şükela:  tümü | bugün soru sor
  • arthur schintzler'in erotik içerikli, yazıldığı dönem yasaklanan, büyük tepki gören oyunu. geçen sene londra'da bir uyarlaması sahneye konulmaya başladı. oyunda nicole kidman da rol almıştı.
  • montrealdeki six flags parkının adı
  • 1950 yapımı max ophuls yorumunda anlatıcının köle olduğu bir film içerisinde stil bir dekor hatta yorum bir dekor gerçekten freud un teoride yaptığını tiyatroda yapan schnizler e sinemadan bir takviye
  • aynı zamanda californication ikinci sezon dokuzuncu bölümü.
  • karısını aldatan adamın karısının kendisini aldatmasına ihtimal vermemesinden ötürü yönetmeni çok cinsiyetçi buldum. yaptığım ufak bir araştırma sonucunda döneminde bu filme karşı hiç bir feministin ayaklanmadığını gördüm. bu dünya tarihi açısından utanç verici bir eylemsizliktir. şaka şaka
  • 1952'de bafta kazanmış filmdir.

    19. uluslararası istanbul film festivali'nde 'aşk zinciri' adıyla gösterilmişti.
  • max ophüls'ün usta rejisi ve arthur schnitzler'in harika oyun metniyle beyazperdeye aktarılan içiçe geçmiş aşk hikayeleri çemberidir. zira film adını mevcut döngüyü sembolize eden atlıkarınca üzerinden anlatır. her çiftin hikayesi, eşlerden birinin bir sonraki çiftin öznesi olarak ilerler.

    filmin geniş özeti spoiler içermektedir. ancak la ronde, spoiler verildiğinde keyif kaçıran bir film değildir. kurgusu ve kısa öyküler arasındaki geçiş teknikleri ders niteliğindedir. özellikle sinema okulu öğrencilerinin mutlaka izlemesi gerekir.

    --- spoiler ---

    anlatıcı, 1900’lü yılların viyanası’nda açık hava tiyatrosunda yürürken kendi kendine konuşmaktadır. varoluş üzerine sorgulama yaparken bir atlıkarıncanın önünde izleyiciyi, bizzat göz teması kurarak, bir dizi aşk hikayesine çağırır. anons bitiminde, dönen atlıkarıncadan inen fahişeyi de bir askeri baştan çıkarması için görevlendirir.

    fahişe leocadie (simone signoret), görevi yerine getirir ve asker franz’la köprü altında, tekinsiz karanlıkta birlikte olur. vakit geç olmuştur ve franz telaşla kışlasına dönmek isterken fahişenin tekrar görüşme isteğini geçiştirir. gecikme korkusuyla koşturan franz, bu sefer ‘işaret borazancısı’ kılığındaki ‘anlatıcı’nın yardımıyla kışlasına rahat rahat girer. anlatıcı, franz’a cumartesi günü gerçekleşecek olan davetten bahseder. seyirciye de cumartesi gecesi davetinin önemini vurgular.

    davet günü franz, marie adlı bir hizmetçiyle parkta kısa bir flört sonrası tekrar dans etmek üzere salona geri döner. franz'a kur yapsa da yalnız bırakılan marie, salonun dışında tek başına bekleyişini sürdürürken oyun kurucu/anlatıcı'nın yönlendirmesiyle konforlu bir malikaneye doğru yol alır.

    zaman da gündüze dönmüştür. yeni evde hizmetçi marie, franz'dan gelen tutku dolu bir mektupla heyecanlanmışken evin genç sahibi alfred'in ayartmaya dönük oyunlarına da aynı işveyle cevap verir. bunun üzerine malikanenin bütün pencereleri, panjurları alfred tarafından aceleyle kapatılır. o sırada malikaneye girmek isteyen ailenin bir ahbabı profesör, komşu kılığındaki 'anlatıcı'nın kandırmasıyla engellenir ve evde kimsenin olmadığına inanarak kapının zilini ikinci kez çalmadan geri döner. anlatıcı, atlıkarıncanın döndüğünden bahsetse de profesör bunun ne anlama geldiğini anlayamaz. malikanenin pencereleri açılırken alfred ve marie henüz giyinmişlerdir. alfred dışarı çıkarken tekrar görüşeceklerine dair sözleşirler.

    anlatıcı, atlıkarıncayı döndürürken söylediği aşk şarkısının bitiminde bu kez fayton sürücüsü kılığında, evli bir kadın olan emma'yı alfred'in yaşadığı malikaneye getirir. emma ve alfred baştan çıkarıcı küçük oyunlarla gizli gizli yürüttükleri ilişkilerinin tehlikeli sonuçlarını tatlı tatlı tartışsalar da oynaşmaktan kendilerini alamazlar. ilerleyen saatlerde alfred mutfakta şarap şişesiyle meşgulken, emma da kuşkulu kuşkulu evin odalarını dolaşarak başka bir kadının varlığına dair izler arar. bulamayınca rahatlar. anlatıcı, atlıkarıncayı durdurduğunda alfred ve emma yatakta, sevişmelerini bitirmişler, stendhal'in 'aşk üzerine' isimli romanındaki klişe ve palavralarla dolu hikayeler üzerine konuşmaya başlamışlardır.. sohbetin sonunda yatak oyunlarına geri dönerler.

    oyun kurucu/anlatıcı, atlıkarıncayı gün ağarırken tekrar çevirmeye başlarken alfred, emma'yı uğurlar. emma'nın bindiği faytonu ise sürücü kılığındaki anlatıcı kullanmaktadır. emma'nın ardından alfred evli bir kadına aşık olduğunu seyirciye yine göz teması kurarak, neşe içinde itiraf eder. atlıkarınca dönmekte, alfred ve emma aristokrat masaların sıralandığı halkanın üzerinde dans etmektedirler.

    oyun kurucu yeni bir hikayeyi bu dansın içinde duyurur; genç kadın ve kocası'nın hikayesi: stendhal okuyan emma, aynı odada ama ayrı bir yatakta yatan ve hesap klasörlerini inceleyen eşiyle isteksizce konuşmaktadır. charles, evliliğin arkadaşlığa evrilmesinden bahsederken emma'nın evli bir kadınla aşk yaşayıp yaşamadığını sormasıyla uykuya dalmaktan vazgeçer. charles, evli bir kadının ilişki yaşamasını ahlaksızca bulduğunu öfkelenerek karşılarken emma'nın böyle bir kadınla görüşmemesini ister. emma da yıllar önce charles'ın da bu türden bir kadınla ilişki yaşadığını ima eder ve imasında haklı olduğunu kocası kabullenir. neyse ki charles'in birlikte olduğu o evli kadın hayatta değildir ve artık rahat rahat uyuyabilirler. ayrı yataklardan ellerini birleştirerek başucu ışıklarını kapatırlar.

    anlatıcı, bu kez bir restaurantta çalışan şef garson rolündedir. gelenler charles ve taşralı bir kız olan anna’dır. yemek masasında anna’nın görgüsüz hallerine charles'ın aristokrat ama baştan çıkarmak için acele eden girişimleri eşlik eder. menüdeki 'başlangıçlar' kapağı masadaki sıradan dialogları işaret ederken, 'tatlı' bölümü de restaurantın kanepesinde sonlanan ihtiras dolu dakikaları gösterir. gecenin sonunda restauranttan ayrılan charles, anna’yla tekrar buluşmak istediğini söylerken, evli olmasına aldırmaması gerektiğini de teklifine ekler. anna evli olmasına rağmen charles'la bir ilişki yaşamaya dünden razı olduğunu hissettirmekte gecikmez.

    anlatıcı atlıkarıncayı şarkı söyleyerek döndürürken yeni bir çiftin hikayesi başlar: şair robert taşralı anna’yla kendi mekanında fiyakalı konuşmalar yapmaktadır. arzular ve şehvet üzerine hislerini şiirlerden örneklerle dile gelen replikleri anna anlamadan dinlese de nihayetinde kendini robert'in kollarına teslim eder.. bu arada kendisini bekleyen charles reastaurantta yalnızdır. zira anna robert'le birlikte olduğu için gelmemiş ve charles'ın mutsuz bir şekilde masayı terk etmesine sebep olmuştur. charles hesabı garson rolündeki anlatıcı'ya mutsuzca öder. sevişme sonrasında şair robert, anna’yı haftasonu bir tiyatro oyununa davet eder. oyun bitiminde robert baş karakter charlotte'la da bir hayli yakın ve kışkırtıcı konuşurken, anna tiyatro binasının dışında yağan kara rağmen bekleyişini sürdürür.

    oyuncu charlotte ve kont'un hikayesi de bu bekleyişin akabinde başlar. kendisini ziyarete gelmiş kont'u önce büyük bir resmiyetle karşılayan charlotte, oyun tebriği ve olağan hatırlaşmadan sonra yatağına oturur ve kont’un da hemen karşısındaki koltuğa oturmasını rica eder. sohbetleri ilerlerken charlotte, kont’u daha yakınındaki sandalyeye çağrır ve oyunlarını kendisine ithaf ettiğini açıklar. kont gündüz flörtünü yakışıksız bulduğunu söylese de charlotte'un kuşatıcı şehvetine daha fazla direnemez. tam bu sırada oyun kurucu elinde makasla film şeritlerinden birini keserek bu son sahneye sansür uygular ve charlotte'la kont'un hikayesi içerik değiştirir. kont yine charlotte'u ziyarete gelir ancak bütün nezaket dolu konuşmaların neticesinde edebiyle salonu terk edip tekrar görüşmek üzere zarif bir vedayla mekanı terk eder. sansüre uğramış bu ikinci versiyonda kont, kapıda kahya rolündeki anlatıcı'yla karşılaşınca şaşkınlığa uğrar. anlatıcı'yla tanışmış olup olmadıklarını sorar. kahya, kont’a aşk sanatı için evde bulunduğunu söyler.

    finalde döner kapıdan çıkan kont sarhoştur, restaurantta köpeğiyle yemek masasını paylaşmakta, fahişelerle parkta buluşmakta, kim olduğunu bilmediği kadınlarla faytonla gezmektedir. kendine geldiğinde yatağındaki fahişe leocadie'yi bile zor hatırlar. fahişe leocadie, kont'a bir kadına benzediği için kendisiyle birlikte olduğunu söyleyince aklı başına gelir. evden çıkan kont, köprüde asker franz'la, anlatıcı'nın talimatıyla selamlaşır.

    anlatıcı, başlangıçtaki açıkhava tiyatrosu sahnesine doğru ilerlerken son kez göz teması kurduğu seyirciye atlıkarıncanın durduğunu, döngünün tamamlandığını söyleyerek veda eder.

    --- spoiler ---
  • arthur schnitzler'in yazdığı jason hale'in yönettiği bilkent üniversitesi tiyatro bölümü öğrencileri tarafından sahnelenen oyun.

    ben zaten hep severim bilkent tiyatro oyunlarını, o yüzden eleştirel yaklaşayamacağım. son derece +18 bir oyun olmuş. daha başlar başlamaz ön sıranın sağında oturan 3 izleyici teyzenin önünde yaşananlar sonucunda teyzelerin tepkileri öyle komikti ki yaşananlara eğlenmekten oyuna odaklanamadım uzun süre. oyunculukla ilgili değilse de bu oyunda kurguda sorunlar hissettim. bi kere bittiği anda, lan oyun bitti de ne ara bitti neden bitti diyor insan. onun dışında güzel. gidiniz izleyiniz, destek olunuz.