şükela:  tümü | bugün
  • türkiye cumhuriyeti'nin, cumhuriyet ve cumhuriyet değerlerine karşı çıkan, bu yolda mustafa kemal ve silah arkadaşlarının kafasının koparılması ve yunan ordusunun hilafet ordusu olduğunu iddia eden ingiliz mandası ve vatan haini olan birisinin adını devlet yurduna vermesidir.
    çok merak ediyorum bundan 80 yıl sonra fetullah gülen'in adı bir yurda verilse ve bunu da olsun o din adamıydı diye savunan olsa ne olurdu?
  • eğer bu ismin verilmesi olayı doğruysa resmen meydan okumadır. artık rejim değişir mi tartışması bitti. iran bile olamayacağız maalesef.
  • ülkenin işgal altında olduğunu gösteren vol.745476429
  • mustafa kemal'i isyancı olarak gören birinin isminin devlet yurduna verilmesi açıkça cumhuriyete bir meydan okumadır
  • bir vatan hainin adını taşıyan devlet yurdu.
  • ataturk’un emri ile ok gibi firlayanlarin zamaninda acilmistir!
  • tek suçu başındaki sarığı çıkarmamak olan ve şapka kanununa muhalefet ettiği gerekçesiyle idam edilen bir islam aliminin adının verildiği yurttur. ben olsam daha güzel bir yere, daha göze görünür bir yere, mesela çamlıcaya ya da taksime yapılan camiye verirdim o ismi.

    edit: buradan ve özelden edilen tüm küfürleri sahiplerine iade ederek atıf hocanın biyografisini paylaşıyorum; bilmiyorsanız öğrenin kemalist kaynaklardaki sıçmıklara inanmayın, araştırın azıcık.

    --- spoiler ---

    iskilipli atıf hoca, 1874'te iskilip'in tophane köyünde doğdu. ilk eğitimini köyündeki medreseden alan atıf hoca, daha sonra iskilip'in tanınmış alimlerinden abdullah efendi'den fıkıh ve tefsir dersleri aldı. ailesinin itirazlarına rağmen istanbul'a giderek ilim tahsilini devam ettirmek istedi. fatih camii medresesinde ders gören atıf hoca 1902'de girdiği ruus sınavını vererek istanbul müderrisliğine hak kazandı. fatih medresesinde müderris olarak ders verirken aynı zamanda darulfünun üniversitesine devam etti. darulfünun'un ilahiyat bölümünden mezun olan atıf hoca istanbul kabataş lisesi'ne arapça öğretmeni olarak atandı.

    medreselerin ve müderrislerin eksikliklerini gidermek için bir rapor hazırladı ve bu raporunu maşihat-ı islamiyye dairesi'ne sundu. fakat rapor köklü değişiklikler içermesi ve dairedeki bazıkişilerin çıkarlarına dokunması nedeniyle şeyhulislamlık makamına şikayet edildi. şeyhuilislam mehmet cemalettin efendi tarafından önce bodrum'a daha sonra kırım'a sürüldü. kırım'dan varşova'ya geçen atıf hoca, sürgün cezası bittikten sonra istanbul'a dönen atıf hoca, beyanül'l hak, sebilürreşad, dergilerde makaleler yazdı. ittihatçılarla yıldızı barışmayan atıf hoca, 31 mart olayından bir hafta önce yazdığı bir yazı nedeniyle tutuklandı. fakat mahkeme suçsuz buldu ve serbest bıraktı. ittihatçılar, atıf hoca'ya devlet dairesinde görev vermeyerek onu eğitimle iştigal etmesinden uzak tutmak istediler.

    atıf hoca medreselerde fahri olarak ders vermeye ittihatçılara karşı ittihad-i muhammed-i içerisinde yer alır. mebus seçilmesi ittihatçılar tarafından engellenir. mahmut şevket paşa'nın öldürülmesinde rolü olduğu gerekçesiyle i ittihatçılar tarafından suçlanarak divan-ı harb'te yargılanır, suçlu bulunarak önce sinop'a daha sonra çorum-sungurlu sonra da boğazlayan'a sürgüne gönderilir. sürgünde halka vaaz vermesi ve talebelere ders vermesi yasaklanır. 1.5 yıllık sürgün cezası sona erdikten sonra istanbul'a gelir. ebul2ula mardin huzur dersleri adlı eserinde suçsuzluğunun anlaşılmasına rağmen hiçbir görev verilmediğini söyler.

    alemdar ve mahfel gibi gazete ve dergilerde yazılar yazan atıf hoca şeriat medeniyet-i , mirat'ul islam gibi eserlerini bu dönemde yazar. eserlerinde medeniyet, terakki, eğitim sosyal hayat, islam nizamı, örtünme, ahlak, hukuk gibi konulara vurgu yapar. siyasi yazılar yazar ve ittihatçıların din-siyaset ayrımına karşı çıkar.

    mustafa sabri efendi sayesinde veliaht vahdettin'le tanışır ve veliahtla kişisel dostluk kurar. birinci dünya savaşı'nın sona ittihatçı liderlerin ülkeyi terk etmesiyle atıf hoca fatih dersiamlığı görevine dönerek başta fıkıh ve tefsir, arapça dersleri vermeye devam eder. 1918'de hilafet-i aliye ve medresetül kudat'ta da dersler verir.

    hürriyet ve itilaf partisinin iktidara gelmesi ile iptida medresesinin umum müdürlüğüne getirilmişse de hürriyet ve itilafçıların ingiliz yanlısı siyaset izlemelerine alemdar gazetesinde yazdığı yazılarla karşı çıkmıştır. iskilipli atıf hoca mondros mütarekesine ilk tepkiyi koyanlardan birisidir. yakın arkadaşı mustafa sabri efendi ile birlikte müderrisin cemiyetini kurar, mustafa sabri efendi'nin şeyhülislamlığa getirilmesinden sonra cemiyetin başkanlığı görevini üstlenir. cemiyet başlangıçta bir ulema meclisi iken daha sonra anadolu'nun itilaf devletleri tarafından işgal edilmesinden sonra ismini teal-i islam cemiyeti olarak değiştirir.

    izmir'in işgal edilmesine karşı ilk karşı beyanname hazırlayan cemiyet teal-i islam cemiyetidir. bu beyannamede işgalciler eleştirilmiş, yurdun her sathında mücadele edilmesi için çağrı yapılmıştır. cemiyet kurtuluş olarak halifeye bağlı kalmayı halifeliği kurtarmayı esas almıştı. çünkü halifelik cemiyete göre islam'ı ve müslümanları temsil eden bir makamdı. halifeliğin işgal kuvvetlerin hakimiyetine geçmesi müslümanlar için bir felaket olurdu, bu nedenle işgalcilere karşı müslümanlar halifelik şemsiyesi altında tek vücut olmalıydılar.

    ingilizler iktidardaki hürriyet ve itilaf partisi'nden anadolu'da işgallere karşı direnişe geçen milislere karşı bir fetva yayınlanmasını şeyhülislamlıktan ister. atıf hoca bu şekilde bir fetvanın yayınlanmasına karşı çıkar fakat fetva hazırlanır ve atıf hoca ve tahirül mevlevi'nin karşı çıkmalarına rağmen fetva cemiyet bildirisi şeklinde yayınlanmak istenir. atıf hoca bu fetvanın cemiyet adına yayınlanmasına karşı çıkar ve bildiriye imza ve mühür basmaz. teal-i islam cemiyetinin adı kullanılarak uçaklarla atılan bu fetvaya karşı atıf hoca, vakit gazetesine bir tekzib yazısı gönderir. 23 teşrin-i evvel (ekim) 1920, no: 1032 vakit gazetesinde çıkan tekzib yazısında atıf hoca memleketin işgali sırasında böyle bir fetvanın yanlış olduğunu söyler ve bu fetvayı benimsemediğini ve imza koymadığını söyler.

    1922'de dolmabahçe sarayında huzur dersleri verir. bu dönemde özellikle batılılaşma karşıtı yazılar yazar. tesettür-ü şer'i, din-i islam'da men-i müskirat (islam dininde içki yasağı), frenk mukallitliği ve şapka kitaplarını kaleme alır.

    şapka hakkında ki kitabını yazdıktan 1,5 yıl sonra şapka devrimine muhalefet etmek suçundan tutuklanır. şevket süreyya aydemir, tahirül mevlevi, hasan tahmilci, kızı melahat hanım atıf hoca'nın şapkaya muhalefet etmekten tutuklandığını belirtmişlerdir.

    iskilipli atıf hoca 4 şubat 1926 perşembe günü sabaha karşı eski meclis binasının yakınındaki çarşıda asılarak idam edilmiştir. (ivedihaber.com)
    --- spoiler ---
  • kurtuluş savaşı'na karşı fetva veren birinin adına sahiptir.

    ama zaten kurtuluş savaşı da yoktur, ingilizlerle hilafeti kaldırmak için anlaşıldıktan sonra mağdur edilen bir islam aliminden ne istemektesiniz!

    not: ne iğrenç insanlarsınız be aktroller.
  • sarığına soktuğumun onun bunun çocuğu bir yobaz piçinin isminin verildiği yurt.

    ingiliz köpekliği yapmış, kurtuluş savaşına karşı çıkmış birini alim ilan edip, adına yurt açmak sadece bizim gibi akıl tutulması yaşayan bir millete yakışırdı zaten...

    nerden baksan leş, nerden baksan rezalet !!
  • badelenmekten düşünme yetisini kaybedenlerce, ımı sırığını çıkırmıdığı için ısıldı sanılan ingiliz itinin adının verildiği yurt.

    akp döneminde yaşanmıştır