şükela:  tümü | bugün
  • islam'ın istediği şey laiklik değildir, islam devleti çatısı altında müslümanların kendi hukukunu rahat uygulaması aynı zamanda bu hukukun gayri müslimlere dikte edilmemesidir.

    şöyle ki islam, kur'an'da sana "öldürene kısas yap" diye emrederken bir emir verir. bu gibi emirler islam'ın devletleşmesi gerektiğini gösterir, zira devlet yokken bu cezalar uygulanmaz.

    ama aynı kur'an müslüman olmayanlara hukuk dikte etme konusunda hassas, böyle bir girişimi yok. maide suresinde yahudiler hakkında şöyle der: "onlar arasında ister hüküm ver ister hüküm verme." yani onların davalaşmaları arasında hüküm verme zorunluluğun yok, eğer verirsen de tevratla da verebilirsin kuran'la da. nasıl istiyorlarsa.

    bu laiklikten farklıdır. laiklik sisteminde devlet müslümanların elinde olmadığından islami bir kanun sisteme geçemez. ama islami devlet modelinde hem islami bir kanun sisteme geçer hem de müslüman olmayanlara din özgürlüğü sunulur.

    medine anayasası bunun örneğidir. açın okuyun, peygamber yahudilerle birlikte anayasa yaptı. anayasada islam'ın üstünlüğü hissediliyordu. ama yahudilere karışma olmadığını onların ayrı mahallelerde yaşadığını görüyoruz.

    islam'ın devletin üst kademesinde olmasının emrinin biraz da "böyle olmadığı takdirde bize kendi hukukumuzu uygulamaya da izin vermezler" endişesi fikrindeyim. boş da bir endişe sayılmaz takdir edersiniz ki.

    "bu model uygulanıyor mu?" ben uygulanıp uygulanmamasını bilmem. sadece kur'an modelini söylüyorum, pratik ise insanların elinde.
  • • siyasal anlamda türkiye’de varoluş biçimiyle islam dini, ezici çoğunlukla baskıcı ve ötekileştiricidir. yanlış anlaşımasın: bunun bir örneği ramazan ayında oruç tutmayanın saldırıya uğraması değil; bunun en güzel örneği ramazan ayında oruç tutmayan saldırıya uğrarken müslümanların bu olaya tepki vermemesidir. siyasi yönüyle din, asıl bu yönüyle söz konusudur.

    • laiklik, din ve devlet işlerinin sadece ayrılması değil; devletin tüm bileşenleriyle din ve benzeri inanç sistemlerine karşı kör olması demektir. gökyüzüne tapanla ineğe tapan arasında taraf olmamasıdır.

    • laiklik, laiklikliği savunanlar tarafından yanlış anlaşılmıştır. çok değil bir kaç yıl önce “siyasi figürdür” denilerek kamusal alanda türban yasağı savunulurken şu an dikkat ederseniz gündemde bile değil. neden?

    bu tür tartışmalar ve bu bakış açısı dikkati böyle içi boş bir konuya çekerek asıl problemi hasıraltı etti de ondan: siyasal islamın resmi ve gayri resmi örgütlenmesi.

    • laiklik sadece din ile alakalı düşünülmemelidir. bir ülkede polis eşinden dayak yiyen birisini tembihleyip eşiyle tekrar barıştırıyorsa, o toplumda hukuk değil, gelenek hüküm sürüyordur.

    bunu daha basit ifade edelim. toplumun kurallarıyla devletin hukuku bir çok konuda taban tabana zıttır. bunun bir örneği tecavüze uğrayan kişinin tecavüzcüsü ile evlendirilmesidir. burada aileler bir araya gelir ve “en iyi çözüm” olarak toplumun kurallarını çiğneyen iki kişiden onları evlendirir ve tekrar toplumsal dahil ederek onlardan kurtulur. evet, bu kurallarla toplum kendini korur. böylece isviçre’den aldığımız medeni kanun da üstümüze oturmaz, bir beden büyük gelir.

    • muhalif bir görüş, kültür ile hukuk arasındaki bu uyumsuzluğu gördüğü ölçüde başarılıdır.

    • laiklik eğer yanlış anlaşılıyorsa, ilk olarak onun savunucularına bakmak gerekir. yoksa “aslında laikler de müslüman olabilir, ötekileştirmeyelim” demek türkiye’de denize yakın herhangi bir kasabanın çay bahçesinde oturularak yandaki masadan dinlenebilir bir önermedir. :)
  • bu ülke mustafa kemal atatürk'ü anlayamanlarla dolu laikliği nasıl anlamalarını bekliyorsunuz?
    şahsen ben gram beklenti içerisinde değilim.
  • türkiye'de tam bir sekülerizm olmadığını hükmetmeye çalıştığınız insanların diyanete verdikleri vergiler nedeniyle anlamanız gerekir. bu kişilerden biri olarak zerre umurumda değil. isteyen ibadetini evinde ya da kendi finanse ettiği merkezlerde yapabilir lakin ben neden buna katılmak zorundayım? mesela ateistim, mesela hristiyanım, mesela yahudiyim. neden diyanete vergimle ödeme yapılıyor ve neden diyanet sadece bir dine hizmet ediyor?

    emre kongar demokrasimizle yüzleşmek kitabından, okuduğumda resmini çekmiştim duygularıma tercüman olduğu için. konuyu özetler. islamı kendi istediği gibi herkese yaşatma hakkına sahip olduğunu düşünenlere gelsin.

    islam dinine içeriden bakmak ve dışarıdan bakmak

    "sonuç olarak islam'a dışarıdan bakmak ve içeriden bakmak arasında çok fark var. dışarıdan bakan, onu farklı ve saygı duyulan, birlikte yanabilecek bir kültür olarak algılayabilir. her kuralına müsamaha ile bakabilir; kendi açısından haklıdır da.
    nihayet karşısında farklı bir inanç, farklı bir kültür ve ona göre yaşayan insanlar vardır ve elbette bu insanların tercihlerine yaşam biçimlerine saygı göstermek gerekir.
    ama içerideki için yani müslümanlar için, eğer demokrasi ve laiklik yoksa, durum çok farklıdır.
    ülkeyi islam adına yöneten siyasal otoritenin belirlediği kurallar, doğrudan doğruya insanların onların nasıl giyineceğine, nasıl davranacağına, nasıl yaşayacağına ilişkindir.
    tepedekilerin fetvaları bütün yaşamı düzenler ve o kurallara uygun yaşamak istemeyenler için bir karabasan oluşturur. bu bakımdan laiklik, sadece dinler arasındaki eşitliği değil, müslümanların totaliter yöneticilere karşı özgürlüğünü de güvence altına alır.
    o bakımdan içeriden bakanlar açısından türban gibi, günlük yaşamda dayatılan bütün islami kurallar, totaliter bir yaşamın belirtileridir.
    sanıyorum, batı'nın, 2000'li yılların başında türkiye'deki laiklik ve demokrasi mücadelesine ilgi göstermemesinin nedeni budur. "