şükela:  tümü | bugün
  • 2013 yapımı danimarka filmi. türkiyede kafesteki kadın diye biliniyor.

    --- az spoiler ---

    karısı tarafından terkedilmiş, ortağı bir soruşturma esnasında ölmüş, en yakın arkadaşı ise sakat kalmış bir polis memurunun yaşadığı travmayı atlatamaması, zaten uyumsuz olan tavırlarının artacağı düşünülerek kapanmış dosyaları istiflemek üzere atıl bir birime görevlendirilmesi ile başlıyor hikaye. yeni kurulan bu birimde kendine müslüman ortadoğulu bir asistan veriliyor. ikisi beraber kapandığı varsayılan ancak sonuçsuz kaldığını düşündükleri bir davayı, görev sınırları dışında kalsa da araştırıyorlar.
    filmin sonunda, polisiye olma dışında doğu-batı kültürünün farklılığını ifade etme açısından siyasi de olduğunu düşündürüyor.

    --- az spoiler ---

    filmin yönetmeni mikkel nørgaard imiş.

    ayrıca ben izlemeden 2 hafta önce entrapmenin uktesi imiş.
  • --- spoiler ---

    amerikan filmlerinde de görülebilecek pek çok klişeyi (başarısız olunan bir görev, ortağın ölümü, en yakın arkadaşın sakat kalması, uyumsuzluğu ve bozuk davranışları yüzünden cinayet masasından uzaklaştırılan bir polis, ilk başta pek sevilmeyen yeni ortak, kahve, vs.) barındırmasına rağmen yine de -danimarka'nın karanlık atmosferinden midir bilmem- farklı ve heyecanı yüksek tutan güzel bir film. gerçi lasse'nin kadını hapsetmesinin sebebi çok tatmin edici olmasa da ve o andan itibaren tempo hafiften düşse de insan kadını nasıl kurtaracaklarını merak etmekten alıkoyamıyor kendini.

    7/10

    --- spoiler ---
  • danimarka, isveç ve almanya ortak yapımı olan bir film.

    holivud filmlerinden aşina olduğumuz bir görevde başarısız olmuş ortakları ile sorun yaşamış, boşanmış, geçimsiz ve bir nedenle cinayet masasından geçici göreve alınmış bir dedektif ve ona yeni verilen ortak ile anlaşamama. yeni aldığı görevde bir şeyler görüp/sezip, huysuzluğuna rağmen ona şans veren ortağı ile olayları çözme hikaye örgüsü olmasına rağmen, çekim atmosferinden mi, oyuncuların yüzlerinin karakteristiklerinden mi, gecenin bir vakti izledim ondan mı nedir; ben izlerken heyecanla izledim, sonu, konusu tahmin edilebilir bile olsa. tanıdık bir hikaye bile olsa olay örgüsünü görüntülerle iyi örmüş bir film.

    esas oğlanı oynayan carl- nikolaj lie kaas‘ı görsem bir güzel pataklardım gerçekten. o huysuz, geçimsiz, kimseyi takmayan karakteri duruşu ve mimikleri ile iyi vermiş.

    onun yeni ortağı rolündeki asad- fares fares hikayesi biraz sönük kalmış. oyuncu başarılı ama keşke yan karakterin hikayesi daha derinlikli olsaymış da biz asad’ın carl’ı bu kadar alttan alabilen bir karakter olmasını anlam verebilseydik.

    sonu tahmin edilebilir bile olsa lasse-kötü adamın bir tipi cuk oturmuş.

    --- spoiler ---

    ikincisi bence kaçırdığı ve 5 yıl boyunca alıkoyduğu kadına olan kini tamamen yerinde. düşünün ki bir sabah mutlu anneniz, kahraman babanız ve sevdiğiniz kardeşinizle arabada yolculuk ederken, yan şeritteki şımarık kızın tekinin araba kullanan babasına yaptığı şaka ile tüm ailenizi kaybediyorsunuz, bakıcı aileye gidiyorsunuz, orada cinsel tacize ve istismara uğruyorsunuz, sonra ıslah evi vs.

    bu adam kafada o kadına kin tutmayacak da ben mi tutucam. kadını tıpkı kendi hayatında yaşadığı yavaş yavaş ama sürekli olan baskıları çeksin diye bir kere de değil de baskıyı (basıncı) artırarak ve tıpkı tüm bunlar olurken lasse’yi kimse umursamazken, kadını da yılda bir kere görerek basınç odasında işkence etmesi bence basit ya da yapılamayacak bir şey değil gibi.

    zira çok büyük bir ekipmana ihtiyacı yok, 24 saatte bir kovaları değiştiriyor o kadar.
    --- spoiler ---

    yine dönüp dolaşıp aynı soruya geliyorum ben tıpkı piano filminde olduğu gibi. insan yaşamaya niye devam eder? misal bu filmdeki kadın 5 yıl boyunca yaşamaya nasıl devam etmiş? kendimi bu kadının yerine koyunca beni resmen afacanlar basıyor. devam edebilir miyim ben bilmiyorum.
  • hakkında sadece 4 entry girilmiş ama fena olmayan film. el cuerpo kadar olmasa da konusunda başarılı
  • müthiş olmayan ama boş bir zamanınız varsa izlenebilecek film.

    --- spoiler ---

    başlar çok klişe yukarıda da yazdığı gibi. kadın hapsedildiği andan itibaren film ilgi çekici olmaya başlıyor. nihayetinde sonunda kadın nasıl kurtulacak acaba diye izliyorsunuz.

    keşke sonunda kardeş ile ablasının sadece gözleriyle bile olsa kavuşmasını görseydik dedim ama..

    --- spoiler ---

    kötü adamı neil patrick harrise benzeten bir ben miyim? biraz daha bilinen, izlenen bir film olsaydı yalnız kalmazdım bu konuda.*
  • son yıllarda bayağı başarılı filmlerin çekildiği iskandinav sinemasından, mikkel nørgaard'ın yönetmenliğini yaptığı 2013 yapımı bir polisiye. biraz klişe bir şablonun üzerine oturtulmuş olsa da, sonradan kendi yolunu bulmaya çalışıyor ve sonuna kadar sürükleyici bir şekilde devam ediyor. esad hakkında tek kelime edilmemesi konusundaki eleştiriye ben de katılıyorum. karakterler biraz derinlemesine analiz edilse daha iyi olurdu. carl'ın yavşak üvey oğlundansa, esad'ın hikayesi daha ilgi çekici olabilirdi. doğu batı sentezi yapalım demişler ama sentezleyememişler. esmer, sakallı, namaz kılan bi adam yeterli olmamış. yine de hiç fena bi film değil. hele bu kadar az ilgiyi hak edecek bi film hiç değil. özellikle kuzey ülkelerinin melankolik havasını müthiş yansıtmış.
  • gizemli, kesin olmayan bir sebeple kapatılmış veya çözülememiş olayları araştıran q birimine atanan, soğuk ve neredeyse hiç gülmeyen carl mørck ve yeni ortağı assad, yıllar önce vapurdan atlayarak intihar ettiği söylenen bir kadın vakası üzerine yoğunlaşır. danimarka sineması başarılı bir film çıkarmış. carl rolündeki polis memurunu canlandıran nikolaj lie kaas oldukça soğuk, huysuz, iletişim kurmada başarısız, asosyal, tüm hayatı cinayet araştırma ve polislik olan bir adam olarak karşımıza çıkıyor. iskandinav ülkelerinin soğuk, kapalı, karanlık, boğucu, depresif atmosferi ile insanları arasında oldukça doğal bir bağ oluşmuş. aynı filmin devamı niteliğinde başka bir olayın araştırıldığı 2014 yapımı fasandræberne adlı film de güzel.
  • katile de üzülmemizi sağlayan film. en azından ben üzüldüm.
  • mikkel norgaard'ın yönettiği 2013 danimarka yapım film. karakterlerden esat'ın son sahnelerden birinde namaz kıldığı sahne hatırda kalacak gibi. ayrıca kurgu, senaryo ve akıllıca hazırlanmış bir son bakımından kaliteli bir film..
  • kurallara uymayan sorunlu bir polis, amirleri tarafından artık aktif görevde değil arşivde çalışması için görevlendiriliyor. yanına verilen elemanla birlikte yapması gereken tek şey dosyaları düzenlemek.

    sadece düzenlemekle kalmıyor ve bir dosyayı incelerken olayı yeniden ele alıyor.

    kurgu mükemmel. abartısız oyunculuk ve beklenmedik sonuyla polisiyenin en iyi örneklerinden olmuş.

    bu filmden sonra devam niteliğinde olan; ama bu olaydan bağımsız başka bir dosyayı ele alan fasandraeberne izlenmeli.