şükela:  tümü | bugün
  • sylvia plath şiiri okurken "i may be skin and bone" dizesinden hemen sonra bir de "i may be japanese" der, ama bu şiirin baskılarında yer almamıştır, en azından hepsinde değil. bir ariel şiiridir, ki bu hemen kendini gösterir. alman aksanıyla okununca gerçekten çok güzel olur, özellikle "so, so, herr doktor" kısmı...sonu zaten bir harikadır, ama şiir, özellikle plath'ın intiharından sonra "dying is an art like everything else" dizesiyle akıllara kazınmıştır, ki şiirde aslında bunu hak edecek daha bir sürü dize vardır. biraz da plath' in sembolik stilinden dolayı daha çok fragmental okumaya mahkum olmuştur ne yazık ki çoğunluk tarafından.
  • (bkz: lazarus)
  • türkçe meali olarak;

    iste yine yaptim
    her on yilda bir
    böyle bir tane beceririm
    bir tür ayakli mucize, tenim
    bir nazi lamba siperligi kadar parlak,
    sag ayagim
    tüy kadar hafif
    yüzüm ifadesiz, incecik
    yahudi kumasindan.
    çözün kundagi
    ah, sevgili düsmanim.
    korkutuyor muyum? -
    burnu, göz bebekleri, 32 disi yerli yerinde mi?
    aci nefesi
    ertesi gün yok olacak.
    yakinda, cok yakinda
    vahim bir öldür gücü
    evimde, etimde olacak
    ve ben iste gülümseyen bir kadin.
    daha sadece otuzunda.
    ve kedi gibi dokuz canliyim.
    bu üçüncü sefer.
    ne lüzumsuzluk
    on yilda bir imha.

    bu ne çok iplik.
    çekirdek yiyen kalabalik
    itisir içeri görmek için
    ellerimi ayaklarimi çözmelerini -
    muhtesem soyunmalar.
    baylar, bayanlar
    bunlar ellerim benim,
    bunlar dizlerim.
    bir deri bir kemik olabilirim, farketmez,
    ben de onlardandim, tek tip kadin iste
    ilk seferinde on yasindaydim.
    kazaydi.
    ikinci seferinde istedim
    bitirip gitmeyi ve hiç daha dönmemeyi.
    üstüstüme kapaklandim.
    tipki bir midye gibi.
    tekrar tekrar bagirmalari gerekti çagirmalari
    ve üstümden ayiklamalari inci gibi parlak yapiskan
    solucanlari
    ölmek
    bir sanattir, hersey gibi.
    özellikle iyi yaparim.
    bir ölürüm ki, cehennemden gelir gibi olurum.
    bir ölürüm ki, adeta hakikaten olurum.
    sanki gider gibi bir davete.
    bunu yapmak çok kolay bir hücrede
    ölmek ve kimildamamak
    ölüyü oynadigim tiyatroda sir/nin gelmesi gibi
    günesli bir günde geri gel
    ayni yere, ayni yüze, zalim
    eglenen çigrislara:
    'mucize!'
    iste bu yere yikar beni.
    ama bir bedeli var.
    yara izlerime bakmanin, bir bedeli var.
    kalbimi dinlemenin ----
    hakikaten çalisiyor.
    bir bedeli var, çok büyük bir bedeli var.
    bir sözün, veya bir dokunusun.
    ya da biraz kannimi akitmanin.
    bir tutam saçimin veya elbisemden bir parçanin.
    eee, herr doktor.
    eee, herr düsman.
    sizin eserinizim ben,
    paha biçilmez,
    altin topu bebeginizim
    bir çigliga eriyen
    dönüyorum ve yaniyorum.
    gösterdiginiz alakaya aldirmadigimi sanmayin.
    kül, kül -
    külü esele bak.
    etten kemikten eser yok----
    bir kalip sabun
    bir nisan yüzügü
    altin bir dis.

    herr tanri, herr seytan
    savulun
    savulun.
    küllerin arasindan
    dogrulurum kizil saçlarimla
    ve çitir çitir adam yerim.
  • üçüncü ve sonuca ulaşmış intihar girişiminden bir yıl önce yazdığı şiir:

    i have done it again.
    one year in every ten
    i manage it--

    a sort of walking miracle, my skin
    bright as a nazi lampshade,
    my right foot

    a paperweight,
    my face featureless, fine
    jew linen.

    peel off the napkin
    o my enemy.
    do i terrify?--

    the nose, the eye pits, the full set of teeth?
    the sour breath
    will vanish in a day.

    soon, soon the flesh
    the grave cave ate will be
    at home on me

    and i a smiling woman.
    i am only thirty.
    and like the cat i have nine times to die.

    this is number three.
    what a trash
    to annihilate each decade.

    what a million filaments.
    the peanut-crunching crowd
    shoves in to see

    them unwrap me hand and foot--
    the big strip tease.
    gentlemen, ladies

    these are my hands
    my knees.
    i may be skin and bone,

    nevertheless, i am the same, identical woman.
    the first time it happened i was ten.
    it was an accident.

    the second time i meant
    to last it out and not come back at all.
    i rocked shut

    as a seashell.
    they had to call and call
    and pick the worms off me like sticky pearls.

    dying
    is an art, like everything else.
    i do it exceptionally well.

    i do it so it feels like hell.
    i do it so it feels real.
    i guess you could say i've a call.

    it's easy enough to do it in a cell.
    it's easy enough to do it and stay put.
    it's the theatrical

    comeback in broad day
    to the same place, the same face, the same brute
    amused shout:

    'a miracle!'
    that knocks me out.
    there is a charge

    for the eyeing of my scars, there is a charge
    for the hearing of my heart--
    it really goes.

    and there is a charge, a very large charge
    for a word or a touch
    or a bit of blood

    or a piece of my hair or my clothes.
    so, so, herr doktor.
    so, herr enemy.

    i am your opus,
    i am your valuable,
    the pure gold baby

    that melts to a shriek.
    i turn and burn.
    do not think i underestimate your great concern.

    ash, ash--
    you poke and stir.
    flesh, bone, there is nothing there--

    a cake of soap,
    a wedding ring,
    a gold filling.

    herr god, herr lucifer
    beware
    beware.

    out of the ash
    i rise with my red hair
    and i eat men like air.
  • lazarus'un 10 gün sonra atıyla devesiyle değil, istanbul'da ercan adında bir travesti olarak dirilişinin hikayesidir. eleman ek iş olarak torbacılık yapar...
  • 'i rise with my red hair/and i eat men like air.' dizelerinde plath'in feminist yaklasimini gorebiliriz acikca..
  • plath’in cogu siirinde oldugu gibi yine kendi deneyimleri ve hayatini birebir yansittigi bir siiri, hatta neredeyse onun icin cikmaz olan hayatinin kisa bir ozeti, acilarinin belgesi ve ilerde yapabileceklerinin habercisi bir siir. plath siire gerceklestirdigi iki intihar deneyimi ile baslar ve kendisini holocaust’da nazi’ler tarafindan eziyetlere ugramis yahudilere benzetir. kendisini herseye ragmen “walking miracle” olarak tanimlar. aslinda burada nazi de yahudi de plath’in kendisidir, cunku acilarinin sebebi hickimse ya da hicbir olay degil tamamiyle kendisidir, etrafinda olup bitenler sadece onun icin bir katalizor gorevi gormustur.

    plath’in tam olarak teshisi koyulmamis olsa da bipolar bozuklugu oldugu soylenir, ne kadar dogru bilinmez ama bu siiri aslinda bu hastaligina isaret eden dizelerle doludur.

    the nose, the eye pits, the full set of teeth?
    the sour breath
    will vanish in a day.

    soon, soon the flesh
    the grave cave ate will be
    at home on me

    bir kita oncesinde bedenin anlamsizligindan bahsedip kisa bir sure sonra eski haline doneceginden bahseder. ne kadar dibe vurursa, o kadar yukarilara da cikan bir insandir plath. uzuntulerini en derinlerde yasayip, sevinclerini de bir o kadar yukseklerde yasayan bir insan plath...

    plath ayrica bu siirde kendi kendini nasil mahvedip ayni zamanda nasil hayata dondurdugunden de bahseder. siirin basligi zaten hemen kendini ele verir...lady lazarus...lazarus’un incil’de isa tarafindan yeniden hayata dondurulmus olmasi, plath’in ilerleyen dizelerde kendisini 9 canli kediye benzetmesi ve en sonunda kendisini kullerinden yeniden vareden phoenix’e benzetmesi yeteri kadar plath’in gelgitlerini gozler onune seren dizelerdir.

    kisacasi nazi de, yahudi de, isa da, lazarus da, hepsi hepsi plath’in kendisidir, sonucta o the girl who wanted to be god...
  • lazarus’un dirilisi uzerine isa der ki: “believe in the one who came back from the dead.”
    plath’in bu siirinde lazarus simgesini kullanmasinin nedenini aciklayabilecek bir ipucu olabilir belki de bu cumle.iki intihar girisiminin de basarisizlikla sonuclanmis olmasini kendisine verilmis bir sans olarak gormus olsa gerek plath. anlam aramaya calisma cabasini simgeler belki de lazarus, plath’in bu tesaduflerde, kendisinde ve hayatta…

    ama sonunda kendisi de dahil olumden baska hicbir seye inanmamis olsa gerek ki, 30 yasinda sonsuz sessizligine gomer kendisini…
  • "i have done it again. one year in every ten i manage it" dizeleriyle beraber akla gelen ve neredeyse en çok bilinen, etkileyici sylvia plath şiiri.