şükela:  tümü | bugün
  • 1965 italya/cezayir yapimi, gillo pontecorvo'nun yonettigi siyasi sinemanin zirvelerinden biri olan film. 1996'da istanbul film festivalinde de gosterilmisti cezayir savasi ismiyle.
    filmden cok, fazlasiyla gercekci ve belgesel havasinda olmakla birlikte haber goruntuleri vs. kullanilmamistir, tamamen kurmacadir. siyah beyaz olmasi da etkisini katlar sanki. yonetmenin komunist olmasinda yola cikarak, cezayir yanlisi bir film beklense de, yonetmen, iki tarafa da giydiriyor film boyunca. fransizlara daha fazla tabii ki.
    muziklerde de ennio morricone'nin imzasi var. her zamanki gibi dramatik.
  • bugunlerde savas sonrasi irak'taki beklenmeyen saldirilar ve kaostan dolayi sasirmis pentagon ust duzey yetkililerince, tekrar tekrar seyredilip uzerinde dusunulen "tarih tekerrurden ibarettir" film..
  • görüntülerin kalitesiyle, orjinalligiyle izleyicide ilk basta belgesel izlenimi veren güzel bir yapim. 50 lerde baslayan ve 1962 yilina kadar süren cezayir bagimsizlik mücadelesi anlatiliyor. ab sürecinde insan haklari ile ilgili sürekli bik bik eden fransanin zamaninda buradaki insanlarin haklarini nasil korudugunu(!) pek güzel görüyoruz.
  • cezayir'in fransizlara karsi verdigi bagimsizlik mucadelesini belgeseli andiran bir gercekcilikle anlatan film. savasin uzerinden cok gecmeden cekilmis olmasi ilgi cekicidir. film cikar cikmaz fransa'da sansure ugramistir. ancak 1971'de fransiz sinema salonlarinda gosterilmesine izin verilmisse de gosterildigi salonlara bombali saldirilar yapilmasi tekrar sansur getirmistir. film 2003 agustosunda pentagon'un gosterdigi ozel ilgiyle adeta tekrar dogmustur. amerikalilar kurmaylarina bu filmi izleterek fransizlarin cezayir'de karsilastigi zorluklari analiz ettirmek ve irak'ta yasadiklari sorunlarin cozumunde yol gosterici ipuclari aramak istemislerdir. film 2004 ocak ayinda abd'deki salonlarda daha genis kitlelerle bulusmustur. ayni yil cannes'da gosterilmis ve fransa'da da tekrar gosterime girmistir.

    (bkz: fransizlarin cezayir soykirimi)
  • ziyadesiyle overrated bir film. irak'in isgali ile baglanti kurulmasi ve ders cikarilmasi falan abesle istigal. bir yanda 130 yillik bir somurgecilik, ozumseme ve benimseme, diger yanda fiktif cikarlara dayanan tarihi, kulturel, sosyolojik bir bagi ve dayanagi olmayan iki senelik bir isgal. cezayir fransa icin herhangi bir somurge olarak degil bir vatan parcasi olarak goruldu. cezayir (ulkeye ve baskentine ayni ismi vermisiz; var mi boyle bir sey... (bkz: tunus)) veya oran'in bir marsilya'dan toulouse'dan farki yoktu fransizlar icin. yuzbinler yasadi bu sehirlerde. fransa'nin cezayir'i kaybetmemek icin gecerli sebepleri vardi kendince. kesinlikle irak savasi karsitlarinin, michael moore'cu medyanin onumuze 40 sene sonra isitip koyduklari bu film kalibimi basarim 100 amerikalinin 98'i icin hicbirsey ifade etmez.

    jean martin'in karizmatik oyunculugu gorulmeye deger. sigara icisine hayran kaldim. filmde gayet notr bir anlatim butunlugu mevcut.
  • jacques vergès'in hayatini konu alan l'avocat de la terreur'de, bu filmden, djamila bouhired'in cezayir sehrinde çember altindaki arap mahallesinden çikarak fransizlara ait bir bara bomba yerlestirdigi sahneyi görmek mümkün.
  • filmin bir özelligi de, cezayir sehrine gemi ile gelindiginde herhangi bir fransiz sehrinden (haydi marsilya olsun, toulouse'a deniz götürmek biraz zor) farki yokmus gibi görünen bir zengin vitrinin berisinde, araplarin yasadigi kasbah mahallesindeki fakirligi, o "kordon boyu" zenginliginin arkasinda sakli tutulmaya çalisilan fakirligi göstermesidir. "fransa'nin cezayir'i anavataninin bir parçasi olarak gördügü" efsanesi, avrupalilarin mahallerinden kasbah'a geçildiginde sona erer. fln ilk silahli eylemlerine basladiginda araplarin kasbah'tan çikmasi kisitlanacaktir ki böyle bir seyi, zengin fakir mahalleri arasindaki fark ne kadar açik olursa olsun, fransa'da düsünmek imkânsizdir. fln bagimsizlik mücadelesine basladiginda cezayir fransa'nin bir ili idi resmen. bu hâl de cezayir'in bagimsizligindan yana olan fransizlara, "madem bu bir iç savas, biz de istedigimiz tarahi tutariz iç savasta. cezayirlileri savundugumuz için de kimse bize "vatan haini" diyemez" deme firsatini vererek fransiz hükümetini zor duruma düsürdü. fransiz hükümetinin önceleri isim koyamadigi "cezayir olaylari"nin bagimsizlik savasi oldugu kabul edildi sonradan. "cezayir'in fransa'nin bir parçasiydi" palavrasi ilkokul çocuklarina bile inandirici gelemeyecegi için, tarih kitaplarinda yer almiyor artik fransa'da.

    bagimsiz cezayir hükümeti filmin çekimi için elinden geleni ardina koymamis, çatisma anilari henüz belleklerinde oldugu gibi canli duran kasbah sakinleri filmin çekiminde gönüllü figüranlik yapmislardir.
  • cezayir'in fransız yakası ve yerli yakası arasındaki farklardan, halkın yoksulluğuna ve bağımsızlık mücadelesinin iniş çıkışlarına kadar her şey çok gerçektir filmde, hatta o kadar gerçektir ki insanın içini yakar, türkiyenin yakın tarihiyle paralellik kurulduğunda ise daha bir acıtan filmdir.