimilerine göre yakup kadri'nin yaban'ından çalıntı olan roman.
  • trajik bir sonu olan sabahattin ali romani.
  • sinema uyarlması maalesef romanı kadar başarılı olmayan eser. romanda önemli bir yer tutan yusufun muazzeze aşkı yeterince anlatılamamış. suskun ama kuvvetli ve patlamaya hazır bir kahraman olan yusufun sessizliği adeta bir pasiflik gibi anlatılmış. ayrıca maalesef timur selçuk'un müzikleri filme hiçbirşey katmıyor, hatta yer yer birşeyleri götürüyor gibi geldi bana.
    hakkını vermem gereken teknik bir detay var, haksızlık etmek istemem:
    yusufun kopuk olan sağ el başparmağı filmde hiç görünmüyor. gerçi sürekli avcun içine bükülmüş duran o baş parmak da komik bir görüntü arz ediyor ama en azından parmağı görmüyoruz.
  • 1977 tarihli bir paul dumont tercümesi: "youssouf le taciturne"

    // auteur(s) : sabahattin ali
    titre(s) : youssouf le taciturne [texte imprimé] : roman / sabahattin ali ; trad. du turc par paul dumont
    traduction de : kuyucaklï yusuf
    publication : paris : publ. orientalistes de france, 1977
    imprimeur / fabricant : 54-nancy : société d'impr. typographiques
    description matérielle : 231 p. : couv. ill. ; 21 cm
    collection : d'étranges pays, issn 0297-9276
    collection unesco d'oeuvres représentatives. série européenne
    d'étranges pays, issn 0297-9276
    collection unesco d'oeuvres représentatives. série européenne
    lien à la collection : d'étranges pays.
    collection unesco d'oeuvres représentatives. série européenne.

    autre(s) auteur(s) : dumont, paul (1945-.... ). traducteur

    indice(s) dewey : 894.353 3 ;
    isbn 2-7169-0069-8 (br.) : 45 f

    notice n° : frbnf34591512 //

    ikinci baskısı için:

    // type : texte imprimé, monographie

    auteur(s) : sabahattin ali
    titre(s) : youssouf le taciturne [texte imprimé] : roman / sabahattin ali ; trad. du turc par paul dumont
    traduction de : kuyucaklï yusuf
    publication : [monaco] ; paris : le serpent à plumes, 2003
    imprimeur / fabricant : 18-saint-amand-montrond : bussière camedan impr.
    description matérielle : 451 p. : couv. ill. ; 17 cm
    collection : motifs, issn 1251-6082 ; 173
    lien à la collection : motifs (paris).
    note(s) : glossaire

    autre(s) auteur(s) : dumont, paul (1945-.... ). traducteur

    isbn 2-84261-420-8 (br.) : 9 eur

    notice n° : frbnf39120116 //
  • "bizim kucuk anadolu sehirlerimizde bu muzmin evlenme hastaligi daima hukum surmektedir. en kuvvetliler bile bir iki sene dayanabildikten sonra bu umarsiz mikroptan yakalarini kurtaramazlar ve kör gibi, onlerine ilk cikanla evleniverirler.

    tabii bu evlenmede herhangi bir musterek hayattan ziyade, erkek icin evde bir kadin bulunmasi; kiz icin de "munasipce bir kismet" varken kacirilmamasi, dusunulmustur. bu izdivac mikrobu, evlendikten sonra faaliyetine baslar: evvelce birtakim emelleri olan, yukselmek, kendini gostermek, eser vermek isteyen adamlara bir kalenderlik, bir lakayitlik gelir. evde meram anlatmaya asla imkan olmayan, seviyesi, ahlak telakkisi, dunya gorusu ve ihtiyatlari busbutun ayri olan bir mahlukla daimi bir beraberlik insani dis hayatta da bedbin yapar ve butun insanlardan supheye dusurur."
  • dönemin anadolu insanını ve şartlarını yeterince gerçekçi ve sınıfsal sosyal gerçeklikten uzak anlatmasıyla eleştirilmiş, ancak burun kıvrılsa da fena değil denilerek tavsiye edilen roman.
    tutunamamış, boşlukta sallanan bir yusuf beklerken çoğu zaman anlamsızca mazlum ve romantik bir yusuf buluyorsunuz.... kitap tatmisiz bir iç çekişle biterken aklınızda kübra nın öyküsünün merakı kalıyor o kadar.....
  • yky arka kapak yazısında kuyucaklı yusuf için, türk edebiyatının belki de en romantik kahramanıdır, lirik aşk hikayesinin kahramanı olarak edebiyat tarihinde yerini almıştır, der. buna inanmak pek mümkün değildir. yky'nin böyle yanlış bir yönlendirmeye neden ihtiyaç duyduğunu ve devamının yazılması düşünüldüğünden, askıda kalan pek çok konusuyla, bitmemiş bir roman olduğunu neden belirtmediğini açıkcası merak ediyorum. sabahattin ali bir yana, türk edebiyatını tanımasak dahi yusuf'u lirik veya aşık veya kahraman olarak nitelendiremeyiz. yusuf, romanın bir yerinde muazzez'in aradığı kişi olmadığını sadece aradığına ulaşması için geçmesi gereken bir yer olduğunu, zaten kendine itiraf etmektedir. ortada büyük bir aşk yoktur, güçsüz iki kişinin alışkanlığı ve sorumluluğu vardır. okurken de yusuf'tan romantik bir hava alamaz, anlatım ve vurgunun yer yer müthiş düşüş göstermesi okumadan kopmaya sebep olur. sessizce giden kübra ve annesinin akıbetinin belirsizliği ve romanın finali kurgusal bir çöküş olarak göze çarpar. zira yazar, anlatıcı konumunda ve roman, anadolu gözlemlerinden ibaret olunca, okur da haliyle hikayeye ve kurguya hakim bir anlatım bekler.
    iyi işlenmiş karakterler, ki onlar da bazı bölümlerde abartıya kaçmıştır, ve kimi hoş hal ve mekan tasvirleri haricinde, pek bir tat alamadığım içimizdeki şeytan ve kürk mantolu madonna'nun gerisinde kalan, sabahattin ali romanı olmuştur.

    (bkz: #10193156)