*

şükela:  tümü | bugün
  • antonia arslan'ın 2004 yılında yayınlanan kitabının adıdır. kitap taviani kardeşlerce sinemaya uyarlanmış. italyanca bilmem ama çevirisi: "tarla kuşlu ev" olarak kayıt altına alınmış.
  • bu seneki berlin film festivali'nin özel gösterim bölümünde yer alan film. politik skandal yaratabilirmis. filmin senaryosu ermeni kökenli italyan antonia arslan'in kendi ailesinin hikayesini konu aldigi ayni isimli romana dayaniyor. bir ask öyküsü ile 1915'in acilarini dile getiren, derin, karanlik bir melodram diyor der spiegel bu film icin. berlin'de yasayan türklerin tepkilerinden cekinen festival yetkilileri filmin gösterimi icin ek güvenlik önlemleri alacaklarmis. yüzlesmenin en iyi yöntemi sanatsa, bu filmi izlemeli ve üzerinde düsünmeli.
    yönetmen taviani'nin filmle ilgili görüsleri söyle: "biz bir soykirimdan bahsetmiyoruz. yasananlarin soykirim olup olmadigina tarihciler karar vermeli. biz bir trajediden bahsediyoruz. bu film bir belgesel degil, filmlerimizle tezleri ispatlamaya calismiyoruz. biz insanlarimizin yazgilari yoluyla tarih kitabindan bir sayfa anlatiyoruz. hayatimizin bu noktasinda, her biri özgün ve gerekceli bireysel yazgilarimizdan olusan ortak tecrübelerimizi anlatmak istedik. biz ayni zamanda genc bir türk erkeginin, bir ermeni kizina duydugu imkansiz aski da anlatiyoruz. film türk askeri yusuf'un sucunu itiraf ettigi mahkeme sahnesi ile sona eriyor. bu film, türkiye'ye karsi yapilmis bir film degil. tam aksine, bu film türkiye'de tarihle ugrasan herkes icin yapilmis bir film. neticede, hrant dink'in öldürülmesini istanbul'da 100.000 kisi protesto etti. ben bu filmin bir kac sene icersinde türkiye'de okullarda gösterileceginden eminim."
    (bkz:http://www.berlinale.de/…blatt.php?film_id=20074668)
  • hakkındaki "tarlakuşu çiftliği ikinci ararat vakası" ba$lıklı haber için:
    http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=213058
  • umarım her zamanki gibi türbanlı kadınları çekip durmamışlardır, yanlış tanıtıyolar bizi!
  • antonia arslan'in akmerkez ve kanyon'dan kadrajlarla turkiye'yi hak ettigi avrupa ulkesi konumuna cekmis eserdir. saydim 3 4 tane turbanli kadin var, toplam suresi 3 5 dakika. kanyon ve akmerkez ise 27 dakika boyunca gorunuyor. avrupali'nin "turkler igrencmis" demesi icin hic bir neden yok, rahat olun.

    - abdurrezzakcan bu entryi de bir komik diyalogla bitirelim mi?
    - yersen!
    - dur daha diyalog bitmedi.
    - yersen!
    (burada araya adam karisiyor) +siktir git bi cay koy ya....
    - bizircan abi siktir sensin, cay da sana girsin....
    - yersen!
  • antonia arslan'in kitabindan uyarlanan film. kitabi bilemiyorum ama sinemasal olarak ararat ile karsilastirma bile goturmeyecek, son derece beceriksiz, son derece ucuz, son derece sikici bir film. ha bunlari soyleyince bi de kendini aciklamak zorunda kalacaksin turksen tabii. yok, film olarak kotu kardesim. cok nadiren bir filme boktan diyecek kadar sikilirim, cok zahmetli is falan ya bu film cekmek, kiyamam ben. ama boktaaaaan! cok boktan, gavurun tear jerker dedigi tarz. seyircimi dusundureyim, azicik sorgulatayim, cikinca dusunsunler falan diye bir derdi yok. aksine seyircimi aglatayim, mumkunse hicbir sey dusunmesinler, biz onlarin yerine dusunduk iste diyen bir film. bu film de olsa olsa turkiye'de patlar. isin kotusu cok iyi oyunculari da bozuk para gibi harcamis taviani kardesler, tebrik ediyorum.
  • basrollerinde paz vega'nin da arz-i endam ettigi 2007 yapimi taviani kardesler'ler filmi. zamaninda film hakkinda ntv berlin muhabiri fulya canşen'in kendileriyle yaptigi soylesiyi de hemen sizlerle paylasalim.

    filminizi çekmeden önce nasıl bir araştırma yaptınız? belgeleriniz var mı?

    paulo taviani: filmi yaparken yola çıkış noktamız, italya’da yaşayan ermeni bayan antonia arslan’ın romanı oldu. kendisinin büyükanne ve büyükbabası, zamanında anadolu’dan göç etmişler ve arkada kalan diğer aile fertleri, 1915 yılında türkler tarafından katledilmişler. bu romandan sonra uzun bir süre araştırma yaptık. ama filmimiz tarihi bir belge olma iddiasinda değil. biz sinemacıyız, tarihçi değil. mesela yaşananlarin soykırım mı, yoksa katliam mı olduğu sorusuna yanıt aramıyoruz.

    filmimiz temel olarak yaşanmış bir hikayeye dayanıyor ve geri kalanı fantazilerimizle oluştu. pekçok belgeyi de kullandık. örneğin o dönemde bir türk efendisinin davet ettigi bir alman subayının fotoğraflarından da yararlandık. filmimizin türk halkında olumsuz tepkilere neden olacağını biliyoruz. şunu da söyleyelim; biz türkiye’nin ab üyeliğinden yanayız. bununla batı ve doğu, islam dünyası arasında bir köprü kurulacağını düşünüyoruz.

    her ülkenin tarihinde acı veren karanlık bir geçmişi var. italya’da faşizm, almanya’da nasyonal sosyalizm. ancak biz türkiye’nin bu tarafını, yani bizim italyan faşistlerle karşılaştırabileceğimiz jön türklerin yaptıklarını kabul etmek istemiyor, bunu anlamıyoruz. başbakan erdoğan’ın sözünü ettiği düşünce özgürlüğünün türkiye’de yerini bulacağına inanıyor ve bunu umut ediyoruz.

    filminizi türkiye’de göstermek istiyor musunuz? nasıl bir tepkiyle karşılaşacağınızı düşünüyorsunuz?

    vittorio taviani: türkiye ile ilişkilerimiz şimdiye kadar hep çok iyi olmuştur. filmlerimizi göstermek icin sık sık istanbul’a davet edildik. sinema izleyicisiyle sürekli ilişki içinde olmaya çalıştık ve bunu da sağladık diyebilirim. ortak değerlerimizin bilincindeyiz, birçok arkadaşlık bağı var aramızda. orhan pamuk ile ilgili yaşananların ve hrant dink cinayetinin ışığında, kamu güvenliğinin nasıl olduğunu kestiremiyoruz. yüzbinlerce türk’ün istanbul’da sokaklara döküldüğünü ve düşünce özgürlüğü için gösteri yaptığını biliyoruz.

    bu filmi izlemenin çok acı dolu bir tecrübe olacağını düşünüyoruz. aynı bizim italya’da, faşistlerin diğer italyanlara ve yahudilere nasıl eziyet ettiğini ve onları nasıl öldürdüğünü anlatan her gerçeği izlerken hissettiklerimiz gibi. ya da almanlar’ın hitler filmini seyrederken hissettikleri gibi. ama er ya da geç, bu adımı atmak zorunda insan. türkiye’de insanlar bizi kabul etmeye hazır oldukları anda gelmek istiyoruz. biz türkler’e, türkler’in kültürüne ve bizim için oynadıkları önemli role yürekten inanıyoruz.
  • en kısa tabirle kötü film. ajitasyon hedefli ucuz katharsis denemeleri, hollywood öyküleme temelli klişe senaryo, stv estetiğine yakın bir ışık çalışması, ağlak dramaturjiyle mesnetlenmiş kötü oyunculuk gırla gidiyor.
  • filmde türklerin mehter marşı söylemeleri gariptir. yani orada söylemeleri garip değil de söyleyiş tarzları komik. zira elemanlar türk aksanına sahip değiller ve l harfini gayet tiz dile getirmektedirler. "allah yolunda cengedelim" derken geçen tüm l harfleri herhangi bir batılı turistin söyleyişidir, onların l'leri bizimkinden incedir. velhasıl komik bence...
  • ''ermenilerde hayırseverlik inancı vardır, bizse sadece hayırseverce yaşamakla övünürüz.''