şükela:  tümü | bugün
  • albert camus'un 1947'de yazdığı, veba salgını karşısında insanın acizliğini ve çaresizliğini gözler önüne serdiği, toplumsal alanda geçen romanı. romanda, camus'un diğer romanlarında da olduğu gibi saçma yaşantıyı öne çıkaran ölüm olgusu ortak nokta olarak ele alınmıştır.
  • (bkz: veba)
    (bkz: albert camus)
  • 1992 yılında luis puenzo tarafından sinemaya aktarılmış veba uyarlaması film. kadrosunda william hurt, jean-marc barr, robert duvall ve raul julia gibi tanınmış ve başarılı oyuncuları barındırmasına karşın film yazık ki kitabın yanında çok sönük kalmaktadır.
  • camus'nun ustaca yazdıgı, ortaokulda fransızca dersinde okudugumuz "tarrou" ve "rieux" adlı karakterlerin denize girme bölümünü, kafamda neredeyse bir fotograf görmüs kadar net ve detaylı tasarlamıs oldugum, daha sonra tamamını okuyup bir süreligine vebaya kapılmıs gibi rahatsız ve hasta hissetmemi saglayan "yogun" kitap.
  • veba bilinmeyen bir yılda, cezayir'in oran şehrinde kendini gösteren korkunç bir hastalık hikayesini anlatır. fareler yavaş yavaş lağımlardan sokaklara taşınıp burada ölmeye başladıktan sonra, bölgedeki insanlar büyük acılarla ölmeye başlar. karakterlerin- bir gazeteci, bir doktor ve bir rahip- vebanın uyanışı sırasında insanlıkla değişik şekillerde yüzyüze gelmeleri de kitabın içindeki derslerden sadece biridir. kitabın bir çok kez ele alınması gerekir çünkü veba'daki karışıklık dünya çapında hem geçmişteki hem de gelecekte olabilecek yıkımları temsil etmekte ve bunun sonucunda tüm bu olanlar karşısında insanların hayatta kalmak için zor seçimler yapması gerektiğini anlatmaktadır.
  • romanın bi yerinde cezayirli birinin deniz kenarında oldurdugu arap tan bahseder.(bkz: yabancı)
  • humanizmin veba karsısında acizligini gordugumuz roman.
  • albert camus nun insanoglunun* geometrik hizda yayilan fa$izm kar$isindaki acizligini anlatan 1947 tarihli romani..
    (bkz: la peste)
  • camus ağabeyin bu pek vurucu büyükgillerden romanının türkçeye kazandırılırken ne kadar da çok büyüklü-küçüklü darbeler yemiş olduğunu yeni fark etmiş biri olarak, lise yılları boyunca koltuk altında taşınırken çok sık rastladığım beş baskı yapmış bu romanı can yayınları'nın istiklaldeki yeni ve manasız satış dükkaaaaanına götürüp kapı önüne bırakmayı teklif etmek istiyorum buradan, bu kitabı çantasında dolaştırıp, kalitesiz beyaz kapağının ay be ay kütüphanesinin rafında sararışını seyredenlere. mümkünse -evet pek mümkün- bir örnekle perçinleyerek kalbimin ne derecede kırıldığını buradan nedret t-ö hanıma değilse de, ilknur hanıma iletmek istiyorum:

    "ve kendini bırakarak dizleri üzerine çöktü; herkes onun biraz boğuk, ama durmak bilmeyen o çoğul yakarışın gerisinde belirgin bir biçimde yükselen bir sesle "tanrım, kurtar şu çocuğu!" demesini doğal karşıladı."

    bana konteksti bağlamdı demeyin, paragraf istemeyin, öyle de ı-ıh, böyle de tık yok...

    aklıma gelmişken: (bkz: baudolino)
  • veba romanı 1940’lı yıllarda oran kentini saran veba hastalığına karşı yapılan direniş mücadelesinin hikayesidir. veba’da direnişi temsil eden dr. rieux’dür. camus, dr. rieux’nun başkaldırısını, veba gerçeğini olduğu gibi kabul edip işini yapmak olarak belirtir. böylece vebaya karşı gerekli önlemler alınabilecek ve hastalık durdurulacaktır.
    veba hastalığı insanın acısını, yalnızlığını, zavallılığını ve yazgısı içindeki durumunu ortaya koyan bir felakettir. bu bağlamda veba ile camus'nün betimlediği saçmadır denilebilir. fakat vebanın kendisi doğrudan doğruya saçmayı temsil etmez. yalnızca oran halkının yaşadıkları saçma duygusunun durumunu yansıtmaktadır. çünkü veba, yaşam karşısında insanı geriletmekte ve yaşamla bağlılığını kırmaktadır. ölümün bir yüzü olarak insanın mutluluğunu tehdit eder ve insan-dünya ilişkisinin yabancılaşmasının nedeni olarak belirir.