şükela:  tümü | bugün
  • emmanuelle seigner ve mathieu amalric'in oynayacakları ve roman polanski'nin yöneteceği drama filmi.
  • leopold von sacher-masoch'un mazoşizme dair ünlü kitabı venus im pelz'den uyarlanmıştır.
  • "venus in fur" anlamına gelmekte olup roman polanski'nin bu sene vizyona girecek olan filmiymiş. şöyle de bi fragmanı var:

    http://www.youtube.com/watch?v=dvzl0qudeqg
  • 33. uluslararası istanbul film festivali programında yer alan fakat son anda "kopyasında çıkan bir sorun" nedeniyle iptal edilip biletleri iade alınan film. böylece sinemada izleme hayallerimiz de suya düşmüş oldu.

    http://www.imdb.com/title/tt2406252/?ref_=nv_sr_1
  • öncelikle hangi başlığın altına film yorum yapmam gerektiğini tam kestiremedim sözlük (bkz: venus in fur)
    neyse, film polanski'nin klasiği değil. ama nedense, tiyatro/kitap uyarlamalarını (örneğin: macbeth'i) az da olsa anımsatıyor.
    filmin iki kişi arasında geçmesi ama kurgusal olarak filmde 4 kişi olması çok güzel. zaten tiyatro sahnesinde film oynandığından ötürü (mekan olarak), ve karakterlerin birbiri içine geçmesinden ötürü film yerine, tiyatro seyrediyoruz. bu bağlamdaki tiyatro ile filmin gerçekliği içiçe giriyor, ve bu noktadan sonra karakter analizleri başlıyor (yönetmen/ yazar eserin bir temsili mi, bağımsız mı?). kitabın feminist eleştirisi ise epey şükela durumunda. nedendir bilinmez (acep taciz suçlamalarından ötürü mü?) çocuk istismarına dair bir adet cümle mevcut ki, bu nokta da polanski'nin bakış açısını görüyoruz. (sıradan düşünmek ve farklı bir sistemden bakmak)
    klasik olmasa bile güzel işte.
  • bir roman polanski filmi.. film bir tiyatro sahnesinde başlayıp orda bitiyor. nerdeyse sıfır bütçeli. birbirinin yerini alan gerçek ve tiyatral karakterler sözkonusu. en başta yönetmen oyunu yonetirken, ilerleyen dakikalarda oyuncu yönetmeni alt eder ve yönetmen rolünü kapar. gerçek olanla sanal olan bir yerden sonra iyice karışır..
  • --- spoiler ---

    mazoşizmin baş eserlerinden sayılan leopold von sacher-masoch imzalı eser “kürklü venüs” romanından (1870) esinlenilerek yazılmış bir senaryoya dayalı olan 2013 tarihli roman polanski filmi. romanın sahneye konması öncesinde yapılan oyuncu seçimleri esnasında ve tek sahnede geçen film, emmanuelle seigner ve mathieu amalric'in usta oyunculukları sayesinde sıkmadan son ana kadar ilgiyle izlenebiliyor. roman ile oyunun iç içe girdiği anların ustaca yansıtıldığı filmde, tüm edebiyat uyarlamalarında olduğu gibi diyaloglar ön planda. bu noktada fransızca son derece güzel bir şekilde kullanılmış. sinemaseverler için arşivlik bir film ancak sıradan izleyiciye hitap etmeyecektir.

    afişi de bu; http://upload.wikimedia.org/…enus_in_fur_poster.jpg

    --- spoiler ---
  • --- spoiler ---

    tiyatro sahnesini aşan ve zamanla provası yapılan karakterlere bürünülen; oyuncunun wanda'ya 'uyarlayan'ın ise kushemski'ye dönüştüğü sonu hazin biten bir film.
    1994 yapımı venus in fur ile karşılaştırılamayacak kadar farklı noktalarda duruyor film. polanski teatral bir yol izlemiş, hakkını da vermiş. filmin karakter geçişleri bazı yerlerde silikleşse de oldukça kaygan bir zeminde durduğu söylenebilir, filmde yönetmenin önce kushemski ardından wanda'ya dönüşüşünün vanda nın çizmelerini (shiny shiny shiny boots of leather) istemesi üzerine önce giymeye yeltenmesinden zaten yazdığı oyun içinde daha çok wanda karakteri ile özdeşleştiğinin sinyallerini almıştık.
    kushemski'nin kushemski iken değil de asıl olmak istediği wanda iken cezalandırılması ise ironiktir. çok fazla açıklanmayı bekleyen metafora rağmen kitabını okumadan bu metaforları doğru anlamdıramayacağım dürtüsü ile oralara hiç girmiyorum.
    ama çok ayan beyan ortada olan sahnedeki kaktüs figürünün (ve bu figür kuşkusuz altında yer alan çalılıklarla birlikte devasa bir penisi andırmaktadır) filmin ilerleyen kısımlarında venüs heykeli olarak düşlenmesi hem ironik olmuş, hem de filmin geçişken unsurlarına katılmıştır bence, bir yandan bu tercih bana tutku söz konusu olduğunda cinsiyetin önemsizleşebileceğini anımsatmıştır.
    insan düşünemeden edemiyor bu arada tabi, yönetmenin yer yer dile getirdiği ve daha çok içsel bir patlamayı andıran hezeyanları acaba polanski'ye mi aittir?
    vanda:o zaman bu oyun çocuk istismarına dair?
    yönetmen:çocuk istismarıyla ne alakası var bunun? bugünlerde herşey saçma bir yaraya parmak basmak zorundaymış gibi!
    v: çocuk istismarı lanet bir sor..
    y:hayır, lütfen! basmakalıp olma.. bu antropolojinin, sosyolojinin konusu, bizse burda tiyatro yapıyoruz. neden herşeyi bir şeylere bağlamak zorundayız? sırada ne var? cinsiyetçilik, ırkçılık, sınıf mücadelesi?

    bittabi filmin yarısında geçen, bakkhalar yapıtıda okunmuş olsa benzetilen kısım ve ardından gelen eylem daha anlaşılır olacak, okumadığımdan ya da izlemediğimden cahil cahil ekrana baktım bu kısımda.. demem o ki evvelinde uyarlandığı kitabı ve sonrasında içinde geçen eserleri bildikçe daha anlamlı olabilecek bir film.

    sonuna gelecek olursak;
    vanda'nın şu sözleri wanda'nın elinden yönetmenden yani romanı tiyatroya uyarlayandan intikamını -thomas'ı tabiri caizse siki elinde bırakarak hemde, öhöm... yani 'venüs heykeli' ne bağlayarak- almaktadır;
    -bu oyun eski bir kadın düşmanlığı risalesi gibi.

    lakin ki öyle değildir;
    kitaba dair feminist bir eleştiri vardır film içinde ama çizgileri ve ne dediği çok da net olmayan bir eleştiridir, zira filmin sonunda yönetmen yani thomas mı cezalandırılmaktadır yoksa, thomas ın içindeki wanda' mı? ben karar veremedim.
    --- spoiler ---
  • roman polanski'nin yaşına rağmen anlatacağı hala çok şeyinin olması bu son filminde de açık bir şekilde ifade bulmuş. kendi çaresizliklerini de zaman zaman karakterlerle dillendirdiğini düşündüğüm o kadar çok sahne var ki. yaşa dikkat çekmemin sebebi hayata karşı hala kaygısı olan, üreten ve hala genç dönemlerindeki gibi heyecanlı soruları olan insanlardan biri roman polanski. bu kez de edebiyat tarihinde en çok ses getiren bir leopold von sacher masoch klasiği "venus in pelmz". bu kitabın günümüz sinema uyarlaması ancak bu kadar iyi olabilirdi. iki kişilik bir tiyatro oyunu izler gibi insanın kendi zorbalığının farklı cinsiyetlerle tekrar sorgulanması, izlerken kendimize soracağımız soru-cevap bombardımanıyla dolu, oyuncuların döktürdüğü her açıdan muhteşem bir film.