şükela:  tümü | bugün
  • georges perec'in bir kitabi. kucuk boyutlari ve fistik yesili kapagi ile dikkat ceker**.
  • nisan yayınları tarafından kış yolculuğu adıyla türkçeye aktarılmış, küçük ve leziz bir perec* kitabı. minik bir labirent.
    (bkz: kış mucizesi)
  • 11cm*16cm boyutlarında 24 sayfası olan ve her sayfası 5 kelimelik 20 satırdan oluşan mini minnacık bir georges perec kitabı. eğer kitabın boyutlarından ne kadar küçük olduğunu anlamayanlar varsa, şöyle diyebilirim:
    - "barcelona'nın tiki-taka yaparak 100 kere paslaştığı herhangi bir pas trafiği sırasında bu kitabı okuyup bitirebilirsiniz."

    şimdi kitabın ne hakkında olduğunu yazmaya kalksam kitabın kendisinden uzun sürer herhalde.

    roman kahramanı bir davete gider. bekleme salonunda beklerken kitaplıktan "kış yolculuğu" adında bir kitap seçer ve yumuşak yumuşak okumaya başlar. seçtiği kitabı okurken bazı satırlar, dizeler, cümleler vs. kendisine hep bir dejavu hissiyatı yaşatır ve kendi kendine "kitabın yazarı 5-10 yazardan (ki bu yazarlar fransız edebiyatının en önde gelen yazarları) alıntı yaparak güzel bir derleme yapmış herhalde" yorumu yapar. çünkü daha önce başka yerlerde okuduğunu düşündüğü bu satırlar kendisinin araştırma konusudur ve olaya iyi hâkimdir.
    sonra elindeki kitabın basım tarihine bir bakar, o da ne!!!!!

    olay tam ters şekilde işlenmiş. yani o fransız edebiyatının ünlü yazarlarının hepsi aslında bu kitaptan alıntı yapmış.
  • minik bir mücevher

    veya fransız edebiyatına bir girizgâh.

    ayrıca kitaplıkta yan yana durması gereken bir başka kitabı anımsatır: se una notte d'inverno un viaggiatore
  • rahatlıkla kitap ayracı olarak kullanılabilecek boyutlarda olan bir elmas.
  • pek soğuk bir şehirde yaşamıyorum, hatta dürüst olmak gerekirse daha çok sıcak ile başımız belada burada.

    ama ankaralıyım ve çocukluğumda soğuktan evdeki su borularının donduğunu filan hatırlıyorum...

    soğuğun ne kadar keskin ve güçlü bir şey olduğunu çok iyi biliyorum özetle.

    kış yolculuğu bana o günlerimi hatırlattı. keyifli bir yolculuktu benim için, yer yer üşütmüş olsa da uçaklardan, mantardan bahsettiği için ilgimi hiç kaybetmedim.

    amelie nothomb'un okuduğum ilk kitabıydı, iki oturuşta hızlı bir şekilde ilerledim ve bitirdim.

    üç buçuk yıldız verebilsem verirdim, üç yıldızdan bir tık daha iyi bir kitap.

    kasımda aşkın başka olmasının nedenini işliyor galiba yazar, şöyle bir alıntım var mesela: ''kışın aşık olmak iyi bir fikir değil. belirtiler daha belirgin ve daha can yakıcı. soğuk ışık, beklentinin sabırsızlığını artırır. ürpertiler huzursuzluğu azdırır. kara kışa vurulan, üç ay boyunca titrer.

    diğer mevsimler cilvelidir, ruh hallerinizi gömeceğiniz tomurcukları, salkımları ve yaprakları vardır. kışın çıplaklığında sığınacak hiçbir yer yoktur...''

    ve sanırım bu kitabın özetini birkaç satırla yapmam gerekirse: "ben soğuğum ve dünyaya hükmediyorsam, bunun nedeni, kimsenin aklına gelmeyecek olan şu basit gerçek: hissedilmeye ihtiyacım var. bu, her sanatçının ihtiyacı. hiçbiri benim kadar başarılı olamadı; çünkü herkes ve tüm evren beni hisseder. güneş ve diğer tüm yıldızlar sönüp gittiğinde ben yanmaya devam edeceğim ve tüm ölüler ve yaşayanlar onlara nasil sıkıca sarıldığımı hissedecekler. gökyüzünün amaçları ne olursa olsun, son söz hep bana ait olacak.''