şükela:  tümü | bugün
  • isminden de anlasilacagi uzere iktisatci simon kuznets tarafindan bulunmustur.
    endustrilesmekte olan ulkelerin sanayilesmenin ilk yillarinda gelir dagiliminda daha adaletsizlesecegi, adaletsizligin ters bir u egrisi izleyerek peak yaptiktan sonra dusecegini iddia eder..

    bunun sebebi de ilk yillarda kapitali elinde tutup yatirim yapan kesmin cok zenginlesmesi, daha sonra da kalifiye calisanlar arttikca ve isgucu kalitesi yukseldikce maaslarin artip gelir dagilimin dengelenmesidir..

    guney kore, taiwan gibi ulkelerin 50 yillik endustrilesme periyodlari kuznets egrisiyle aciklanabilir.
  • avrupa-merkezci (bkz: euro-centric) bir ekonomi-politik tezidir. ekonomik gelişmenin bir süre sonra toplumun geneline yayılarak hem politik hem ekonomik eşitsizliklerin azalacağını öngörür. bu teze göre, iktisadî gelişmeyle tarım toplumundan sanayi toplumuna dönüşülecek, vasıflı işçiler artacak gelir dağılımındaki eşitsizlik bir süre sonra azalacaktır. bence, avrupa'nın tarihini özetleyebilir bir argümanken tüm dünyaya genellenebilir bir ekonomi yasası filan değildir. bu durum ancak ülkenin sermaye sahiplerinin, kendi işçileri yerine artık sömürecek yeni işçiler bulmasıyla mümkündür. emperyalizm ve kapitalizm arasındaki doğrudan ilişki tam da budur. evet, avrupa'da olaylar tam da kuznet'in dediği gibi gerçekleşmiştir. çünkü sermaye yayılmış, avrupa'daki işçilere demokratik ve ekonomik haklar verirken afrika'daki ve uzakdoğu'daki ucuz iş gücünü kullanmaya başlamıştır. işçilerin durumu, evet, ülke içerisinde düzelmiş ve fakat dünyadaki eşitsizlik, haksızlık iki hatta üç katına çıkmıştır.

    ha bir de kuznet eğrisinin can sıkıcı diğer kısmı, işçilerin koşullarının düzelmesini sanki kendi kendine gerçekleşen bir şey gibi göstermesidir. neymiş, toplumun burjuvası ne kadar zenginleşirse, alt tabakaların yaşam koşulları o kadar iyileşirmiş. la bu o burjuvaların lütfu olduğundan mı böyle! sanki fabrikatör "ay artık çok kazanıyorum, nereye sığdırayım bunu, kefenin cebi mi var ayol, dur işçilerin maaşına zam yapayım" diyor. kazanım diye bir şey var arkadaş. kalabalıklaşan işçi sınıfının yan yana gelişi, o eğrinin 'eşitsizliğin peak yaptığı yer' dediğin noktasında toplumsal hadiseler var, sokaklar var, hakları için bağıran insanlar var. zaten kuznet'i eleştirip tamamlayan kimi makalelerde bu duruma değinilmiş, bu eğrinin otoriter rejimlerde ortaya çıkmadığından bahsedilmiş. bir örneği için buradan buyrun

    bu kuznet eğrisi kafası aynı zamanda reagan (bkz: ronald reagan) tarafından bol dillendirilmiş vergi kesintileri meselesinde görülür. bak, öyle uzaktan "aman adam bi tespit yapmış işte" gibi zararsız duran eğri hemen politikada karşılığını bulmuş, biri çıkıp "ya madem burjuvazi zenginleşince herkes zenginleşecek, o zaman yazık bu sanayicilerin hâline, vergilerini azaltalım bari" demiştir. adına da trickle down yani aşağı damlama derler, üst sınıflarda pişer bize de düşer sanılsın istemişlerdir.

    hey gidinin kuznet'i hey. ne sandın la sen bizi, halkımız senin oyunlarına gelir mi sandın?! son eğri bükücü seni.
  • (bkz: çin)