şükela:  tümü | bugün
  • mehmet ali kılıçbay'ın "2. felipe dönemi'nde akdeniz ve akdeniz dünyası" adı ile, çevirmeyi uygun gördüğü, orijinali mükemmel, türkçe çevirisi dayanılmaz kitap.

    türkçesi stoklarda tükenmiş, baktım. yeniden çevrilmesi için yeterli sebeptir umuyorum.
  • fernand braudel'in iki koca ciltlik eseridir. ikinci felipe döneminde akdenizi anlatır bu anlatımı yaparken öncelikle iklimi anlatarak başlar,iklimin neredeyse değişmez oluşunu sürekli yaşanan sıcak ve durağan iklimin insan hayatına ve uygarlıklara kattıklarını işler,ikinci bölümde ise insanın kurduğu uygarlıkları inceler buradaki değişim iklimin aksine daha hızlı ve keskindir,üçüncü bölümde ise kişileri inceleyerek akdeniz uygarlıkları yaşantısını anlamaya ve anlatmaya çalışır.

    her ne kadar jacques cousteau'ya göre akdeniz mavi bir çöl dahi olsa braudel bu denizi ve çevresinde yaşayan uygarlıkları birbiri içersinde yaşayan pek çok farklı deniz olarak algılar. güneyin fakirliği ve dini taassubu ile kuzeye gittikçe çoğrafyanın verdiği avantajla zenginleşen ve hakim uygarlıkları 1700 yılları esas alınarak anlatır. bu tarihin seçilme sebebi ise braudel'in akdeniz saf çevresindeki uygarlıklar olarak çevresinden etkilenmeden bulunduğu son dönem olmasıdır sonrasında gerek amerikanın keşfi,gerek diğer keşif seyahatleri ve ticari hareketlilik ile akdeniz hint,amerika,avrupanın kuzeyinin güney üstüne baskın çıkması ile saflığı yitirerek farklılaşmıştır.
  • braudel'in 1949 yılında yayınlayacağı bu doktora tezini lübeck’te almanlara tutsak iken kaynak kullanmadan yazdığı söylenir.

    mehmet ali kılıçbay'ın çevirisine dair bahaeddin yediyıldız “akdeniz ve akdeniz dünyası” başlıklı bir tenkid yazısı yazmış, kılıçbay ise “hatanın diyalektiği ve eleştiri” isimli bir yazıyla cevap vermis. bence kilicbay'in cevirisindeki en buyuk problem kendisinin latincesi olmadigi icin latince tamlamalarini cevirmeden birakmasi. bahsedilen terimler cok buyuk bir yekun tuttugu icin bu sekilde kitabi anlamak mumkun degil.

    fi tarihinde kitap için şunları demişim kopya çekmiş olabilirim unuttum valla;
    braudel çağdaş tarih yazıcılığını çok etkileyen eseri coğrafya-tarih, mekan zaman üzerine çok geniş kapsamlı “la longue durèe”-“uzun dönem” kavramı ile dünya ekonomisinin tarihsel bütünlüğünü sorgulayan, kara-deniz diyalektiği, tarihin öznesinin ne olduğuna dair tartışmalarda önemli bir dönüm noktasıdır. coğrafi yapıları, iklimi, gündelik hayatta kullanılan her türlü araç gereci de tarihin öznesi haline getirmiş ve aynı zamanda gerek zaman gerekse mekan algısına düz bir anlayışla yaklaşmamamız konusunna dikkatimizi çekmiştir. zamanın hızı gerek mekandan mekana gerekse hangi zaman türünden bahsedildiğiyle ilgili olarak farklılık gösterir. mekan algısı ise, akdeniz'in sınırlarının konudan konuya göre değişiyor olmasıdır, yani anlatılan sabit bir akdeniz bölgesi yoktur. akdeniz doğaya, ekonomik ve siyasi tarihe ait tabloların içiçe geçmişliğine ait bir yapıttır.

    hakkı verilerek yeniden çevirisi yapılır dilerim.
  • eren'den çıkan tam metnin tekrar basılmaması, mehmet ali kılıçbay çevirisinin her vesile ile kınanması beni umutlandıyor. yeni bir çeviri için kolların sıvandığını düşünüyorum. düşünmek istiyorum. yeni çevirinin en çok yakışacağı yayınevi ise sanırım kitap yayınevi. tarih vakfı da geçti aklımdan ama mehmet ali kılıçbay ile uğraşmak istemeyebilirler onlar.
  • imge yayınları tarafından baskıya hazırlandığını öğrendiğimiz kitap.
  • yıllardır basımını beklediğim eser, elimde pdf si var ama boyle bir eseri e-okuyucudan okumaya kiyamiyorum. sahaflardaki fiyatı rusyadaki domatese donmus
    o degil de böyle bir eserin hala yeni baskisi yapılamaması bana kalırsa önemli bir gösterge; her sene tarihimizle hesaplaşma şenlikleri düzenleyen entellerimiz ya bu eserden bi haber ya da umurlarında degil.
  • kendisini câhil olarak tanımlamakda beis görmediğim, berbad çevirisine yapılan eleşdirileri de anladığım kadarıyle içine sindiremeyen kılıçbay adlı türkce kâtilinin elinden kurtarılması gereken kitapdır. sadece bu değil aynı zamanda büyük târihci braudel'in diğer kitapları da. akdeniz gibi türkiye'nin de âid olduğu dünyanın en önemli coğrafya ve medeniyet havzasına dâir okuyacağımız kitaplar bu çapsızın elinde iğdiş edilirken ey türk târihcileri ve akademyası hiç mi gocunmazsınız?

    braudel eminim mükemmel bir fransızca ile yazdı bu kitabı ve eminim ingilizce tercümesi de(bu dilden okumaya karar verdim) bir o kadar iyidir. en güzel şekilde tercüme edilmesi gereken braudel kitabları türkce kâtili câhil bu adamın elinden inşallah kısa sürede kurtulur.
  • inanılmaz bir kitap.

    kitap yorumlarında genelde kitabın en vurucu noktasını, anladığım ana fikrini ve günümüz toplumuna uyarlanmasını kendi içimde özetlemeye çalışırım ancak bu kitap için böyle bir durum mümkün değil.

    ilk cildini bitirdim ve braudel'in yaptığı araştırmalara hayran kaldım. provence bölgesindeki koyunların kışlakları ve yaylakları haritasından akdeniz faunasındaki palmiye ve zeytin ağacı sınırına kadar her türlü detay bilgi mevcut. ha şimdi denebilir bunlardan sana ne diye. ancak öyle değil. klasik bir akdeniz tarihi kitabı olmaktan çok uzak dururken sadece 100 yıllık bir süreyi her şeyiyle anlatıyor. o kadar yoğun bir emek var ki bu kitapta beni büyüleyen şey de bu aslında.

    yazar "orada şu var, burada bu var" gibi statik tarih anlayışını terkedip aslında her olayın birbiriyle bağlantılı olduğunu anlatıyor ve olaylarla uğraşmak yerine sebep ve sonuçlarına odaklanıyor. olayların gelişimini sistematik olarak inceliyor.

    örneğin; venedik'in güç kaybının sadece osmanlı ile rekabeti değil aynı zamanda kıtlıklara, yönetimsel aksaklıklara, deniz yollarının değişmesine, dağlı göçebelerin akınına ve temelsiz bir hırsa bağlı olduğunu gösteriyor.

    iki cilt daha var. bakalım daha ne kadar şaşkınlık duyacağım böyle bir eseri okuyarak.
  • doğu batı yayınları yeni baskısını yayınlamıştır. baskısı nicedir yoktu, sadece ikinci el piyasasında mevcuttu. iyi olmuş.

    çevirinin başarısızlığıyla ilgili yoruma gerek yok.