şükela:  tümü | bugün
  • taşınma yiyeceği bu.
  • kafamı dağıtmak istediğimde açıp okuduğum başlık. durup duruken kim bu lahmacun entrylerime şukela veren diyordunuz ya o işte benim. öyle fazla boğazına düşkün biri de değilimdir ama o kadar strong bir presence var ki bu lahmacunda sadece başlığını okurken bile bütün diğer düşünceleri yok ediyor.
  • taşınma yiyeceği olmasının yanında badana zamanlarının da aranılan yiyeceğidir.
  • dünyanın en lezzetli yiyeceği değildir de nedir kardeşim?

    bundan daha lezzetli ne olabilir? iskender, mantı, börek, somon füme, portakallı pekin ördeği, havyar? maalesef hiçbiri içine makul miktarda maydonoz ve soğan konmuş, pulbiber ve sumak dökülmüş, az biraz da limon sıkılmış dürüm şeklindeki lahmacunun tadına yaklaşamaz.

    resmen insan aklının zirve noktasıdır lahmacun. lahmacunu bulduktan sonra zaten dünya medeniyetleri için yapacak bir şey kalmamış, topluca çöküşe geçilmiştir.
  • çocukluğuma, birçok anıma eşlik eden yiyecek.

    daha 7-8 yaşlarında iken dedem sağolsun kebapçıda açık hesabım vardı. küçükken en sevdiğim yiyecekti anlaşılacağı üzere. o minnacık bünyeyle haftada en az 10 lahmacun yerdim amk. hiç mi hiç bıkmadım. olumsuz tat koşullanması denen garcia zımbırtısı da sağolsun beni hiç bulmadı ve ben yemeye devam ettim. arada mahalledeki en sevdiğim çocukları da toplayıp gidiyorduk. ziyafet çekiyorduk amk. * hepsi de para ödemeden elimizi kolumuzu sallayarak nasıl çıktığımıza dumur oluyorlardı. hatta beni illuminati'den sananlar da olmuştu ama onlara siktiri çekip bi daha lahmacun ısmarlamamıştım falan. yok lan biliyordu hepsi dedemi.

    neyse o değil de üzerinden 19 sene geçmiş o kebapçı hala açık. geçen gün önünden geçerken anılarım canlandı bi anda. bi 25 metre kadar geçmişken geri dönüp dükkana adım attım. kasada yine halil abi vardı. demek ki daha ölmemiş. beni görür görmez elindeki meşguliyeti bir anda savuşturup bana tüm içtenliğiyle gülümsedi. beni tanımıştı amk. kaşlarımı kaldırıp tanımamazlıktan geldim. daha fazlasını istiyordum. beni zaman makinesine alıp yaklaşık çeyrek asır geriye atabilecek potansiyel vardı bu herifte. o gülüşünde yakalamıştım onu. cidden de öyle oldu; sonra çok hoş bir sohbet ettik, küçüklüğümden bahsetti, dedemi falan sordu. yaşadığını öğrenince sevindi falan.

    üzerine 3 tane acılı lahmacun gömdüm. istinaden elimi, yüzümü akıp geçen zamanla yıkamanın verdiği sevindirik ruh haliyle kasaya yöneldim. halil abi, elimi cüzdana attığımı görünce ters bir bakış attı ve kinayeli bir dille terbiyesizlik yapma diyerek güldü. cüzdanı yerine bıraktım, hiç olur mu öyle abi falan demedim. bilirsin bir daha ki sefere tek gelmem dedim. güldü, başımın üzerinde yerin var aksi dedi. eyvallah abi dedim.

    hayatta satın alamayacağım bir mutlulukla, karnım tok, sırtım pek bir şekilde oradan ayrıldım. kikir kikirdim.
  • lahmacun a turkish pizza diyenlerin ağzına odunla vurmak isteyenlerin artık birleşip bir dernek kurmaları gerekiyor. bu kadar kendine özgü ürünleri yabancıların bilmemnesine benzetmeye merak bir milletin çocukları olarak geç bile kaldık.
  • yeni taşınılan her evin ilk günü ortalık dağınık olduğu için dışardan söylenip o evde yenen ilk yemektir.
  • güzeli gerçekten güzel, kötüsü gerçekten kötü olan bir yiyecek.

    şaka maka inanılmaz tespitler yapabiliyorum şu an bunu farkettim, ne kadar komplike, ne kadar akıl sınırlarını zorlayıcı...
  • perran kutman ın, tarık akan la bir sahnesi vardı sevgili dayım filminde.

    -lahmacuncuu bize 5 lahmacun
    * ben yemem
    -biri kalsın
    işte lahmacun böyle şahane bir şeydir.*
    haa birde aklıma gelmişken, arasına ne bulduysa dolduranlar, siz de aşırısınız fakat sevimlilikte değil. bu son dediğim çok ibretlik cidden.