şükela:  tümü | bugün
  • la mémoire des vaincus.

    anarşist edebiyatçı michel ragon'un türkçeye ışık ergüden'in çevirdiği ve ayrıntı yayınları tarafından geçtiğimiz aylarda kaybedenlerin belleği adıyla yayımlanan romanı. roman, kaba hatlarıyla fransız anarşist yazar henry poulaille'in biyografisi üzerinden hareket ediyor ve bonnot çetesi üyeleri, kropotkin, troçki, lenin, nestor makhno, victor serge, durruti, gorki, paul delesalle, vigo, celine, alexandra kollontay gibi kilit figürlerle yakın ilişkiler kuran, ekim devrimi'nin hemen akabinde rusya'da, ispanya iç savaşı'nda cnt-fai saflarında bizzat bulunup izlenimlerini aktaran baş kahramanı fred barthelemy'nin"belleğini" öyküleştiriyor.

    "yenilenler"in perspektifinden bir yirminci yüzyıl tarihi. troçki, stalin, lenin gibi "galipler" ile ilgili nefis gözlem ve yorumlarla dolu.
  • ekim devriminin boğazlanması sürecini ve bolşevik önderlerini son derece iyi betimlemiş bir anı roman.

    dehri bana diyecek bir şey bırakmamış. bu kitabı okumak için anarşist olmak gerekmiyor. kitap anarşizm propagandası da yapmıyor, anarşistlerin de hatalarını anlatan, objektif bir anlatı. 20. yüzyılın insanlığa büyük umutlar veren devrimleri ile onların nasıl da birer yenilgiye düştüğünü mükemmel anlatan bir kitap. putperestler bu kitabı okursa, sinirlenip, küfredecektir ama yine ne okusunlar.

    stalin'i şeytan ilan edip, onun, tarihsel yenilginin izahına tek başına kurban verilmesinin irrasyonelliğini hep anlatmaya çalışırız ya. kaybedenlerin belleği'nde, bolşeviklerin teorileri, aralarındaki çekişmeler ve uygulamalarının bunu hazırladığını gayet güzel anlatıyor. bu dönemlere ve konulara ilgi duyanların okumasını öneririm.
  • 20. yy avrupasının siyasi ortamında kendini kaybeden olarak tanımlama cesaretine sahip bir insanın anılarının romanlaştırılmışı. bahsettiğimiz bu siyasi ortam 20.yy'de, özellikle devrim rusyası ve despot almanya arasında kendi yolunu bulmaya çalışan bir avrupada, kaybeden hemen hemen her kesimi itin götüne sokmuştur.

    karakterimiz oldukça objektif bir şekilde avrupayı resmederken kendi fikirlerini de cesurca vurgulamış; yaşadığı tüm çelişkileri ve fırtınaları açıklıkla dile getirmiş. şekillenmenin başladığı yıllardan tamamlandığı yıllara kadar bu mücadelenin içinde bir şekilde bulunmuş bir insanın, yaşadığı çelişkileri ve pişmanlıkları anlatışı oldukça etkileyici; bir erkeğin genç ve gözü pek zamanlarından, aksi ve bunak bir ihtiyar olana kadar geçirdiği evrimi hissediyorsunuz; michel ragon'un anlatımı bu derece çekici.

    şunu da belirtmek de fayda var ki, 20. yy avrupasına, özellikle rusya devrimine çok hakim değilseniz kitaptaki isim yoğunluğu sizi boğabilir. sayısız tarihi kişilik kendi ağızlarından ve kendi yaptıklarıyla aktarılmış kitaba. bunca isim arasında kaybolmak ve ne olduğunu anlamaya çalışmak yorucu olsa da bir sonraki sayfayı çevirmek için size itici kuvveti veriyor. zira tek sayfasını dahi sıkılarak okumadığım sayılı edebi çalışmalardandır.

    yine kitap hakkında bir fikir edinilebilmesi açısından kitabın girişinden bir söz;

    "insan fikirleri için ölebiliyorsa, bu idealdir; fikirleri için yaşayabiliyorsa politikadır."

    (bkz: charles peguy)
  • fransızların yaşam ve yazgı'sı. en iyi nehir romanlar kategorisinde ilk üçe kafadan girecek şahane kitap.
  • geç keşfettiğim şaheser. bu aralar büyük ümitlerle elimi attığım her şeyin aşırı dandik çıkmasından mıdır nedir, beklentisiz başlayıp hasatası olduğum kitap. rus devrimine ve onun kaybedenleri ve kazananlarına ergenlik döneminden aşinaydık ama bir anarşistin ağzından bu denli güzel anarşizm eleşitirisi okumak da ayrı keyif veriyor. ben kendim de bir anarşist olarak yaptığım her türlü anarşizm analizi ve gözlemlerime kitapta rastladım. bunun için çok sevdim kitabı bilmyorum.

    ben bu kitabı çok sevdim çok beğendim ama gel gör ki önerebileceğim kimse yok etrafımda. eski bir anarşist olan babam dışında. bu güzel kitabı önereceğim kişinin en azından 20. yüzyıl avrupa siyasi düşüncelerine ve rus devrimine aşina olması lazım ki kitabı hem özümseyebilsin hem sevebilsin. öteki türlü bu kitap havada uçuşan anlamsız isimlerden ibaret oluyor. troçki deyince vodka ile hazırlanan kokteyl sanan arkadaşıma da oturup öneremeyceğim bu kitabı.

    ama siz yine de ekim devrimi nasıl sikip atıldı diye bir soruya sahipseniz zihninizde bu kitabı okuyun. ışık ergüden de iyi iş çıkarmış çeviride. kendisine de buradan ayrıca sevgilerimizi yollayalım.