şükela:  tümü | bugün
  • hakkında hiçbir şey yazılmamış olmasına çok şaşırdığım film. 2009 yılında cannes'da un certain regard ödülünü almış yunanistan yapımı filmdir. giorgos lanthimos'un yönettiği filmde çocuklarını eve kapatarak onlara bütün konvansiyonların dışında bir eğitim veren anne - baba, ve hastalıklı bir aile hikayesi anlatılıyor. sarajevo film festivali katalogundan alıntılayarak yazıyorum:

    the father, the mother and their three kids live in a house at the outskirts of a city. there is a tall fence surrounding the house. the kids have never left the house. they are being educated, entertained, bored and exercised in the manner that their parents deem appropriate, without any influence from the outside world. they believe that the airplanes flying over are toys and that zombies are small yellow flowers. the only person allowed to enter the house is christina. she works as a security guard at the father's business. the father arranges her visits to the house in order to appease the sexual urges of the son. the whole family is fond of her, especially the eldest daughter. one day christina gives her as a present a headband that has stones that glow in the dark and asks for something in return.
  • film festivali kapsamında izlediğim gerçekten en ilginç gelmiş bir filmdir.
    filmden notlarım:

    1)filmi izlerken salondan yaklaşık 25 kişi çıktı.
    rahatsız edici olabilir bazıları için, ama soft porn tadında sahneler mevcuttu. 3 kere erkek cinsel organı, 5 kere kıllı kıllı faraş gibi kadın organı, bol bol popo gördük filmde.
    2) filmden çıkınca bir sorgulama sürecine girdim. filmdeki ayrıntıları gözden geçirdik, oldukça hoştu aslında.
    3) haneke seviyorsanız bu film onun çoğu filmine kafa tutacak cinsten.

    --- spoiler ---
    şimdi gelelim sıcağı sıcağına:
    bir baba, ailesini izole bir yerde çiftlik gibi bir eve kapatmış ve kendi dünyasını kurmuş.
    evde yaşayan çocuklar evden dışarı adım atmamışlar, dış dünyayla en ufak bir bağ ve fikirleri dahi yok. tepeden geçen uçaklar onlar için özgürlüğü değil, düşmeyi bekledikleri birer oyuncak sadece.

    dışarı çıkma teşebbüsleri olamıyor, çünkü onlara öyle öğretilmiş, bir korku imparatorluğu oluşturulmuş.
    evden tek çıkma aracı evdeki mercedes araba, dışarıda evin babası da yere basmıyor ki, inandırıcı olsun diye.
    baba işe gidip geliyor, evin erzak vb. ihtiyaçlarını sağlıyor.
    iştekiler evine gelmesin diye karısı sakat ayağına yatıp kimseyle görüşmek istemediğini belirtiyor.
    nemrut bir herif. çocuklarını neden oraya tıkmış, onu bir tek çözemiyoruz....

    çocuklar evde eğlenmek için abuk subuk cesaret oyunları oynayıp duruyolar.
    fiziklerine dayalı oyunlar. insanın sosyal yaşamdan kopuk bir ortamda ne tür bir mahlukat olduğunu resmen yönetmen gözümüze sokuyor.

    eve her hafta fahişe geliyor, evin babası gözünü kapatıyor bu kadının ve eve getirip oğluyla beraber olmasını sağlıyor.
    zaten herşey bu fahişenin altından çıkıyor ve dış dünyayı eve taşıyor. işte tüm kavram karmaşası ve sistemin çöküşünü sağlayan şey bu.
    ah filmin adı neden köpek dişi?

    çocuklara köpek dişleri düştüğü zaman evden ayrılma zamanı gelecekleri anlatılmış.
    onlarda sürekli dişleri sallanıyor mu diye kontrol ediyor.

    filmin sonunda 10 saniye boyunca bagajdan çıkacağını umut etmedik mi?
    ben etmiştim, ve o bagajda havasızlıktan can vermiş olabilmesine çok üzüldüm.

    --- spoiler ---

    sözlükten daha fazla kişinin izleyeceğini düşünmüştüm. ilginç geldi.
  • rahatsız edici bir film.

    --- spoiler ---
    nesnelerin isimlerini ve anlamlarını kendinize gore duzenleyebilseydiniz guzel olur muydu? hatta daha da otesine goturup bunu kendi kucuk krallıgınızda muritlerine mutlak gercek olarak kabul ettirseydiniz. oyle bir krallık dusunun ki, her kelimenin farklı bir karsılıgı var, ozgurlugu. bu ozgurlugun sınırları da bi kisi tarafından ciziliyor.

    iste boyle bir dunyayı anlatıyor kopek disi. bırakın ucak, araba, kedi gibi ogeleri en temel icgudulerin dahi kabuk degistirdigine sahit oluyoruz. bu yeni kavram duzeni bize sınırlı bir gerceklik sunuyor. yabancı etkisiyle ortaya cıkan bozulma her ne kadar puskurtulse de onemli olaylara davetiye cıkaracaktır. takas sisteminin dahi -kısmen- islendigini gordugumuz filmde, yonetmen gorsel olarak sınırlama koymamıs. bir haneke ritueli ile islemis olayları. bu yonuyle bakıldıgında rahatsız edici bir deneyim olustursa da festivalin en degerli gosterimlerinden birini olusturdu.

    --- spoiler ---
  • --- spoiler ---
    filmin festival kitabında kısa tanıtımında haneke vari saptamasının kesinlikle doğru olduğu, şiddeti gözümüzün içine gündelik olaylarla sokup dozajı muhteşem ayarlama becerisine sahip haneke'nin asla bu benzermeden gocunmayacağı bir film olmuş.

    filmin çıkış noktası anne ve babaların çocukların sorduğu sorulara cevap vermemek adına bir şeyler zırvalayıp, yanlış bilgilendirme yapması sanki. adeta seni leylekler getirdinin devasa bir versiyonu. leylek masalına çocukların körü körüne inanıp, doğruyu araştırma olanaklarının tamamen korku ile kısıtlandığı ara ara şiddetin arttığı ve yalan söyleyenin yalan söylenen üzerindeki korkunç gücün esiri olduğu gerçekçi bir şekilde önümüze atılıyor. isyan, kabul edememe içimizi sarıyor ve işin tuhafı filmin gittiği yeri görmenize rağmen engeleyememeniz.

    oyunculuk muhteşem, sekanslar arası esler ürkütücü, hikayeler bazı bazı çocukluğunuzdan tanıdık, şiddet ise filmi batırıp anlamsız yere getirebilecekken çok yerinde. haneke sevenlerin acayip keyif alacağı bir film olmuş.

    geçen sene strella sonra yunan sinemasında festivalin getirdiği güçlü, bağımsız, yunan sineması temsilcisi. yönetmen yorgos lanthimos gayet iyi iş çıkarmış.
    --- spoiler ---

    p.s. insan niye çocuğa üçgenin iç açılarının toplamı 180 derece etmediğine ilişkin bir bilgiyi öğretmen için kaset doldurur ki ?! ayrıntıda en çok anlamsız bulup şaşırdığım hadise bu olmuştu
  • renk körü olan insanlar, bunun farkına renk körü olmayan insanlar yüzünden/sayesinde varırlar. renk körleri, kırmızı ve yeşilin farkını asla bilemez, örneğin onlara çimenlerin yeşil olduğu söylenildiği için çimenlere yeşil derler. çimenleri gösterip "bu, kırmızı." denilseydi, onları öyle kabul ederlerdi. filmdeki çocuklar da, dış dünyayla tamamen bağlantısız, tamamen babanın kontrolünde bu şekilde eğitilmelerinin sonucu olarak gökten düşecek uçaklardan medet umuyorlar.
  • sinemanın ne kadar yaratıcı olabileceğini gösteren, sinema iyi ki varsın dedirten çok özgün bir çalışma.
  • bir haneke filmi gibi dursa da, kendi ayakları üstünde durmasını da becerebilen bir film olmuş bu yunan filmi. epey politik, epey çatışmalı, epey minimal.
  • --- spoiler ---

    çocukların dedesi olan frank sinatra'nın yunan haneke ailesine yazdığı nasihat şeklindeki parçanın sözleri:

    fly me to the moon---babamız bizi sever
    and let me play among the stars---annemiz bizi sever
    let me see what spring is like---biz onları sever miyiz? evet, severiz.
    on jupiter and mars---kardeşlerimi çok severim
    in other words hold my hand---çünkü onlar da beni sever
    in other words darling kiss me---ilkbahar evmize dolar
    fill my life with song---ilkbahar kalbimden taşar
    and let me sing forevermore---ailem benimle gurur duyar
    you are all i hope for---çünkü tüm gücümle çalışırım
    all i worship and adore---ama hep daha iyisini yapabilmek için uğraşırım
    in other words please be true---evimiz çok güzeldir ve onu severiz
    in other words i love you---seni asla terk etmeyeceğiz.

    --- spoiler ---
  • roger ebert'in ''bakmaktan gözünüzü alamayacağınız bir araba kazası gibi'' diyerek bir nebze de olsa duygularıma tercüman olduğu film. hala düşünüyorum ben bu filmi beğendim mi diye. pozitif duygular besliyorum kendisine karşı ama bir sinema eseri olarak mı yoksa rahatsız ediciliğin yasak zevki yüzünden mi, ney?

    not: hayat bilgisi kitaplarında tasvir edilen tipte bir aileden gelenler özellikle izlesinler.

    not2: yaşasın kötülük
  • kesinlikle bir psikologla ya da psikolojiyle haşır neşir olan bir grupla izlenmesi gereken, başından sonuna kadar aykırı, neredeyse alışılagelinmiş normal bir dakikası bile bulunmayan deli filmi.. davranış bozukluğuna doydum desem yeridir. haneke oturmuş idiots'u kendi yorumuyla tekrar çekmiş gibi..

    --- spoiler ---

    bu arada kızın izlediği filmler:
    (bkz: rocky)
    (bkz: jaws)

    --- spoiler ---