şükela:  tümü | bugün
  • hayatimdaki en iyi filmleri bir gün siralamam gerekirse, ismini soyleyebildigim zaman suphesiz olarak ilk 5 ine girebilecek kadar güzel, güzeli siktir edin mükemmel ötesi bir filmdir.. muhtemelen ki ismini de "hani su cinema paradiso'nun yonetmeninin orospulu filmi" olarak adlandiririm...

    italyan filmlerindeki gereksiz samimiyeti bir kenara koyalim, filmdeki gerilim, gizem dozu oyle sahane ayarlanmis ki, yanina hissiyat o kadar güzel konmuski insan filmi izlerken alenen ara kafe de körili tavuk yiyiormus gibi hissediyor kendini.. doyamiyor..

    fakat benim gibi dikkat bozuklugu olan insanlarin, son derece rahatsiz bir sekilde ellerindeki tüm işleri birakip da filmi izlemeleri gerekiyor. zira artik tasakli bir yonetmen oldugunu belirtecek ya sinyor tornatore, basmis montaji, basmis sahne düzenlemesini.. bir iki dakika tuvalete gidip, filmi izlemeyi ihmal etseniz film hakkinda cok sahane bir detayi kacirabiliyorsunuz ki bu caninizi sikiyor..

    özetle film sonunda rus hayat kadinlarina karsi olan gorusum cok daha güclendi.. üzüldüm, hatta alenen agladim..
  • giuseppe tornatore'nin tüm film boyunca insanın boğazına düğümleri atıp da sona yaklaşıldığı zaman çat diye çözüvermeyi kutsal bir vazife edindiğini bir kez daha kanıtlayan muhteşem filmdir. bir diğeri için (bkz: la leggenda del pianista sull'oceano)

    --- spoiler ---

    izledikten sonra okursan senin için daha iyi olur yani.

    --- spoiler ---

    ırena'nın ninnisinin bir yerde çok can yakacağını biliyordum fakat böylesi kahpece, böylesi arkadan vururcasına geleceğini doğrusu tahmin etmemiştim.

    ırena hastanede, tea'nın başında otururken ve ikisi arasında şu muhteşem diyalog yaşanırken indi darbe:

    ırena: eğer çabucak yazmayı öğrenirsen, birbirimize bir sürü mektup yazabiliriz. bana kadın olmanın nasıl bir his olduğunu anlatırsın.
    tea: biliyorsundur zaten.
    ırena: o zamanlar aklım çok karışıktı. işin doğrusu, hiçbir şey anlayamadım.
    tea: ...yani... bana öğrettiklerini hep sen uydurdun!
    ırena: evet... bazılarını.
    tea: siz büyüklere güven olmaz.

    delikanlılık taslamanın alemi yok; hayvan gibi ağladım. alacağın olsun tornatore. son derece puşt bir adamsın.

    --- spoiler ---

    izledikten sonra okursan senin için daha iyi olur yani.

    --- spoiler ---
  • son derece başarılı bir dram.

    kimi yerlerde ucundan kıyısından yerli dram filmlerini anımsatıyor. kimi ortamlar nuri bilge ceylan'ı hatırıma düşürdü, nedendir bilemedim.

    derin çözümlemelere hiç lüzum yok. gerçekten de kaliteli bir film.

    ve bir kadın, saçının rengi ve şekliyle, kılık kıyafetiyle bu kadar mı değişebilirmiş? evet, değişebiliyormuş. hayretler içerisindeyim.

    7/10
  • film iyi hoş, kendini izletiyor da; gizemi verip verip soruların hiçbirini açıklamayan yapımlara gıcığım var diyorsanız izlemeseniz de olur.

    --- spoiler ---

    kadına imzalattığı kağıtlar neyin nesi?

    soy isim tamamen dazlak adamın kaba etinden uydurması ise, nasıl oldu da evlatlık sahibi bir aileye denk geldi? e oha yani.

    saksıların olayı nedir?

    --- spoiler ---

    sözün özü, beklenti içine sokup babayı gösteren bir film.
  • giuseppe tornatore'den oldukca basarili bir gerilim. bizim turk filmleri furyasina takilip istanbul'da 4 ankara'da ise 1 salonda gosteriliyor. ama usenmeyip gitmek lazim. giuseppe tornatore her zaman filmlerinde goruntu ve imge eslesmesine takintili bir yonetmen, bu filmde de siddeti yuzunuze vuruyor ama bunu 1 saniyelik goruntulerle kesik kesik yapiyor. filmden ciktiginizda aklinizda o flaslar geliyor adeta. kseniya rappoport gercekten inanilmaz bir oyuncu, rus donuk surati ile sabah kadar poker oynasa kazanir ve az bucuk italyanca bilenler icin ders gibi film, kadin rus olunca italyancayi oyle tane tane konusuyor ki altyazi ile direkt cakistirabiliyorsunuz. michele placido cok dikkat cekici, ozellikle brando'yu animsatan bogazdan hiriltili konusma sahnelerine dikkat cekiyor. claudia gerini hos kadin.

    neden o sahneler aklima muzikleri ile beraber geliyor diye dusunurken fark ettim ki muzikler ennio morricone'den. bu adam bir filme muzik yapti mi onu cikista mutlaka hatirlarsiniz.
  • etkileyici bir guiseppe tornatore filmi daha. kadına bakabildiği açılar çok dramatik. yüzünüzde tokat etkisi bırakan sahneleri olan bir film.
  • gerilimden çok hakiki dram. ama senaryosu o kadar güzel hazırlanmış ki, germese de kimilerini çoğu izleyeni başından ayırmayan bir gidişatı var filmin. hiç sıkılmadan izlediğim nadir filmlerden. bol şaşırtmaçlı. esrarengiz hatunun sırlarının açığa çıkışını merakla beklerken her sırla kafanızda bir şeyler kurguluyorsunuz, kendinizi ona alıştırıyorsunuz ama daha acıklısına hazırlamadığınızdan kadının hislerine en yakın şekilde hissedebiliyorsunuz. ağlamaya başlarsanız uzun sürecek bir ağlayış olur bu, çünkü bitmiyor, ağladıkça başka bir sahne akla geliyor. lilja 4-ever'dan daha güzel. bir boşluk var, lilja da yaşamıştı o boşluğu, işte o boşluğu en güzel hissettiren film.
  • hakettiği ilgiyi görememiş muhteşem film.
  • kesinlikle izlemeye deger bir giuseppe tornatore filmi. oldukca etkileyici ve basarili, izlenmeli.
  • klişerle dolu bir gerilim değil kesinlikle,seyirciye kıvamında bir dramla servis ediliyor. dolayısıyla o diken üstünde oturma hissiyatı ve her kareden bir sonrasını tahmin etme, sonuca varma durumu kararında. başyapıt demek abartı olur ama özellikle kseniya rappoport'un acıların kadınıyım oyunculuğu ve michele placido'nun sayko performansı filmi izlenir kılıyor.