şükela:  tümü | bugün
  • 2013 yapımı, 75 dakikalık, siyah-beyaz philippe garrel filmi. başrollerde, yönetmenin oğlu louis ve anna mouglalis var.

    --- spoiler ---

    filmin açılışında ekranda ağlayan bir kadın var. kadın içini çeke çeke ağlıyor ve ardından yüzünde her şey bittikten sonra gelen rahatlama ile bıçak kesiği bir tebessüm görüyoruz. olur öyle tebessümü. kabullenişin kutsal ifadesi. ekran kararıyor, hikayemiz başlıyor. aslında bu birkaç saniyelik ağlama görüntüsü ne izleyeceğimizin habercisi. çünkü, olur. olması gereken ne ise o olur. kadercilik filan değil bu, olur yani. olması için sebep bulamazsınız dönüp baktığınızda. öyle olması gerekir bir şekilde. ve öyle olur. ağlar, sızlar; güler, sevinirsin. olur öyle. "olur öyle" çok güzel bence. inanın. film, bu. yapyalın. gepgerçek. yine bence.

    bir sonraki sekansta; erkekle, bahsettiğim ağlayan kadının ayrılış diyaloğunu, bu çiftin kızıyla birlikte dinliyoruz. çünkü çift konuşurken, kamera çocuğun üzerinde. zaten film; bana kalırsa, asla çözüm bulamadığımız ve bulamayacağımız kadın-erkek ilişkilerindeki sorunları ortaya koyar ve onların çözümsüzlüğü vurgulurken, temelde odaklanılması gerekenin çocuk olduğunu işaret ediyor. bu yüzden filmin adıyla pek de ilişkili olmadığını söyleyebilirim. kıskanmaktan, aldatmaktan, yalandan, intikamdan, sadakatten başka bir şey anlatıyor film. truffaut'un la peau douce'u ile benzerlik gösterse de -ki la jalousie ismi bu film için daha uygun olabilirdi. ondan daha net bir şekilde odağa çocuğu almasıyla ayrılıyor.

    bu temelde, film;eşinden ne sebeple ayrıldığını tam olarak bilemediğimiz tiyatro oyuncusu louis'nin; bu ayrılıktan sonra birlikte yaşadığı ve deli gibi sevdiği, eskinin parlak oyuncusu claudia tarafından yine tam olarak bilemediğimiz bir nedenle (yakın neden yoksulluk ve claudia'nın eskiye özlemi ama bence sayılmaz) terk edilişini anlatıyor.

    --- spoiler ---