şükela:  tümü | bugün
  • @lagaribey adresinden takip edilebilecek güzide bir twitter profilidir. evren,uzay,fizik yasaları,gezegen sistemleri ve daha bir sürü konuda bilal'e anlatır gibi bilgiler vermekte,birbirinden güzel floodlar yayınlamaktadır.

    anladığım kadarıyla ankara civarlarında yaşayan yazar ; tek başına "öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler" başlığından daha fazla ufkunuzu açabilecek tweetler yazıyor,kendi çektiği gezegen,meteor fotoğraflarını paylaşıyor.

    en sevdigim timeline'larından birini şurada paylaşayım;kendisini takip edin,twitter'in saçmalıkları arasında bilgi saçan bir kaynağınız olsun.

    hastasıyız...
  • standart bir bilim tutkunu kadar bilgi sahibidir. geçmişe yolculuğu anlatacağını söyleyip, ikizler teoremiyle geleceğe yapılabilecek yolculuktan dem vurur. oysa bahsettiği örnek 1988 yılının bilim ve teknik dergilerinde zaten işlenmiştir. hiçbir şey katmaz yalnızca olanın basit anlatımlarını alıp twitter'a gömer. geçmişe yolculuktan bahsederken de kader bile der.

    biri çıkıp "adam fiziği icat ettiğini iddia etmiyor ya" diyecektir. ben de paylaştıklarının ufuk falan açtığı olmadığı için bir hayal kırıklığı olduğunu söylerim yalnızca. açtığı ufuk sözel kafalara aittir.

    akp'li doblo'lu bir enişteden ötesi değildir.
  • bilim meraklısı, uğraşı veren bir kimsenin twitter hesabı.

    kendisinden #63273540 numaralı entri ile buraya taşınan fizik floodu ile haberim oldu. malum entri çok genel bir başlıkta yer aldığından flooddaki yanlış ve saçmalıkları entri olarak yazamamış, entri sahibine mesaj ile yollamıştım. madem kendisinin adına bir sayfa var burada, o floodun küçük bir kısmında gördüğüm açık yanlışları buraya taşıyayım:

    171 - stephen hawking sicim teorici değil, alakası yok. m teori ile de alakası yok. onlar üzerine söyledikleri sözler vardır ama kendisi o alanda değil. en büyük katkısı karadeliklerin buharlaşacağını öngörmesi. hawking radyasyonu diyorlar buna ve günümüzün en popüler alanlarından biri karadelik bilgi paradoksuna sebep olan bir mevzu. bunlardan hiç bahsetmemiş arkadaş. hawking'i günümüz fizikçileri bu buluşuyla tanıyor, sicimciler başkaları.

    91- 93 : ışınlama olmayacak. evet, bilgi ışınlanabiliyor ama dna ışınlanması vs denmiş, tamamen uydurma. şurda detay var, fiziksel olarak madde ışınlanması imkansız:http://www.sciencemag.org/…ser-star-trek-here-s-why
    ayrıca ilk ışınlama deneyi 1993 yılında değil, 1997'de fotonlarla yapıldı. virüslerin ışınlanmaya çalışdığı da uydurma.

    61: "deney esnasında ilginç bir şey oldu" kısmı da uydurma. bunun öncesinde bahsedilen deney young çift yarık deneyi, ve kuantum teorisinden de eski (1801). fakat bu "bişey oldu" kısmı çok sonra.

    71: masalı örnek de yanlış. çünkü bohr'un correspondence principle'ı var. masa biz bakmasak da orada aslında, tivitte denildiğinin aksine. çünkü çok yüksek kuantum sayılarla işlem yapıldığında kuantum fiziği kanunları klasik fiziğe yakınsıyor. bu yüzden masa var ve bir tane. biz bakmıyorsak yok demek saçmalık. bunun haricinde decoherence dediğimiz kuantum bilginin ve eşfazlılığının kaybolması da o ölçeklerde bir kuantum durumu neredeyse anında klasik fiziğe çökertecektir.

    bakabildiğim çok küçük bir kısımdaki falsolar ve yanlışlar bunlar.

    ekleme: aklıma geldikçe ara ara diğer gördüğüm yanlışları da taşıyacağım buraya.
  • lagaribey'in popüler bilime mistisizim sosu yedirerek saçmaladığı flood'ı (daha doğrusu modern fiziğin hayranlık uyandıran parçalarına budizim, hinduizm ve islam tasavvufundan parçalar bulanarak oluşturulmuş bu rezilliği alıntılayan yazarı an itibariyle 1927 fav ile büyük olasılıkla yarın debe'ye, ileriki günlerde ise ekşi şeylere ve dolayısı ile binlerce okuyucuya ulaştıracak giriyi) ben de okudum ve bahsedilen hatalara ek olarak birkaç naçizane eleştirimi de yazmak isterim. eleştirilerimi daha çok bu "eskilerin bilgeliği" palavralarına odaklı tuttum.

    --- spoiler ---
    185)meşhur bilim adamı nikola tesla şöyle demişti: evrenin sırlarını öğrenmek istersen herşeyi enerji, frekans ve titreşim olarak düşün!

    186) tesla’ya göre evren büyük bir titreşimden (enerjiden) başka bir şey değildi ve bizler de bu titreşimin küçük birer yansımalarıydık

    187) ve biz dahil canlı cansız her şey, düşüncemiz bile bir tür enerjiydi (telepati?) ve her şeyin ama her şeyin özünde enerji vardı

    188) tesla’nın bu düşüncesine benzer şekilde, insanın ve evrenin bir tür enerji olduğunu farklı inançlar farklı tanımlamalarla anlatmıştı.
    --- spoiler ---
    tesla'nın bunları dediği konusunda şüpheliyim. fakat şunu biliyorum ki, zat-ı alileri madde-enerji ikililiği konusuna bir hayli karşılardı.(paragraf 2). bana kalırsa bu tipik bir ortaya isim sallama durumu. "tesla dediyse doğrudur"a oynanmış. buradaki alakasız telepatiyi araya sıkıştırma kurnazlığını taktir ettim ama.

    --- spoiler ---
    189) buna göre, insan bedeninin çevresinde, sıradan insanların göremeyeceği bir tür enerji alanı ya da meşhur tabirle "aura" var!

    190) üstelik aura sadece insanlarda değil, canlı cansız herşeyin etrafında var ama canlılardaki hareketli, cansızlardaki sabit.

    191) bu enerji alanı ya da auranın ismi değişiyor. hintlilerde prana, çinlilerde çi, kabala’da nifiş diye geçiyor. biz ise "nur" diyoruz.

    192) bazen resimlerde ya da betimlemelerde gördüğümüz insan başının üzerindeki "hale"nin temelinde bu var

    193)yine resimlerde, kutsal kabul edilen insan bedeninin etrafındaki ışıklarda ve bizim "nur yüzlü" deyişimizin arkasında gerçekte bu var.

    194)bu inançlara göre enerjiden oluşan insanın belli enerji merkezleri var.“çakra”yı duymuşsunuzdur: enerji merkezinin hint felsefindeki adı.

    195)çakranın pek çok inançta farklı isimleri var. mesela tasavvuftaki karşılığı letaif. el, ayak, kalp gibi yerler çakra (letaif) noktası

    196)bunlara göre çakraları görebilmek için normal insanların enerjisinden yüksek bi enerjiye sahip olmak gerekiyor(neler anlatıyorum böyle?)
    --- spoiler ---
    bahsini ettiğim aralara mistisizim sokuşturma işinin gördüğüm kadarıyla en itina ile yapıldığı kısım burası. bilimsel bir yazı yazacağım diye başlayıp, madde-enerji dönüşümünden bahsedip, sonra da "buna göre aura var" diyerek bana kalırsa niyeti belli etmiş sayın lagaribey. buralar komple bilimsellikten uzak saçmalıklar aşuresinden ibaret.

    --- spoiler ---
    229)hawking’e göre beynimizdeki hiçbir şey, bir bütünden bağımsız olarak gerçekleşmiyor. çünkü her şey birbirine bağlı sicimlerden oluşuyor.
    --- spoiler ---
    hawking'in bunu kıyısından köşesinden ima ettiği bir alıntıyı bulana veya getirene yüzbin lira veriyorum. zaten adamın sicim teorisiyle alakasının olmadığı yazılmış.

    --- spoiler ---
    230)birinin kötü haberini daha bize söylenmeden hissetmek ya da bir şeyin daha gerçekleşmeden içimize doğması da aslında bununla ilgili.
    --- spoiler ---
    hayır değil:
    (bkz: confirmation bias)
    (bkz: hindsight bias)

    --- spoiler ---
    231)bizim dünyamız ve evrenimiz de sicimlerden oluşuyor, diğer evrenler de ve hepsi 11 boyuttaki, süper bir sicim (büyük zar) içinde.

    232)daha da ilginç olan diğer boyutlardaki tüm evrenlerin 11. boyuta doğru hareket ettiği ve 11.boyuttan diğer tüm evrenlerin görülebildiği.
    --- spoiler ---
    böyle birşey yok. zaten 207'den itibaren yazdığı gibi gibi fazladan 6-7 boyut mikroskobik boyutlara kıvrılmış durumda.

    --- spoiler ---
    233)yani boyutlardan bağımsız, soyut ya da somut olan ne varsa, her şey bir şeye doğru meyil ediyor ama bir şey zaten her şeyin içinde.
    --- spoiler ---
    cümle o kadar anlamsız ve belirsizlik ima eden kelimeler o kadar yoğun ki nereye çeksen oraya gidebilir. pastacılık ve beyzbol arasındaki ulvi ilişkili bir yazının sonuna koy sırıtmaz o derece.

    son olarak ise benim gibi üşenmeyip, hem yazara mesaj atan hem de bu başlığı dolduran felixis'e teşekkürlerimi sunuyorum.
  • bilimselliğin b'sinden haberi olmayan, ego yüklü bir bomba imiş.

    arkadaş ya okuduğunu anlamıyor, ya da anladığı halde bilimi böyle istediğin gibi eğip bükebildiğin bişey sanıyor. güneş fırtınası resmi koymuş bir tivite, bu güneş fırtınasından bir iğne ucu kadar dünyaya gelseydi 145 km uzağa kaçmamız gerekirdi, gibi bişey yazmış. eyvallah. kaynak sordum, 145 km hesabının kaynağı nedir diye. başka bir tivitini çıkarttı, stefan boltzmann law ile hesaplanıyor, 1 mm3 hacim aldım, güneş parçası da 16 milyon kelvin sıcaklıkta demiş. buna da abartıyor diyen bir twitter kullanıcısı için "benden öğreneceğiniz son şey bilgisizliğinizin cevabı..." vs vs diye saçma sapan egomanyak bir şekilde cevap vermiş hatta.

    neyse, o sırada ben girdim, dedim ki, güneş fırtınalarında sıcaklık 16 milyon kelvin değil, çok daha düşük, 2.7 milyon kelvin filan. buna link de verdim tivitte. sonra nerden olduğu belirsiz bir ekran görüntüsü alıp, belki de yanlış anlaşılma burdan kaynaklanıyordur demiş -ki verdiği ekran görüntüsünde kendisinin en başta söylediği gibi bir güneş fırtınasından bahsetmiyor. bir mm3 güneş parçası diyor. sıcaklık için de güneşin çekirdeğinin sıcaklığını alıyor ve onun için de bana kaynak veriyor. e işte verdiğin kaynak beni doğruluyor dediğimde ise "tamam sen o değeri al" diye tam bir ergen atarı yapıyor. bilimsellik bu değil, dediğimde d ebeni blokluyor. "benden öğrenecekleriniz bu kadar" vs diyerek. yani hem hatalı, hem hatayı kabul etmiyor, üstüne bir de başkalarına ego yüzünden beni eleştiriyorlar vs diyor bir de üstüne utanmadan.

    en başlarda şaşırıyordum ya bu kadar bilim cahili bir insanın nasıl 25 bin takipçisi var diye ama basit aslında, insanlar duymak istediklerini söyleyenleri dinliyor nihayetinde. az biraz kulağa bilimsel gelen şeyler, biraz bayrak, biraz din, biraz mevlana. sonra süper kendine güvenen bir imaj. yanlışsın arkadaş diyene "egonuz var ama" diye söylenen bir bomba çıkıyor karşınıza. hop sana memleket popüler bilimcisi. tam memleketin ağzına layık.
  • tartışmasız twitter'ın en iyi, en kaliteli hesaplarından biridir. çok zor konuları, herkesin anlayabileceği basitlikte, ilgi çekici bir üslupla anlatır. floodları efsane, çektiği uzay fotoğrafları şahanedir. çoğu fenomenin yaptığı gibi takipçiyle arasına duvar örmez. yukarıdaki gibi ateistlerin saldırmasına bakmayın, bizim memlekette meyve veren ağacı taşlıyorlar işte.