şükela:  tümü | bugün
  • festivalde goserilmis bir sahane filmdir.piyanodan hazzeden insana buyuk keyif verir, nese katar.
    bilhassa 1900 rolunde tim roth hakaten piyano calmakta bizi sasirtmaktadir.
    ayar verme sahnesi ise anlatilirsa izleyenin nesesi kacar, amma sahane ayar vardir caz i ve scene i ben yarattim diyen jelli bilmemnenin maskesi duser, kepaze olur.
  • ayrica 1900 un gemiyi ve piyanoyu sevmesi baglanmasi onu dunya belleyip, gercek dunyaya uzay muamelesi yapmasi cok guzel anlatilir, cok uzulursunuz. bazen biz de mi 1900 oluyoruz acaba dersiniz, sinirlar arasinda en iyi yapmaya calisirken.

    yine bazen hercai modeli oradan oraya savrulurken 88 tus arasinda bir kici bir bodos u olan bir dunyada yasamak ve yaratmak mi daha dogru dersiniz.

    ben seslice bi iki kez oyle demistim film sirasinda, sss psss diye susturmuslardi.
  • firtina cikinca piyanonun frenlerini cozup, geminin koca salonunda dolasirken, elleri cebinde ufka bakan yada camdan sarisin guzel kiza bakan tim roth aslinda farkinda degildir ki biz de ayni mest olmuslukla kendisine bakmaktayizdir.. filmi en guzel izlenecek yer olan emek sinemasinda izlemek ise akustik bakimdan soyle kucuk bir guzellik yasatmistir, 1900 ile arkadasinin geminin kazan dairesinde kazana dogru tek tek komur atislari, sadece o sesler, emek'te arkadan gelmistir ki, iste o burda sesini duyuyorum tanrim diyerek yurek hoplatmistir.. filmin en basinda bir gemi dolusu mültecinin amerika'ya dogru giderken bir gencin ozgurluk heykelini gorunce ayaga firlayip "ameyrikaa ameyrikaa" diye bagirmasi, heykelin maket oldugunun goze batmasi falsosunu bastirir tatliliktadir..
  • 1900'un yaristigi zenci piyanistin adi jelly roll morton'mus, hikaye 1900'un trompetci arkadasi max tooney tarafindan anlatilmis, filmin orjinal adi ise 'la leggenda del pianista sull'loceano: the legend of 1900'. muzik tutkusunun hayatin, askin bile onune gecebilecegini en guzel anlatan filmlerden biri. keske vizyona da gelseydi.
  • 'la leggenda del pianista sull'oceano"

    (bkz: 1900 efsanesi)
  • nedense seyrettiğim zamanda ilk aklıma klasik müzik piyano devi vladimir horowitz ile cazda piyanonun devi art tatum un karşılaşıp birbirlerine meydan okudukları o meşhur davet gelmişti..
  • alessandro baricco'nun novecento (1900) adli monologundan sinemaya uyarlanmistir.
  • 1998 tarihli, büyüleyici ve bir o kadar da iç burkucu giuseppe tornatore filmi, hiç büyümek istemeyen danny boodman t. d. lemons 1900'ın -kısa adıyla 1900- hüzün dolu hikayesi. adeta bir masal kahramanıdır 1900 bu filmde, varlıkla yokluk arasında gidip gelen, efsanevi bir deli. bir kıtadan* ötekine* doğru yol alan insanların arasında, hiçbir kara parçasına ayak basmak istemeyen bir anti-kahraman. kanımca müzik tutkusundan ve "orada" doğmuş olmaktan öte bir şeydir onu gemide tutan, dışına hiç ayak basmadığı, devasa gemisine bağlayan şey. tarif edilmesi pek mümkün olmayan bir aidiyet hissi ya da "geminin ruhunu" içinde taşıyor olması belki de. tam da o yüzden gemiyle aynı kaderi paylaşmayı seçer 1900. onun "toprağı" bir kara parçası değil, durmaksızın su'yun, belli belirsizliğin, muğlaklığın, dalgaların, akıntıların üzerinde yol alan bir gemidir. gemi su'ya, 1900 ise gemiye aittir bir nevi. nasıl bir gemi, suyun dışına çıkmazsa, 1900 de ayak basmaz bir kere bile olsun karaya. fırtına esnasında piyanosuyla beraber koskoca balo salonunda bir o yana bir bu yana sallanan 1900 ile denizin ortasında bir o tarafa bir bu tarafa gidip gelen gemi, aynı ruhu taşırlar içlerinde bu nedenle... film bittiğinde içi burkulur insanın ama nafile....
  • su cazi bulan adam içün

    (bkz: jelly roll morton)
  • bastan sona bir solukta izlenen sahane, olaganustu yapim. 1900 ile birlikte yasamaniza olanak saglayan 125 dakika, piyano tutkunlarinin yani sira yasamin gercekten ne demek oldugunu bir gemiden anlatan biriyle tanismanizi da sagliyor. bu ayricaliktan faydalanmali cunku cumleler hep birsey anlatiyor size, piyano tuslarinin konusmalarinin kesildigi yerde, her cumlenin unutulmamasi gerektigini dusundugum akillica sozlere geliyor sira. sinirsizligin ne demek oldugunu bu filmden sonra ogreniyorsunuz. film size huzun ve neseyi beraber sunuyor, bir yandan da efsane icinize isliyor.
    filmden cok bir masal.