şükela:  tümü | bugün
  • fransızcasından çevirdiğim türkçe meali de budur, buyrunuz:

    bakışlarımı düşüren gözler,
    dudaklarında kaybolan o gülüş,
    işte su katılmamış portresi
    ait olduğum adamın.
    kollarına aldığında beni,
    sessizce bir şeyler fısıldadığında,
    ah ne denli pembe görüyorum hayatı.
    aşk sözcükleri söylüyor bana,
    her zamankinden,
    ve bir şeyler oluyor sonra bana.
    giriverdi işte kalbime
    mutluluğumun ortağı
    sebebini bildiğim.
    benimsin sen dedi.
    bense onun,
    yaşam boyu,
    söyledi bunu bana, hatta yeminler etti hayatı üstüne.
    ve onu gördüğüm ilk andan bu yana
    hissediyorum
    deli gibi çarpan bu yüreği
    hiç bitmeyen aşk gecelerini
    yerini bulan yüce bir mutluluk
    sorunlar, yaslar, evreler.
    mutlu yine de, ölümüne mutlu.
    kollarına aldığında beni,
    sessizce bir şeyler fısıldadığında,
    ah ne denli pembe görüyorum hayatı.
    aşk sözcükleri söylüyor bana,
    her zamankinden,
    ve bir şeyler oluyor sonra bana.
    giriverdi işte kalbime
    mutluluğumun ortağı
    sebebini bildiğim.
    benimsin sen dedi.
    bense onun,
    yaşam boyu,
    söyledi bunu bana, hayatı üstüne yeminler etti.
    ve onu gördüğüm ilk andan bu yana
    hissediyorum
    deli gibi çarpan bu yüreği.
  • okunu$u a$agıdaki gibi olan $arkıdır.. ("n"lere dikkat)
    "bana a$k sözcükleri söylüyor" anlamına gelen "il me dit des mots d'amour" kısmının "il mö di, de mo damur" $eklinde okunması pek orijinaldir.

    des yeux qui font baisser les miens, (dezyö ki fon bese le miyen)
    un rire qui se perd sur sa bouche, (ön rir ki sö per sür sa bu$)
    voilà le portrait sans retouches (vuala lö portre san rötu$)
    de l'homme auquel j'appartiens. (dö lom akel japartiyen)

    quand il me prend dans ses bras (kand'il mö pran dan se bra)
    il me parle tout bas, (il mö parl tu ba)
    je vois la vie en rose. (jö vua la vii an roz)

    il me dit des mots d'amour, (il mö di de mo damur)
    des mots de tous les jours, (de mo dö tu le jur)
    et ça me fait quelque chose. (e sa mö fe kelk şoz)
    il est entré dans mon coeur (il et antre dan mon kör)
    une part de bonheur (ün par dö bonör)
    dont je connais la cause. (don jö konne la koz)
    c'est lui pour moi. (se lüi pur mua)

    moi pour lui (mua pur lui)
    dans la vie, (dan la vii)
    il me l'a dit, l'a juré pour la vie. (il mö la di, la jüre pur la vii)

    et dès que je l'aperçois (e de kö jö lapersuva)
    alors je sens en moi (alor jö sanzan mua)
    mon coeur qui bat (mon kör ki ba)

    des nuits d'amour à ne plus en finir (de nüi damur a nö plüzan fini)
    un grand bonheur qui prend sa place (ön gran bonör ki pran sa plas)
    des ennuis, des chagrins, des phases (dezennüi, de $agren, de faze)
    heureux, heureux à en mourir. (öröz öröz'an murir)

    quand il me prend dans ses bras (kand il mö prand dan se bra)
    il me parle tout bas, (il mö parl tu ba)
    je vois la vie en rose. (jö vua la vii an roz)

    il me dit des mots d'amour, (il mö di de mo damur)
    des mots de tous les jours, (de mo dö tu le jur)
    et ça me fait quelque chose. (e sa mö fe kelk şoz)
    il est entré dans mon coeur (il et antre dan mon kör)
    une part de bonheur (ün par dö bonör)
    dont je connais la cause. (don jö konne la koz)
    c'est toi pour moi. (se tua pur mua)

    moi pour toi (mua pur tua)
    dans la vie, (dan la vii)
    il me l'a dit, l'a juré pour la vie. (il mö la di, la jüre pur la vii)

    et dès que je l'aperçois (e de kö jö lapersuva)
    alors je sens en moi (alor jö sanzan mua)
    mon coeur qui bat (mon kör ki ba)
  • neredeyse yarım düzine insanın iyi yorumladığı ve fakat hiçbirinin "louis armstrong" kadar güzel beceremediği, ismi pembe hayat anlamına gelen $arkı ötesi güzel $ey....
  • edith piaf'in yorumu her dinledigimde beni bir aksam vakti arnavut kaldirimli ve los isikli bir sokaga goturur. bugulu camlarin ardinda sigara dumanli bir barda piaf'in bu sarkiyi soyledigini ve soguktan usurken icimin isindigini hayal ederim.
  • ne zaman duysam bana ikinci dünya savaşını hatırlatan şarkı.
  • söylemekten en çok keyif aldığım,insanlarla aramda "'sen fransızca biliyor muydun?'..'hayır la vie en roseu biliyorum ben'" şeklinde dialoglara sebebiyet veren söylemekten asla sıkılmayacağım şarkı.
  • sarki icin: cicek bocek ask mesk pembe hayat. edith piaf denince akla ilk gelen non, je ne regrette riendir, oyle de kalmali.

    filmi icin:

    edit: tasindik! yeni yerimizin adresi la mome, uygun fiyatlarimizi orada da devam ettiriyoruz, bekleriz
  • dinlerken kendimi sevdigi erkegin kollarinda kocaman bir dans salonunda vals yapan bir kadin olarak hayal etmekten kendimi alamadigim "sarki" kelimesinin kifayetsiz kaldigi bisey.
  • aslında la vie en rose'u ben hep pembe hayat olarak düşünmüştüm....
    saving private ryanda da vardı, niye bu kadın bu kadar üzgün tipinden geyikler çevirmişlerdi, yuh falan dediydik, ama güzeldi, iyi gitmişti oraya...
  • nefis bir evlilik metaforu oldugu icin* dugunde calinmasi istenen giris parcasi olarak çok anlamlıdır.