şükela:  tümü | bugün
  • lâ tahzen / üzülme..
    çünkü hüzün, düşmanı sevindirir, dostunu üzer, haset edenin diline düşürür.
    lâ tahzen / üzülme..
    çünkü hüzün, kaybolanı geri getirmez, öleni diriltmez, kaderi değiştirmez, hiçbir fayda getirmez.
    lâ tahzen / üzülme..
    çünkü hüzün sinirleri yıpratır, kalbini yorar, gecelerini mahveder.
    lâ tahzen / üzülme..
    eğer günah işlediysen tövbe et, istiğfarda bulun, yanlış yaptıysan düzelt, o'nun rahmeti sonsuz, kapısı hep açıktır.
    lâ tahzen / üzülme..
    kaybettiğin şey için üzülme çünkü daha pek çok nimetlere sahipsin. allah'ın sana bahşettiği diğer nimetleri düşün ve şükret. allah teala, "allah'ın nimetlerini saymaya kalksanız buna güç yetiremezsiniz" buyurmuyor mu?
    lâ tahzen / üzülme..
    ehli batılın sözlerinden dolayı üzülme, onların tenkitlerine sabrettiğin sürece mükafatlandırılacağını unutma.
    lâ tahzen / üzülme..
    insanlara ihsanda bulunduğun sürece üzülme. çünkü mutluluğun yolu insanlara ihsanda bulunmaktan geçer.
    lâ tahzen / üzülme..
    çünkü iyiliğin mükafatı on mislinden yedi yüz misline, kötülüğün karşılığı ise sadece mislince
    lâ tahzen / üzülme..
    dünya, ne seçim, ne geçim dünyasıdır; dünya, bugün var yarın yok, imtihan dünyasıdır.
    lâ tahzen / üzülme..
    hakk'ın rızâsına uygun düşen belâ, kulun sevgisini artırır.
    lâ tahzen / üzülme..
    altın, ateş ile; iyi kul da belâ ve musibet ile tecrübe edilir. (hz. ali r.a.)
    lâ tahzen / üzülme..
    insanlar, başlarına gelen belâ ve musibetleri ondan daha büyükleriyle kıyas etselerdi, şüphesiz belâların bazısını âfiyet kabul ederlerdi.
    lâ tahzen / üzülme..
    karşı karşıya kalabileceğin muhtemel bir musibet için en kötü ihtimal ne olabilir sorusunu kendine sor. sonra bu muhtemel sonuca kendini alıştır, ona tahammül etme konusunda kendine telkinde bulun. "allah bize yeter, o ne güzel vekildir" ayetini tedebbür ederek bu hali sakin bir şekilde iyimser bir tabloya dönüştürmeye bak.
    lâ tahzen / üzülme..
    - şunu unutma yaşadığın günün sınırları içinde yaşamazsan sıkıntı ve kaygıların artacak demektir. biraz daha açarsak; sabaha çıktıktan sonra artık akşamı bekleme, akşama kavuşunca da sabahı bekleme. ne maziye takıl kal ne de gelecek kaygısı içinde ol. yani ânı yaşa.
    lâ tahzen / üzülme..
    - "inne maal usri yüsran / her zorlukla birlikte kolaylık vardır." yani kolaylık zorluğun içinde saklıdır!.. bir başka ifade ile; kolaylık; zorluk zannettiğimiz şeyin taa kendisidir!..

    (hz. mevlana)
  • söylemesi bile hüzünlü olan kelime. çok zarif..
  • hüzünlerin kalbinin toprağını allak bullak ediyorsa, sen ekilmeye layık bir topraksın demektir. kaygıların vuruşuyla tuz buz oluyorsa taş katılığında büyüttüğün güvencelerin, yarılan göğsüne umut fidanları dikiliyor demektir.

    üzülme!

    yüzün yerde geziyorsan, ellerin boynuna sarılı ise, içini ısıtacak haberlerin mürekkebi damlıyor olmalı ömrünün defterine. kar yağıyorsa güvendiğin dağlara, yarının ovalarında rengârenk çiçeklerin olacak demektir. hırçın fırtınalar sarsıyorsa sevinçlerinin zirvesini, rüzgârlar dövüyorsa umudunun yamaçlarını, bir yüce dağsın sen demek ki, az bekle, eteğinden serin pınarlar akmaya başlayacak demek ki...

    üzülme!

    üzülüyorsan, şımaramazsın. kibrin kirli tuzağına düşemezsin. kendini beğenmişliğin çamuruna dolaşmaz ayakların. uzak geçersin isyanlı yollardan. heveslerinin ardı sıra düşüp nisyan uçurumlarının başına sürüklenmezsin. seni biri yakınlığına çağırıyor demek ki... gözden çıkarmamış olmalı seni.

    üzülme!

    üzülüyorsan, bir kutlu teselli kapısının önünde bekletiliyorsun demektir. gözlerini kaldır vefasız dünyanın eşiğinden. gönlünün elinden çıkar sebeplerin boş avuntularını. umudunu kes sahte doymalardan. yüreğini küstür coşkulardan. kapı açıldı açılıyor demektir.

    üzülme!

    üzülüyorsan, kaybedeceğin bir şeyler var demek ki... kaybedeceği bir şeyi olanlar çoktan kazanmışlardır. eline geçmeyenleri saymakla tüketme nefesini, elindekileri saymaya başla. hepsini saysan bile, nefesini saymaya nefesin yetmeyecek demektir. bak işte zenginsin.

    üzülme!

    seni bir "işiten" var. seni senin kendini bile sevmenden önce o sevdi seni. senin kendini bile bilmediğin unutuş kuyularından çekip çıkardı seni. çektiğin acılara habire meşgul çalan telefonlar gibi kör ve sağır değil o. yüreğinin her yangınına o yetişiyor. ayrılıklarına ve sıkıntılarına metal soğukluğundaki plazalar gibi umursamaz değil o. yitirdiklerinin hepsini sana iade edeceğine söz veriyor. sevdalarına ve özlemlerine çok seçenekli sınav kâğıtları gibi tatsız ve tuzsuz formüller sunmuyor. seni herkesten çok anlıyor, seni senin kendini düşündüğünden çok düşünüyor. gözyaşlarınla imzalayasın istiyor yakarışlarını. bir ebedî çerçevenin içinde, gösterişsiz bir kullukla fotoğraflamak istiyor seni. dağılıp giden ömür kırıntılarının arasından sıcacık bir kardelen ümidi devşiresin istiyor. keyfinin çatlak kabuklarının arasından sonsuz teselli pınarları akıtmak istiyor.

    üzülme!

    varlığının tenine çiziktir her hüzün. varlığından haber verir üzüntün. hatırlar mısın, bir zamanlar hatırlanmaya değer bir şey bile değildin? hiç umursanmadan çöpe atılabilecek kirli bir su iken sen, yüzüne bir tek o baktı. kimselerin arayıp sormadığı, önemseyip adını bir kenara yazmadığı o günlerde, senin adını ilk o andı. hatırını bildi. seni yanına aldı. hep yanında oldu. sen seni unutup da başını yastığa koyduğunda bile, seni her defasında sabaha çıkardı. sen onu defalarca unuttun ama o seni asla unutmadı.

    üzülme!

    o'nun en sevdiği kulu da yalnız kaldı. taşlandı. sürüldü. yaralandı. aç susuz kaldı. yuvasına uzaktan gözleri yaşlar içinde baktı. mağarada yapayalnız ve korunmasızdı. senin gibi üzülen yol arkadaşına sonsuz müjdeler veren tebessümüyle fısıldadı: "lâ tahzen, innallahe meânâ."

    üzülme!

    kaldır yüzünü yerden. omuzlarından sarsıp kendine getirmek istiyor seni sevgili. "rabbin sana küsmedi ki..." gözlerinin içine içine bak sevdiklerinin. "rabbin seni unutup yalnız bırakmadı ki...

    umutsuz anlarimda hep okurum bana teselli verir,umut verir..kimin yazdiğini bilmiyorum ama kalemine sağlık..
  • senai demirci - üzülme (la tahzen)

    "dağılıp giden ömür kırıntılarının arasından sıcacık bir kardelen ümidi devşiresin istiyor. keyfinin çatlak kabuklarının arasından sonsuz teselli pınarları akıtmak istiyor."
  • “bir müslüman reddetmekle başlar “lâ”.lâ ilâhe illallah.allah’tan başka tapılacak yoktur.” demişti sevdiğim bir arkadaş.