şükela:  tümü | bugün
  • dali'nin yaptığı bir resim... akan saatler filan...
  • salvador dali'nin 1931 yılında yaptığı, sanırım en ünlü eseri. new york modern sanatlar müzesi'ndedir.

    http://1.bp.blogspot.com/…oq/s1600/dal%c3%ad 02.jpg
  • salvador dalí'nin en tanınan eseri. 1931 yılında resmedilmiş, bir sonraki sene sergilenmiştir. sürrealizmin en bilinen örneklerindendir, cep saatlerinin yavaşça eriyişini anlatır. türkçe'de eriyen saatler, ingilizce'de soft watches olarak da bilinir. 24x33 cm ebatlarındadır.

    dalí -ayni zamanda en sevdigi temalardan biri olan- catalonia'nin cape creus adi verilen sahilini resmederek basladi bu calismaya. eriyen saat imgesini camembert peyniriyle ile yaptigi bir ziyafetten sonra ekledi- yani saatler, eriyen yumusak peyni imgelemi tasiyorlardi. resimde 3 adet eriyen saat görülür, birinin üstüne bir sinek kondurulmuştur, 4. saat ise karincalar tarafindan taşınmaktadır. bu esere yapılan yorumların genelinde dali'nin "zaman insanların sandığından daha dirençsizdir"i anlatmak istediği söylenir.
    eserin orta yerinde, saatlerden birinin altinda, amorfik bir insan yüzü profiline rastlanır, aynı yüz, the great masturbator adlı eserinde de karsimiza çıkar.

    ilk halk sergisi 1932 yilinda nyc'de olmuş, ve 250 dolara satılmıştır dalinin bizzat kendisi tarafından. halen nyc'de museum of modern art (moma) 'da sergilenmektedir.
  • salvador dali'nin en unlu eserlerinden biridir. 1931 tarihlidir. zamanin akiskanligini anlatan bu tabloda her biri farkli zaman dilimlerini gosteren erimis saatler, izafiyet kuramindaki dort boyutlu zaman sureminin simgeleridir. kompoziyondaki tek canli, sol alt kosedeki saglam saat uzerinde bulunan ve curumuslugu simgeleyen karincalar ile mavi kadran uzerindeki sinektir.

    bu tablo ile ilgili olarak dali sunlari soylemistir: "imgelerle konusma yolunu sectim, evrensel olarak daha anlasilabilir olacaklarindan emindim. bellegimizde kaybolan ve deger degistiren zamani simgelemek icin jelatin gibi yumusak saatler yaptim".
  • salvador dali'nin en meshur tablolarindan. the persistence of memory, the persistence of time, melting clocks diye de biliniyor, turkce adi ise bellegin azmi.

    ilk olarak 1931'de paris'te sergilendi. new york'lu bir galeri sahibi tarafindan 250 dolara satin alindi. 1934'ten beri new york modern sanatlar muzesi kolleksiyonunda yer aliyor.

    http://www.moma.org/…se_results.php?object_id=79018
  • dali'nin gizli hayatının dehlizlerinde mi saklı akan saatlerin sırrı, yoksa sıcağın erittiği camembertin rüyası mı yalnızca tuvale vuran? rüyanın türevi adeta sonradan parçaladığı zam"an": (bkz: the disintegration of the persistence of memory)

    bu resime bakıyorum.. bir yandan belleğimin hafızasında eriyor zaman, akıyor anlar.. kokular çalınıyor burnuma.. damlıyor birer birer aklımın köşesine mum kıvamında anılar.. düştüğü yeri yakıyor her bir damla.. uyuyan belleğimi dağlıyorlar. allahtan donuyor her düşen damla.. donarken daha az yakıyor, daha çok donuyor.. daha çok donunca, daha az yakıyor.

    "su akar yolunu bulur" demişler, gerçekten öyle mi? su, bırakınca kendi kaderine, bulur mu yatağını, dolduracağı kucağı? kader mi çizgisini çizen suyun, yoksa alışkanlıklar mı? yoksa bir çekim mi suyu yöneten bizim bilmediğimiz? yoksa zamanın sırrında mı saklı suyun gizemi?

    akışkanlığı suyun zaman gibi mi? kendi içinde belirsiz, geri gitmiyor ama ilerlemiyor da bazen..

    termodinamiğin ("termo" sıcak ya hani, "dinamik" hareketbilim.. ) ikinci kuralıymış entropi.. hani bir sistem kendi içinde bir belirsizlik barındırır ya. o belirsizlik azalmaz, artarmış hep. o belirsizliğin ölçütüymüş entropi..
    su da belirsiz, zaman da.. zaman oku ilerliyor ama belirsizlik içinde.. su akıyor ama nereye gideceği belli değil..

    bazen rüyamda kendimi seninle gittiğimiz o gölün kenarında görüyorum.. bisikletlerimiz yanımızda dururken ben ayağa kalkıp yürüyüp gidiyorum.. bir kuyuya taş atarken görüyorum sonra kendimi.. kuyu kör mü, anlamıyorum, duymaya çalışıyorum düşen taşımın sesini, duyamıyorum. uyanıyorum kan ter içinde, uyuyamıyorum. sen beni duyuyor musun, bilemiyorum.
  • erimekte olan saat muhterem üstadın profili, damlamakta olan ise göz yaşıdır. saatin erimesinin sebebi de zamanın ağırlığını taşıyamamasıdır..
  • la persistencia de la memoria (1931) adıyla da bilinen belleğin azmi (eriyen saatler olarak da anılmaktadır), salvador dalí'nin en ünlü tablosudur.
    1932 yılında 250 abd doları karşılığında satılan tablo, 1934 yılından bu yana new york'taki çağdaş sanat müzesi'nde sergilenmeketdir.

    ünlü gerçeküstücü tablo eriyen cep saatlerini konu almaktadır. bu, dalí'nin o yıllardaki 'yumuşaklık' ve 'sertlik' anlayışına ışık tutmaktadır.
    yapıt her ne kadar dalí'nin sanat yaşamındaki freudçu evrenin bir örneği olsa da, sanatçının bilimsel evreye geçişinden 14 yıl önce yapılmıştır. dalí'nin bilimsel temelli yapıtlar vermeye başlaması 1945 yılındaki atom bombası kullanımına dayanmaktadır.
    tablonun ortasında "canavar" biçiminde bir insan figürü gözlenebilmektedir. dalí'nin birçok yapıtında kullandığı bu nesne, sanatçının kendini betimlemesi olarak da algılanmaktadır. resmin sol alt köşesindeki turuncu saat karıncalarla kaplanmıştır. dalí; karınca görüngesini, ölümü ve kadın üreme organlarını simgelemek amacıyla da kullanmıştır.

    yapıtın (mona lisa'ya benzer biçimde), tamamlandıktan kısa süre sonra kırmızı şarapla ıslatıldığı söylenmektedir.
  • 1934 yılından bu yana new york'taki çağdaş sanat müzesi'nde sergilenmektedir. ayrıca yapıldıktan kısa bir süre sonra kırmızı şarapla ıslatıldığı söyleniyormuş.