şükela:  tümü | bugün
  • melez bilinç adıyla da türkçeye çevrilmiş daryush shayegan kitabı.

    edit: yaralı bilinç'i okuyanlar için tekrar niteliğindeki bir kitap. doğrusu arap baharı'nı biraz teorik bir zeminde ele alır diye ummuştum ama farklı bir formda yaralı bilinç tekrarına giriştiğini gördüm yazarın. persocentric ( şimdi uydurdum bu konsepti de ) bir bakış açısıyla yazılmış. arada "şah imparatarluğu'nun ihtişamlı günleri"ne derin bir özlem duyduğu anlaşılıyor. mollalar iran kültürünü bitirdiler, özümüze dönelim tandansı da yakalanmış. sevgili daryush shayegan'ı severim ama. farkındalık eşiğinden atlatıyor adamı.
  • önsözünde shayegan'ın tunus'taki müslüman kardeşler'in türk modelini seçmesini dilediği kitap: "umarım iyimserlerin tahminleri doğru çıkar, en iyi örgütlenmiş ve en güçlü siyasi parti olan ihvan(müslüman kardeşler)oyunun kurallarına uyup türk modelini seçer ve teokratik devlete meyletmekten kaçınır".
    pes doğrusu! shayegan türkiye'deki akp icraatlerinden habersiz mi?
  • "zaten birbirlerinden çok farklı olan arap ülkelerini karşılaştırmaya başlandığı vakit, hep bir ilk tespite varılır. çoğunda, nüfusun %60 ila 70'i otuz yaşın altındadır. dolayısıyla çok genç ülkelerdir bunlar; gençliğin ise, otoriter rejimlerin aklının almadığı ve artık öğrenemeyeceği haklı sebepleri bulunmaktadır. bu gençliğin ne işi vardır, ne de beklentisi; amerikalı bir uzmanın pek isabetli bir biçimde muhaberat devletleri diye adlandırdığı, başka bir deyişle gizli servislerin devlet içinde devlet oldukları ve onları idare edip her tür protesto hareketini bastırmak için kullananlardan başka hiç kimseye hesap vermedikleri polis devletlerinde bu gençliğin iktidara en ufak bir katılımı da yoktur.
    her ne kadar bu ülkelerdeki gençlik nispeten eğitimli ise ve çok sayıda iletişim ağıyla temas halinde olup 21. yüzyılı yaşıyor ise de, tabi oldukları devletler hâlâ 20. yüzyıldaki diktatörlük rejimlerinin kemikleşmiş izlerini taşıyarak ayak sürümektedir (bunların tek adam rejimleri mi, dinsel rejimler mi, yoksa hanedan cumhuriyetleri mi olduğunun pek önemi yoktur); köhnedikleri için, aradaki bölmeleri kıramamakta ve benzerini hiç görmemiş oldukları durumlara kolay uyum sağlayamamaktadırlar; mümkün olduğunu düşünsek bile, reforma uğratılmaları da zorlaşmıştır."