şükela:  tümü | bugün
  • her insanın başına gelendir fakat benim ki biraz değişik hikaye.

    dayımın kızına ilkokuldan beri rüyalanıyorum. en son dün akşam bir arkadaşımla onun hakkında çevirdiğimiz ufak bir muhabbetten sonra yine gece kamyonu devirdim. kendisi öyle bir dişidir ki beyaz teni, yüzü, fiziği, kibarlığı, akıllı espirileri, güleryüzlülüğü ve bunların toplamında ortaya çıkan akıl almaz güzelliği ile bir erkeğin dünyada isteyebileceği en üst seviye kızdır kendisi. yeri geldimi çok da yaramazdır ama :) kendisi biraz tahrik olduğu zaman siz ona degil o size öyle bir saldırır ki dünyadaki en güzel his olan istenilme ve beğenilmenin doruklarını yaşarsınız.

    nereden mi biliyorum? 5 veya 6 yıl önceydi, daha önce zaten kendisine eridiğimi biliyordu. aslında her erkeğin kendisine eridiğini biliyordu. hangi erkek karşısına geçse en hanzosu bile 40 yıllık elit gibi konuşmaya çalışıyordu ve bunu kendi aramızda alay konusu yapıyorduk kendisiyle. velhasıl dayımlara bir aile ziyaretinde bulunduk. yemeğe oturuldu ve ben elimi yıkamak için müsade isteyip kendisinin odasına girdim. kötü bir niyetim yoktu. odasının ışığı açıktı kapatmak için odanın ucundan anahtara uzanırken masanın üzerindeki bir şey dikkatimi çekmişti. ne olduğunu hatırlamıyorum bile. odaya girdim ve masaya doğru yürürken arkamdan "ne yapıyorsun burda" dedi sorgularcasına. bu ses tonunu daha önce hiç duymamıştım kendisinden biraz panik oldum. "hiç" dedim bir kaç saniye bekledikten sonra. bıraz gülümsedi ve odaya girdi, önce kapıyı sonra odanın ışığını kapattı. "ne yapıyorsun" dedim kaygılı bir sesle. "kes sesini" dedi ve yanıma hızlıca yaklaşıp dudaklarıma yapıştı ve olaylar sonra gelişti. kendi evinde, benim evimde, dedemin bahçesinde, benim ev doluyken benim evin tuvaletinde seviştik. ama bakın seviştik diyorum. ikimizde birbirimizi öpmek koklamak yalamak ve sarılmak istiyorduk. cinsel ilişkide hiç bulunmadık bu süre içerisinde. hatta öyle ki birbirimizle bu konuyu hiç konuşmadık bile. ikimizde ne istediğimizi biliyorduk ve anlıyorduk birbirimizi.

    bir gün annesinin evinde hasta dedeme bakarken oraya gittim ve üst kata çağırdım. üzerine doğru yürümeye başladığımda "dur" dedi ismimle hitap ederek. normalde birbirimize çok içten sekilde "canım" diyerek hitap ederdik. durdum. "artık buna bir son verelim, sen benim kuzenimsin, yakalanırsak kimin yüzüne nasıl bakacaz? (cinsel ilişkiyi kastederek) ilişkimizi bir sonraki boyuta taşırsak başımıza neler gelebilir? artık yürütmemeliyiz" dedi. "doğru" dedim alçak bir sesle. ondan sonra hayatımıza bunlar hiç yaşanmamış gibi yaşama söz verdik. ama geçen hafta bana bakışını gördüm bebeğim. sen de benim akılmdan çıkmadın. burayı okuyorsan "seni tekrar istiyorum" belki yine odanın ışığını kapatıp dudağıma yapışırsın "canım"...
    edit: (bkz: #72014580)
    bir eski entry
    edit: rüyalanmak, rüyada seks yapmak anlamına gelir ergen kardeşlerim. dün rüyalandığımdan dolayı buraya içimi dökmek istedim. yani yukardada belirttiğim gibi dün gece gördüklerimden dolayı anılarım depreşti ve buraya yazdım. yukarıda rüyamı anlatmıyorum.
  • geldi yine bir adet (bkz: ana bir bacı iki ,gerisine çal siki)
  • sayende rüyalanmak diye bir tabir lügatıma girdi ama seninkisi daha ziyade "hallenmek" gibi duruyor, veya olay örgüne göre transitive bir nitelik kazandıralım, "halleşmek"
  • sanırım cennet plaji adlı yazar için yazılmış bir adet serin hikayedir.

    ani bir itiraf krizi tutmadı ise, başlığı açan yazarın eski entryleri ile çok uyumsuz bir ilk entryli başlık oluyor kendileri.
  • rüya mı anlatılıyor, gerçekten mi olmuş tam olarak anlamadığım hikaye.
  • “mehmet yapma lan biz kuzeniz. hani pes atacaktık”
    diye çığlık çığlığa uyanmanıza sebep olabilir.
  • kuzenimize bile güvenemeyeceğimizi gösteren olay. şeref yoksunları. gündüz düşündüğü gece rüyasına girmiş puşt.