şükela:  tümü | bugün
  • --- spoiler ---

    stéphanie: what do you want me to do?
    stéphane: maybe touch my hair or something.

    --- spoiler ---

    veya

    --- spoiler ---

    stéphanie: why me?
    stéphane: because everyone else is boring. and because you're different.

    --- spoiler ---

    gibi basit ama hassas noktalara parmak basan diyaloglari vardir.
  • --- spoiler ---

    - in dreams, emotions are overwhelming.

    --- spoiler ---
  • salak gibi, ispanyolca dublajlısını indirdiğimi ilk on dakika anlamadığım ve anladığımda da filme çoktan bağlanmış olduğum için, dublajsızını izlemediğim halde bayıldığım film. hatta filmi bitirdikten sonraki ilk beş dakika içinde, ''herkese izletmeliyim lan'' düşüncesiyle sağa sola saldırdım. kişisel tarihim açısından izlediğim en mükemmel filmler listesinde birinci sıraya yerleştirdim falan derken, artık sakinim. mantığım devreye girdi ve filmden kimseye bahsetmemeye karar verdim. mümkün olduğunca kendime saklıycam ve diğer izleyenleri görmezden gelicem. birazdan da dublajsızını izleyip uyuya kalıcam. uyurken de kendi kendime konuşucam. plan böyle.

    --- spoiler ---

    -i'm talking quietly to not wake myself up.

    --- spoiler ---
  • kendimi gördüm, kendimi sevdim. evet, bunu bana bu film yaptırdı. yani tam anlamıyla "ben" demek yanlış olur belki ama bu film reddedemeyeceğim kadar girdi kafamın, ruhumun, bilinçaltımın derinliklerine.

    bu kadar tanıdık, bu kadar sıcak, bu kadar öz olması, benim nazarımda filmin en büyük başarı sebebidir. olduklarım, olduramadıklarım, saçmalıklarımla dolu, nefes aldığım şu hayatımın asla ve asla değiştiremediğim, çabalasam da kurtulamadığım parçası... rüyalarım... stephane'ın içinde yaşadığı düğüm ve rüyalarındaki çözümleri, tüm deneyimleri öylesine şeffaf, sevimli ve samimi ki bana ait çok şey bulmamam imkansız olurdu. ve sanırım çoğu kişi de benzeri hisleri deneyimleyebilmiş izledikten sonra.

    --- spoiler ---

    stephanie'nin evine gizlice girip aldığı midilliyi geri koymak için tekrar kızın salonuna döndüğü sahnede, stephanie'nin eve gelip ışığı açtığı an stephane'ın kendini yatağa atıp devekuşu gibi başını saklamasını hiçbir kelime ifade edemez bence.

    --- spoiler ---

    çocukluğum, korkularım, çekincelerim, büyüsem de değiştiremediğim, zaman zaman hatırlamak istemeyip unuttuğum ama bir şekilde hep hatırladığım, hatırlayacak olduğum, bana ait gizli bir içgüdüyü buldum stephan'da...

    teşekkürler michel gondry.
  • çilekli dondurma gibi bi film.tertemiz.aynı zamanda rüyalar kadarda absürd.
    stefan'la stefanie ilişkisinden anlaşılan: sen istersen ruh eşini bul, bi ömür mutlu olabilecegin insanla karşılaş, kız seni fiziksel olarak çekici bulmuyorsa onun gözünde iyi bir arkadaş olmaktan öteye gidemezsin.aşk olsun stefanie.
  • kafası güzel, hem de çok güzel bir film...

    senaryosu ve kurgusu düş ile gerçeklik arasında gidip gelirken, film de bütünüyle anlattığına dönüşmüş; gerçek mi düş mü belirsizleşmiş; böylece daha da güzelleşmiş.

    bu film, rüyaları ile gerçeklikleri yer değiştirsin isteyenler için ya da hayallerini gerçekliğe üstün kılanlar için yapılmış gibi. insan kendini anormal zannederken, aslında onun normalliğinde daha birçoklarının da olduğunu görüp rahatlaması ve sıcacık bir gülümseme eşliğinde mutlu olması için sunulmuş sanki bu film.

    hayallerimizde ya da rüyalarımızda, daha kendimiz gibi, daha içimizdeki gerçek kimlikken, daha cesur bir şekilde yaşarken, aslında gerçeklikte kendimizi, kendimizden ve çevremizden saklamışız ve yaşanılamayan kılmışız hissettiklerimizi ve isteklerimizi... bunu yeniden yineleyerek hatırlatmış ve belki de kafamıza dan dan vurmuştur bu film.

    lafın özü, güzel bir film...
  • filmin tatlılığından beynim uyuştu. stephane'ın yapmaması gereken şeyler yaptığında verdiği tepkiler çok güzeldi. sade diyaloglar ayrıca mest ediyor. bir filmden beklenebilecek her şey ve fazlası. bu ucuz cümleyle tanımladım şimdilik. onlarca kez daha izledikten sonra * daha iyi bir tanım bulursam buraya uğrarım tekrar...
    bi de rüya göremediğim için çok üzgünüm.

    --- spoiler ---
    stephanie stephane'ı penisi olmadığına inandıramadı üstelik.

    --- spoiler ---

    edit: bu entry'nin yazıldığı günün gecesi, mars'a gittiğimi gördüm rüyamda. mars'a şehirler kurulmuş, insanlar yaşıyor. uzay gemimle gece yolculuğa çıkıyor ve şehir ışıklarını izliyorum ben de...
  • çok kısa olarak özetlemek gerekirse rüyaların ve deliliğin filmi. rüyalarımızda hepimiz biraz deliyiz ne de olsa.
    saniye sıkılmadan, büyük bir keyif alarak izledim bu filmi ve hemen “en şirinler” listeme aldım en üst sıralara. farklı bir şeyler izlemek istiyorsanız kesinlikle bir bakın derim. birazcık deliyseniz kesin seversiniz zaten.

    --- spoiler ---

    stéphane’ın kızın odasına gizlice girdiğinde ve kız geldiğinde kendini heyecanla yatağa fırlatması; kızlar stephane ı eve davet ettiğinde ve sanki karşı kapıdan değil de uzaktan geliyormuş gibi yapmak için küçük küçük birkaç merdiven aşağı inmesi ve ayaklarını güçlü basarak merdivenleri tekrardan çıkması gülmekten gebermeme sebep olmuştur.

    --- spoiler ---

    --- spoiler ---

    stéphane: why me?
    stéphanie: because everyone else is boring. and because you're different.

    stéphane, stéphanie’ye : will you marry me when you are seventy? you'd have nothing to lose

    stéphane: stephanie, can you hold my hand? i cannot sleep...she takes it.

    --- spoiler ---

    böyle klişe gibi duran romantik deyişleri bile tüm marjinalliğiyle sevdiren filmdir ayrıca.

    golden the pony boy um olsa keşke bir de. sonra bozulmuş olsa pony boy um. sonra da...işte...
  • gerçekten çok hoş bir film.tekrar tekrar izlenesi, izlerken ekrana şapşalca bakılası, charlotte gainsbourgun aksanına her seferinde ayrı bir hayran olunası.

    michel gondry'i ismen dahi tanımadığımdan dolayı eternal sunshine of the spotless mind ile hiçbir bağlantısını bilmeden izledim filmi. filmi bitirdikten sonra oha ne yönetmenler varmış nidalarıyla imdb'ye koştum ve eternal sunshine'ı görünce ikinci kez dumur oldum.
  • bu film bir yerlerde çekilirken bira içiyor, para ve gençlik kaybediyor, küfür icat edip sokak köpeklerine sarılmak istiyordu'. m. k. tanıştık. memnun olduk.

    "senin gerçekleri çarpıtma sorunun var. (...) dünyadaki herkesle yatsan da kendini terk edilmiş hissedersin".