şükela:  tümü | bugün
  • arjantinli şair jorge luis borges'in tipik felsefeci olarak adlandırılamayacağının kanıtı sayılabilecek kısa öykülerini topladığı koleksiyonun adı labirentler.
  • le guin'in gülün günlüğü adlı kitabında yer alan, boş sahne tarafından oyunlaştırılmış öykü. oyunla ilgli broşürde oyunlaştırma fikri ve süreci ile ilgili olarak:

    --- spoiler ---

    ursula k. le guin'in aynı adlı öyküsünden oyunlaştırdığımız "labirentler" bir yaratık tarafından önce hapishaneye kapatılan daha sonra çeşitli labirentlerde bazı deneylere maruz kalan bir yaratığı ve geçirdiği süreçleri, yaratığın dilinden anlatıyor. eylemin labirentlerde geçiyor oluşu, yaratığın fiziksel anlamda deneylere maruz kalması öykünün oyunlaştırılmasına; yaratık tarafından anlatılması ve yaratığın kendini tiyatrodaki oyuncu-seyirci ilişkisine benzer bir şekilde diğer yaratığa beğendirme isteği bu anlatının bir oyuncu tarafından temsiline olanak sağlıyor.

    --- spoiler ---

    demişlerdir.
  • 24 mayıs 2011 salı akşamı saat 20.00'de itü maçka kampüsünde.. ben açıkçası daha önce odtü oyuncuları bünyesinde çalışmış olduğu sürede izlemiş ve fazlasıyla beğenmiş olduğum oyuncu filiz bozkuş'u bir daha izlemek için gidiyorum. ve tabi tiyatroya karşı farklı bakışları ile bize de renk katabilecek bu grubu fazlasıyla merak ediyorum..
    http://bossahne.com/
  • boş sahne'nin ursula k. le guin'in the compass rose kitabındaki labirentler öyküsü üzerine çalışma, çağrışım ve ilerleme günlükleri var bir de.. bu günlüklerden;

    • “ben çocuk değilim ki kurumuş yonca yaprakları yiyeyim” cümlesini kendi
    sesinden duyar. şaşırır.

    • maluvia dansı ne dans gibi ne değil gibi. biraz ‘ilkel’ olmalı.

    öykünün ve anlaşıldığı kadarıyla oyunun kafka'nın die verwandlung ve beckett'in watt'ıyla içsel ve çağrışımsal bağlantıları var.

    öyküden alıntılar verecek olursam:

    "davranışlarındaki en büyük sapkınlık da burada işte; bana hiçbir zaman zalimce dokunmuyor."

    "yaratık bir kez olsun benimle konuşmaya çalışmadı. günler boyu benimle oldu, beni seyretti, bana dokundu, beni eline aldı; bütün hareketleri bir amaca yönelikti ama iletişimsel değildi."