şükela:  tümü | bugün
  • yaklaşık on gün önce prömiyerini gerçekleştiren songül öden in tek kişilik oyunu lal hayal. farklı yaş ve statülerden yedi kadına hayat veriyor. bu akşam da dasdas‘ta ikinci oyununu sergilemiş oldu ve ben de kendime bile şaşırdığım bir hızla oyunu seyretmiş oldum. aslında henüz ikinci oyun olacağı için tereddüt ettim, bir dahaki sezonu bekleyeyim iyice otursun dedim ama merakıma engel olamadım (niye oluyosam) ve riske atamadım. iyi ki de seyretmişim, ne olacak sezona tekrar giderim.
    oyunun yazarı sevilay saral, çok araştıramadım ama sanırım ya da bence direkt songül öden için yazmış bu oyunu. yani songül öden demiş ki böyle bir oyun oynamak istiyorum ve onun üzerine bu metin çıkmış ortaya. dediğim gibi uyduruyor da olabilirim, yanlışsa uyarın lütfen. neyse, metin güzel, karakterler başarılı, sadece daha derine inilmiş olmasını bekledim ben seyrederken, belki de ben inemedim derine. olabilir, nasıl ki bazı kitapları ilk okuduğunda giremiyorsun içine ama zaman geçip tekrar okuduğunda içinden çıkamıyorsun bu defa. onun gibi. yani demem o ki tek kişilik oyundan ve bir kadın hikayesinden daha çat çat bi’ şeyler çıkmalı. burda da çıktı ama çat’ta kaldı sanki.
    yönetmenler ezel akay ve aysel yıldırım. oyunun akışı, geçişi, bağı, dokusu çok iyi. ellerinize sağlık. en güzeli, en iyisi, muhteşemi de zaten songül öden. televizyonda sadece bir işinde izledim kendisini onun dışında semtte selamlaşırız arada. tam sarılmalık bir kız kardeş enerjisinde hep. burada öpücüklü kalp olacak. ses tonuyla, şivesiyle, jest ve mimikleriyle, bütün ‘kadınlarıyla’ herkesi hayran bıraktı bence bu gece. yedi sekiz oyun sonra hayranlık kat sayısını daha da arttırır bence. işte bu noktada yine metine bağlayacağım olayı sanırım, çünkü her şey bu kadar güzelken hüzün ve kahkahayı daha uçlarda yaşabilmemiz gerekiyorken yaşamadık. oyun onu istiyor yani. bunun da metinle alakalı olduğunu düşünüyorum. aslında direkt verebileceğim örnekler var ama spoiler vermemek için şimdilik yazmayayım. oyundan çıkalı altı saat oldu, git gide ısınıyorum oyuna. belki sabaha metni de severim:) velhasıl sade bir tiyatro seyircisi olarak saçmaladım bi’ şeyler. herkesin eline koluna sağlık.
    siz de ilk fırsatta gidin lütfen oyuna. hatta beraber gidelim. beğendiğiniz oyunu birden fazla seyretmek değişimi ve dinamiğini takip etmiş olmak güzel oluyor.

    edit: son bi’ şey sorup susucam,; mikrofon olmasa mıymış sanki. tıp.
  • bugün 7. amed tiyatro festivalini efsanevi hale getirmiştir.
  • dün akşam izleyip bayıldığım oyun.

    songül öden mükemmel oynuyor, ülkemizin bir köşesinden diğer köşesine hatta yurt dışında yaşayan türk kadınlarının da yaşadığı zorlukları traji komik, hüzünlü ve acılı bir şekilde anlatıyor.

    oyunu izlerken bir anda gülüp diğer yandan gözlerinizden yaş gelmesi muhtemel.
  • aynı oyuna belki 20 kez gittiğim oyunlar var. hastalık gibi duruyor değil mi? yok değil işte. o oyunun gereği o. gitmen gerekiyor o kadar. işte bu oyun da. yerini aldı bile. harika bir kadınsın songül.
  • songül öden iyi bir oyuncu olabilir ama metin iyi olmayınca olmuyor bu iş. ayrıca dansçıların kullanılış şekli gerçekten çok iyi ama oyuna katkısı tartışılır. bir yerde mükemmel oturuyor başka bir yerde fazlalık, bir sonrakinde "burada neden kullanmamışlar ki" diyorsun.

    bunun yanında dekor ve kostümde de cok kolaya kaçılmış hissi uyandırdı. sonuç olarak magazin programlarında pr çalışması yapılmasa bu kadar seyirciye ulaşamayacak bir oyundu.