şükela:  tümü | bugün
  • aşırı ve kökten dinciliğin,dinsel fanatizmin,tutuculuğun,mezhep ile inanç ayrımcılığının ve dini gericiliğin panzehiri.aydınmacılığın ve ilericiliğin olmazsa olmazı.demokrasinin de tabir-i caizse nazar boncuğu.ancak insanın yatak odasına varıncaya kadar müdahil olan,siyasete-ticarete bile burnunu sokan,kadın-erkek eşitliğinden tamamen yoksun,yarattığı hukukla insan haklarına taban tabana zıt,reformdan uzak islam dinini ehlileştirmekte zorlanabildiğinden daha çok desteklenmeye,sahip çıkılmaya ihtiyacı vardır.en azından gelişmiş bir demokrasi isteyenlerin.
  • ruhban sınıfının gaip adına gasp ettiği iktidarı geri almaktır.
  • --- alıntı ---

    according to an analysis of the constitutions of 166 countries around the world, only 27 use the term “secular” when defining the state.[23] as many as 13 out of 46 muslim-majority countries, meanwhile, use the term “secular” to define the state in their constitutions.[24]

    [23] fox, jonathan. 2011. "out of sync: the disconnect between constitutional clauses and state legislation on religion." canadian journal of political science 44(1): 59-81.
    [24] kuru, ahmet t. 2009. secularism and state policies toward religion: the united states, france, and turkey. new york: cambridge university press. 259-260.

    --- alıntı sonu ---

    kaynak: kuru, ahmet t. 2013. policy brief: muslim politics without an "islamic" state: can turkey's justice and development party be a model for arab islamists? brookings doha center.

    ana tema:
    (bkz: siyaset bilimi/@derinsular)
  • amaçlamıyor olsa da bazı durumlarda dini koruyan ilke. laikliğin tam hakim olmadığı devlet yönetimleri, çoğunluğun inandığı dini inançlara tavizler verebilir. ve hatta devlet kendi sürekliliği için toplumdaki baskın dinin kurallarına küçük eklemeler/çıkarmalar yapabilir. şüphesiz ki devlet yönetimini kolaylaştıran dinler olduğu gibi* devlet yönetimini zorlaştıran* dinler de vardır. laikliğin doğuşu da hemen hemen bu sebeplerdendir.
  • aptalların toplumda -olması gerektiği gibi- pasif kalmasını sağlayan ve insan beyninin tersine evrime uğramasını engelleyen kavram.
  • bize ilkokulda öğretilen tanımı yapılabilecek en doğru tanımlardan biridir. laiklik "din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır." en azından bu tanım "laiklik inanç özgürlüğüdür" tanımından çok daha doğrudur.laik bir sistemde din devlete karışamaz ancak devlet gerektiğinde llaikliği korumak için dine karışabilir. bu da laikliğin temel felsefesi ile alakalıdır. böyle olmasında bir yanlışlık yoktur.

    bu gün laiklik inanç özgürlüğüdür dense de aslında inanç özgürlüğünden önce din ve devlet işlerinin ayrılması gelir. burada laiklikin çıkış noktasına bakmak gerekir. laiklik belki de insanoğlunun en önemli icatlarından birisidir. yükselen aydınlanma hareketi sebebiyle din kurallarına dayalı bir sistemin yürümeyeceği anlaşılmış ve laiklik düşüncesi ortaya çıkmıştır. laikliğin amacı ise dini devlet yönetiminin dışına, kişinin kendi dünyasının sınırları içerisine hapsetmektir. ruhban sınıfını yönetimden uzaklaştırmak amaçlanmıştır.

    laiklik ortaya çıktığında hristiyanlar dinleri yaşayamıyor, kiliseye gidemiyor, ibadet eden hristiyanlara baskı uygulanıyor falan değildi. laiklik baskı gören; inançlarını, ibadetlerini özgürce yaşayamayan hrsitiyanları özgürlüğe kavuşturmak için ortaya çıkmamıştır. öyle olsa idi laiklik inanç özgürlüğüdür diyebilirdik. aksine dini bir siyasi baskı aracı olarak kullanan ruhban sınıfını yönetimden uzaklaştırmak için ortaya atılmıştır laiklik düşüncesi.

    kısaca söyleyebiliriz ki laikliğin esas amacı dinin devlet yönetimi üzerindeki etkisini yok etmektir. inanç ve ibadet özgürlüğü daha sonra gelir. ayrıca laik bir sistemde ibadet özgürlüğü de sınırsız değildir. kaldı ki laik anayasalarda laik düzeni korumak ve özgürlüklerin kötüye kullanılmasını önlemek amacıyla da ibadet özgürlüğüne sınırlama getirilmiştir ve olması gereken de budur.

    olaya türkiye ölçeğinden bakarsak da durum pek değişmeyecektir. 1923 devriminin temel felsefelerinden birisi de dini devlet yönetiminden uzaklaştırmak idi. yoksa ülkede müslümanlar ibadetlerini yapamıyor diye getirlimedi bu ilke.
  • naber cemaat?

    laiklik lüzumlu bir şeydir.

    ortaçağ karanlığında kesesini doldurmuş, topraklarını genişletmiş ve hatta kendi kara hukuk sistemini yaratıp engizisyonlar ile bunu dayatmış katolik kilisesine karşı verilen bir iktidar savaşının ideolojisidir, laiklik. tanrının değil insanların egemenliği ile ilgilidir ve çeşitli reform hareketlerinin de etkisiyle erk, tanrıdan krallara ve oradan da tebaasına geçmiştir. tabi bu birkaç yüzyıl süren uzun bir süreç.

    türkiye özelinde ise ülkenin en büyük mali kaynaklarına sahip kurumlarından biri olan diyanete karşı bu kaynakların halka her türlü inancın finanse edilmesinin önünü açacak şekilde savunulması gereken bir fikirdir. üstelik maddi gücü bulmayı başarmış bu kurum çeşitli fetvalar vererek, kutlu doğum haftaları yaratarak vs ideolojik bir hareket alanı da açıyor kendisine ve maddi gücünü manevi güce çevirerek iktidara destek ve hatta ona ortak oluyor.

    bugün laiklik tartışmasının içki, sigara, çıplaklık gibi boş tartışmalar üzerinden yürümesi türkiye cumhuriyeti hükümetlerinin muhteşem bir taktiğidir. gerçekte iktidarın sadece ve sadece halka ait olduğu gerçeğini çarpıtan, tanrı fikrinin hayatlarımızın üzerine gölge düşürmesini ve bu gölgeden nemalanan ruhban sınıfına (ki günümüzde bunlara eklemlenmiş siyasetçi, tüccar vb) karşı savaş verilmesi gerekliliğinin bir özeti olan laiklik maalesef daracık bir tartışma sahasına sıkışmıştır. aynen sınıf tartışmalarının anlamsız gündemlerle eriyip yok olması gibi.

    bu yüzden her şeyin yozlaşıp birbirine benzediği, herkesin her şeyleştiği bir dönemin de muhteşem bir metaforu olarak düşünülebilir laiklik.
  • "laiklik" kelimesini ilkokul zamanlarımdan hatırlıyorum. sosyal bilgiler, tarih kitaplarında geçer, "din ve devlet işlerinin ayrılması" diye ezberlettirilirdi. sosyal demokrat bir ailede büyümeme rağmen böyle ezberleyip geçtim laikliği. ne olduğunu biliyordum ama bir kelime ve bu kelimenin bir cümlelik tanımından ibaret oldu hep.

    şimdi düşünüyorum, benden önceki nesil, benden sonraki nesil, hep bu tanımla büyüdü. sınavda çıkarsa, hemen yapıştırdı "din ve devlet işlerinin ayrılması" diye, puanı kaptı. atatürk ilkelerini sayınız dendiğinde yazdı hemen. ama kimse çıkıp da bize, laikliğin ne olduğunu gerçekten anlatmadı. devlet laik olmazsa nasıl sorunlar çıkacağından bahsetmedi, kavramı benimsetmedi. sıkıcı hale getirilmiş, içi boşaltılmış, eleştirel yaklaşılmayan tarih derslerinde papağan gibi ilkeler saydık. ne inceledik, ne analiz ettik, ne eleştirdik. atatürk'ü putlaştırdık, tarihin bokunu çıkarttık, üzerinde o kadar kafa patlatılmış kavramlara hakettikleri değeri vermedik. ne eğitim sistemi bizi buna teşvik etti, ne öğretmenlerimiz.

    demem o ki, biz laikliği ne anladığımız, ne de anlatabildiğimiz için, "bunlar laikçi" diye ortada dolanan tipler türedi. siz kendi savunduğunuz inancın, kavramların koruyucusu olmazsanız, o kavramların düşmanları ortaya çıkmaya başlar. biz "laiklik" kelimesinin içini dolduramadık, onlar doldurdu. "laiklik" denen kavramı "din düşmanlığı" gibi gösterdiler. laik ailelerin kızlarını teşhirci, babalarını alkolikmiş ve hepsi de dinsizmiş gibi etiketlediler.

    şimdi olanlar ise malumunuz. uygulamalı laiklik dersi alıyoruz. bir musibet bin nasihatten iyidir derler. göz göre göre öğreniyoruz laikliğin ne olduğunu, olmazsa sonuçların neler olacağını. "din" her şeye geçirilen bir kılıf oldu. ne yapmak istersen iste bir ucunu dine bağlayabiliyorsun. maalesef halkımız bu şekilde kodlanmış. elinde güç olan kişi din kozunu kullanarak istediğini yaptırabiliyor. bu da iktidara sonsuz bir güç sağlıyor. sonuçta din odaklı yasaklar gelyor, diğer inançlar önemsenmiyor bile, kökte yatan din, mezhep kavgaları yüzünden teröristlerle ilişki kuruluyor, militarizm besleniyor, bombalar patlıyor, insanlar kömür oluyor, egemen dinin taraftarlarına ihaleler peşkeş çekiliyor, cemaatler semiriyor vs.

    sonuçta suçluyuz. içi boş, ezberci bir nesil yetiştirdik. o neslin suçu yok, suç bu çarpık eğitim sistemine, öğretmeyen derslere, anlatmayan kitaplara ses çıkarmadan çocuklarının büyümesini seyredenlerde. evladı her 90 aldığında sevinip de "aman olaylara karışma" diyenlerde. üniversite tercihleri sırasında, çocuğunun tercih listesini mezun olunca kazanacağı paraya göre oluşturan her veli suçlu. göz göre göre, paraya ve maddeye mahkum bu sistemin içine, bu sisteme uyum sağlayacak çocuklar yetiştirip atan anne babalar suçlu. yanındaki eşine, dostuna, onların evlatlarına, akrabalarına, sözünün ulaşabileceği her yere derdini anlatmayan, düzeni değiştirmek için çabalamayan herkes suçlu.

    başbakanımıza katılıyorum. en az 3 çocuk yapmalıyız. gözümüz gibi bakmalıyız onlara ve bu dünyaya ait yozlaşmış ne varsa hepsinden uzak tutmalıyız. doğruluğun peşinde koşan, özgürlüğe aşık çocuklarımız olmalı. başka türlü bu kısır döngünün içinden çıkıp kurtulmamızın mümkün olduğunu sanmıyorum.
  • zaten yarim yamalak mevcuttu ancak artik turkiye'de pratikte varolmadigini soyleyebiliriz. hz muhammed'e hakarete hapis, porno sitelere yasak ve alkol kisitlamalariyla cahil islamci cogunluk ulkeyi islam cumhuriyeti'ne donusturme konusunda onemli yol aldi. su noktadan sonra kemalist azinlik yasam alanini koruyabilmek icin ne yapacak cok merak ediyorum.
  • dinin emrettiği yasa ile beraber ortadan kalkmıştır.