şükela:  tümü | bugün
  • reis çelik'in toplumsal bir tabuyu ve dahası kadını aşağılayan en büyük töre, adet sayılan küçük yaşta evliliği, çocuk gelinleri ele alma cesareti gösteren eleştirel film çalışması. filmde altmış yaşındaki bir adamın on dört yaşında bir çocukla evliliğini anlatılıyor. altmış yaşındaki adam ilyas salman tarafından canlandırılırken, çocuk gelini ise henüz on dört yaşında bir lise ilk sınıf öğrencisi olan dilan aksüt canlandırmakta. dilan aksüt, bölgede yaşayanlar arasında, yüzlerce kişi arasından seçilmiş bir kişi.

    ayrıca ilyas salman bu film ile yirmi beş yıl sonra ilk kez başrolde yer alıyor; kendisi bugün 61 yaşında. büründüğü karakter ve rol için "45 yıllık sinema hayatımda biriktirdiklerimi yansıtabileceğim rol altmış bir yaşımda kapımı çaldı. bende neyim varsa verdim. böyle bir rol oyuncunun eline ömrü boyunca bir kez geçer" diyor ki, haklı, sonuna dek.

    film, eksi on sekiz derecede ardahan'da şubat ayında çekilmeye başlanmış. yönetmen reis çelik kamerasını, öyküsünü ve yönetim becerisini kutsal sayılan gerdek odasına, namus, erken yaşta evliliğe çevirirken eleştiri ve sorgusunu kadın üzerinde biriken örf ve adet sayılan törelere ve erkek egemenliği üzerine yapıyor.

    filmle ilgili yönetmenin belirttiği bir diğer unsur ise tıpkı livaneli'nin bir önceki romanı son ada'daki gibi ne isim, ne zaman, ne mekan belirtilmesi ne de mezhep tanımlaması yapılmaması. bunun açıklaması ise yaşanan bu olayın tüm türkiye'de yer, mekan, zaman ve mezhep fark etmeksizin yaşanıyor olması.

    dört gözle montajının bitip vizyona girmesini bekliyoruz.
  • berlin film festivalinde dünya prömiyerini yapacak olan, merakla beklediğimiz film.
  • berlin'den ödülle dönmüş film.
    http://www.radikal.com.tr/…2&categoryid=82&rdkref=6
  • berlin'de odulu kazandiginda kendim kazanmis gibi sevindigim bir an once izlemeyi dort gozle bekledigim filmdir.
  • türkleri hayvan ile insan arası bir tür olarak gösteren bir başka festival filmi..

    ulan şu amına kodumun almanlarına yaranacaklar diye ne sattılar be memleketin insancıklarını..
  • 17. düzenlenen, filmfestival türkei/deutschland 2012 en iyi uzun metraj film ödülünü aldi.

    lal gece, ödülü almanya’dan yarismaya katilan yönetmen christian petzold’ün „barbara“ filmiyle paylasti.

    en iyi uzun metraj film ödülü disinda, filmin erkek oyuncusu ilayas salman, en iyi erkek oyuncu ödülünü ve kadin oyuncu dilan aksüt de en iyi kadin oyuncu ödülünü aldi.
    lal gece, üc ödülle festivalin en cok ödül alan filmi oldu.
  • 31. istanbul film festivali kapsamında bu akşam atlas sinemasında gösterilen film. filmi genel olarak beğendim. doğuda yaşanan töre olaylarını, bizi hiç de satmadan yansıtmış filmdir bence. başroldeki kadın oyuncu dilan aksüt her ne kadar zayıf kalmış gibi dursa da ilyas salman gibi,bence büyük, bir oyuncunun yanında sırıtmamıştır. yaşanmış, yaşanmakta ve malesef yaşanmaya devam edecek gibi duran töre olaylarını merak edenler için izlenesi bir film. öyle acı, acı, daha fazla acı modunda da değil. ironik komik bir yanı da var. ilyas salman'da yıllar sonra iyiki beyaz perdeye dönmüş. özlemişiz. bence aldığı ödülü de sonuna kadar hak etmiştir. reis çelik'in bu akşam da söylediği gibi "bizden bir film."
  • istanbul film festivali kapsamında izlediğim ve oldukça başarılı bulduğum film.

    reis çelik'in filmden sonra söylediği gibi; erkeğin ayıbıyla yüzleşmesi filmi.
  • 31. istanbul film festivali kapsamında dün gece türkiye prömiyeri yapılan film. gösterim sonrası halkımın hala ne kadar mahsun kırmızıgül sinemasına yakın durduğunu bir kez daha anlamama sebep olmuştur. zira son derece dikkatli, ajitasyondan uzak, sinemanın her şeyden önce bir görüntü sanatı olduğu bilgisiyle çekilmiş bir filmdi izlediğim. fakat soru-yorum bölümünde "bu filmde kadın aşağılanmış", "boğazımda hıçkırıklar var çok üzüldüm bu film beklediğimin tam tersi" "erkekler ezilmiyor efenim ne münasebet, kadın kadın kadın" diyen "o adam öyle olmaz vahşi olur vahşiii" diyen aydın izleyiciler beni benden aldı.

    --- spoiler ---
    hepimiz biliyoruz 13 -14 yaşındaki kızların gelenektir görenektir töredir diye dedesi yaşında adamlara verildiğini ve zifaf gecelerinde onlara acımadıklarını. bunu anlatmanın tek yolu o kızı o gece gözyaşları acılar ve kanlar içinde göstermek değil! reis çelik de öyle yapmamış zaten. bi kere 'ben kamerası' kullanımı çok yerindeydi.etrafı kızın kırmızı tülünün ardından, onun gözünden izleyişimiz, elleriyle, ayakkabılarıyla oynayışı, onun gözüyle gördükleri, korktukları zaten oldukça naif bi anlatım diliydi. oturduğu yerden kalkarken babasının terliklerini giyen küçük kız çocuğu gibi adamın ayakkabılarını ayağıan geçiriş imgesi filmin en başarlı sahnesi olabilir hatta! o altın renkli topuklu ayakabıları giyecek kız değil o, küçücük bir çocuk diye bas bas bağırdı o sahne.... kız gece boyunca adama hikayeler anlattırdı, kedi beşiği oynattı. çocuktu o çünkü, çocuk! yönetmen de bunu çok güzel anlatmıştı..

    --- spoiler ---

    filmden rahatsız olanlar 'kadınla erkeği bir tutmuş, asıl ezilen kadın değil erkek' diyenler ne söylediklerine dönüp bir baksalar mı acaba? burada erkeğin de kendi koşulları içerisinde mağdur bir erkek oluşu onları neden rahatsız etti? burada kadınla erkeği mağduriyet düzleminde eşit tutmak nasıl bir feminist söyleme karşıt düşünce oluşturabilir ki? hepimiz sistem mağduruyuz -ki erkekler daha mağdur bence; onları bu kadar vahşileştiren sonra da kadınlara karşı canavara dönüştüren de onların mağduriyetleri. sonra efendim 'neden feminizm yanlış anlaşılıyor, feminizm erkek düşmanlığı değil, cinsiyet eşitliği'! sizin gibiler yüzünden ! sen böyle bi filmde tutup 'erkekle kadını eşit göstermişiiiin' dersen höh derler sana. ilyas salman da yönetmen de konuşmalarında olaya insanlık boyutuyla yaklaştıklarını güzel güzel açıklayarak anlattıktan sonra 'erkekten bize neeee!' 'en çok kadın ve çocuk mağduriyetiiiii' demek faşoya bağlamak oluyor sevgili ablalarım.

    filme tek eleştrim kurgusunadır. özellikle başlangıçtaki sahneler arası geçişler fazla sertti. bazı kamera hareketleri de kontrolsüzdü zira ben kamerası yapılmış amma o ekstra titremeler filan gözümüzden kaçmadı. sağlık olsun. film ekibine başarılar diliyorum! eşcinselliğe değinmeden erkek mağduriyeti üzerine film yapma hevesimi kamçılamıştır!
  • önyargıyla gidip, öngördüğümden daha çok beğendiğim bir diğer film olmuş eser. izlenmeye, okunmaya değer.

    http://ustumegelme.wordpress.com/…ki-film-lal-gece/