şükela:  tümü | bugün
  • kodum mu oturturum bakışlı kadın..
    bu sene ankara hukuk'ta eşya hukuku derslerine giriyor kendisi a sınıfında..
  • orgencilerine kok sokturmeye and icmistir kendisi. ankara hukuk'ta ogrenciler tek ve cift numaralara gore iki sinifa ayrilir, su anda nasil bilmiyorum ama eskiden lale sirmen cift numaralara esya hukuku dersi verirdi; ancak lale sirmen'in yuzunden cift numaralardan kimse esya hukuku dersini gecemeyip yigilinca insafa gelip lale sirmen'i tek numaralara vermislerdi.

    ote yandan, yigidi oldur hakkini yeme, iyi hocadir, sınavlarda kanırtsa da, dersinden adam gib ogrenerek gecersiniz.
  • sedat sirmen'in annesidir.
  • sedat sirmen'in annesi olduğu doğrudur ama ali sirmen'in eşi olduğu yanlıştır. bu çok yapılan yanlıştır. eşi show tv'nin eski ankara bölge müdürüdür.
  • dersi anlatırken bir kısım insanlar gibi "kitabı önüme açayım, sandalyeme oturup mikrofona doğru kitabı okuyayım" gibi bir zihniyete sahip olmayan,öğretmek için gayet uğraşan ve insanlara eza vermek için bir çabası olduğuna inanmadığım kişi.
    derse benden sonra girmeyin, devam zorunluluğu yok madem boşu boşuna derse girip sonra konuşup beni rahatsız etmeyin gibi basit istemleri olan,hakkındaki efsaneleri dinleyip peşin hükümlere varmaktansa muhatap olup sağlıklı bir fikir edinmenin daha doğru olacağını düşündüğüm kimse
  • işittiğim tüm eleştirilere rağmen karşılıklı önyargılarımızı yıkmayı başarabildiğimizde aslında güçlü bir ahlak anlayışına, kültür birikimine ve kendi ifadesiyle ihtiraslı bir kişiliğe sahip olduğunu gördüğüm, aslında onun da bizi sevdiğini düşündüğüm, başarılı, disiplinli ve cok cok iyi ders anlatan, keşke ikinci dönem de o gelse dedirten eşya hukuku hocam.
  • zannımca hukukçu olmak için gerekli vasıfları barındırmayan kişidir. kendi alanında iyi bir öğretim görevlisi olabilir ancak hukukçu değildir. çünkü; kanımca hukukçu olmak aynı zamanda türkçeyi de iyi kullanabilmeyi gerektirmektedir. bir insan "underestimate etmeyin" tarzı ingilizce-türkçe melezi cümleleri rahatsız edici derecede fazla kullanıyorsa bu o kişiyi bilgili göstermekten ziyade gülünç duruma sokar. ikinci olarak, bir hukukçu hiç şüphesiz ki objektif olmak ve mümkün olduğunca fanatik düşüncelerden uzak durmak zorundadır. oysa lale sirmen, eğitim verdiği bilkent üniversitesi hukuk fakültesindeki öğrencilere "arabalı zengin aptal" sıfatlarını pek güzel yamayabilmiştir. bununla da yetinmeyip ankara hukuk vs. bilkent hukuk hakkındaki düşünceleri, ortaokul sıralarında yapılan rock-rap kavgasını aratmayacak sığlıkta olmakla birlikte, kendisinin ne derece objektif olabildiğini de göstermektedir.
    bunun dışında disiplini sağlamak adına öğrencileri böcek gibi görmek gerekmediği, disiplinin karizmayla da sağlanabildiği, "türkçe"nin nasıl tonlanması ve konuşulması gerektiği, önemli olanın öğrenciyi dersten nefret ettirmek değil öğrenciyi kazanmak olduğu, bilgili olduğunu göstermek için yarı ingilizce yarı türkçe konuşmak gerekmediği hususlarında turgut tan gibi eşsiz bir örnek varken kendisinin bu konularda isminin anılmasını gayet de gülünç bulmaktayım.
    diyeceksiniz ki sen kimsin de bilmem kaç yıllık profesörün hukukçuluğunu tartışıyorsun? bravo! doğru cevabı bildiniz, lale hanım da aynen bu şekilde cevap verir ve antitez üretmek yerine bizden bir basamak yukarda, o kürsüde oturmanın verdiği forsu kullanarak bize haddimizi bildirirdi.
  • vakti zamanında fakültenin* önünde top oynayıp eğlenirken renault 12'sine top gelecek endişesiyle bizi kovalamaya kalkmış bir kimsedir.

    zannımca kendisinin bir tür demir lady olduğunu düşünmektedir. ankara hukukun maggiesi.
  • eğer ilk kadın cumhurbaşkanımız olursa istiklal mahkemeleri kurup rastgele seçilen insan yığınlarını eşya hukukundan bırakacak hanımefendidir. bakkal, doktor, mühendis...kimsenin kaçışı olmayacak! musa'ya da gülmüşlerdi. sizi uyarıyorum!
  • ankara hukuk eski dekanıdır. ankara hukuk mektebinin bir zamanlar öğrenci numaralarının tek veya çift rakamla bitmesine göre a ve b sınıflarına ayırdığı öğrenciler, b sınıfına düşüp de lale sirmenin gazabına uğramadan okulu bitirmeyi düşlerken, a sınıfında kendilerini bekleyen metin gündaydan nasıl sıyıracaklarının hesaplarını yaparlardı.