şükela:  tümü | bugün
  • frederic bastiat'ın dilimize hukuk adıyla çevrilen eseri. kitabın öyle bir girişi vardır ki komünist manifestoya mı yoksa liberal birinin kitabına mı başladığınızı bir kaç sefer düşünürsünüz.

    sosyalist hukuk düzenini kıyasıya eleştirir, pozitivist hukuk normlarının yasal yağmaya aracılık ettiğini söylemiş, tabu olduğu zamanlardan sınırlı oy hakkının saçmalığını göstermiştir.
  • fr. yasa
  • frederic bastiat kitabı. türkçesi: hukuk

    kitapta sosyalizme vermiş veriştirmiş. savunanlara da lafını hiç sakınmamış.

    “bilinçsiz hayranları, ‘bunu montesquieu söylediyse mutlaka doğru ve harika bir şeydir’ diyebilirler.”

    “bu konuda anlı şanlı rousseau acaba neler söylemiş?”

    *

    fransız iktisatçı, devlet adamı ve gazeteci olan frederic bastiat, karl marx ile aynı dönemde yaşadığı halde ve üstelik marx’ın aksine gelecekle ilgili tahminleri doğru çıkmış olmasına rağmen pek bilinmiyor. bu bilgiyi önsözde okudum. edison ile tesla gibi yani, hakkı teslim edilmemiş birisi.

    *

    bastiat sosyalizme karşı çok sert ve bu konuda çok net.

    “eğer güçlü bir millet olarak kalmak istiyorsanız, mevzuatımıza sızmış her sosyalizm partikülünü söküp çıkarmakla işe başlamalısınız.”

    bastiat diyor ki, hukuk örgütlenmiş adalettir.

    “mademki hukukun güç kullanarak organize edebileceği tek şey adalettir, o halde işgücü, sosyal yardım, tarım, ticaret, endüstri, eğitim, sanat ve din gibi insan faaliyetlerini organize etmeye yönelik güç kullanma düşüncesini meşrulaştırmak mümkün değildir. bu faaliyetlerden herhangi birinin yasayla düzenlenmesi ve örgütlenmesi, zorunlu olarak temel örgütün yani adaletin tahrip edilmesine yol açar.”

    “güç kullanma yoluyla insanlara işgücünün istihdamını eğitimin konu ve yönetimini veya dinsel bir inanç ve itikadı zorla dayatmaya kalktığı andan itibaren hukuk müdahaleci bir eyleme dönüşür.(…) artık düşünme melekesini kullanma zorunluluğu da kalmadığından halk, beşeri özelliklerini, kişiliğini ve mülkiyetini de yitirmiştir.”

    anladığım kadarıyla adam diyor ki kanun koyucu öyle her ota bota da karışmasın. insanları özgür bıraksın.

    “insanlara özgürlük tanımanın tekin bir yol olmadığı doğruysa, kendileri de insanlık aleminin birer üyesi olan siyasi organizatörlerin kusurlu olmalarını önleyen şey acaba nedir?”

    hiç!

    “hukukun bilincimize, fikirlerimize, tercihlerimize, eğitimimize, işimize, ticaretimize, yeteneklerimize karışmak ve düzenlemek gibi bir fonksiyonu yoktur. hukukun görevi, bu hakların özgürce kullanımı sağlamak ve herhangi bir kişinin, başka kişilerin bu hakları özgürce kullanımına müdahale etmesini engellemektir.”

    “bu misyonun sınırını aşıp ona dinsel, kardeşlikçi, sosyal adaletçi, hayırsever, eşitlikçi, sınai, edebi ve sanatsal boyutlar eklemeye çalıştığımız takdirde sınırları belirsiz bir arazide kaybolur, her biri hukuku ele geçirerek size dayatan bir ütopya veya daha kötüsü ütopyalar bataklığında boğulursunuz. adaletin aksine, kardeşlik ve hayırseverlik kavramlarının açık ve kesin sınırları yoktur. bir kere bu hedeflere yönelmeye görün, nerede duracağınızı kestiremezsiniz.”

    istikrarlı bir hükümeti, organize gücünü sadece adaletsizliği önlemeye yönelten hükümet olarak tanımlayıp böyle bir rejimde hiçbir devrim, isyan ve başkaldırı olmayacağını iddia ediyor.

    gayet mantıklı şeyler söylemiş, üstelik de çat çat çat diye.