şükela:  tümü | bugün
  • andre breton'un nadja ile beraber en onemli kitabi. (bkz: surrealist edebiyat) (bkz: otomatik yazin)

    1937'de basilmistir. turkceye ise ismail yerguz cevirmistir. dost kitapevinin cikardigi kitap 123 sayfadir.
    turkce ismi cilgin ask ing: mad love
  • frenkce: mantiksiz ask.

    kavram aska dissal bir hata halinden ziyade aska ickin, askin olmazsa olmaz bir cilginlik hali, bir aptalligi oldugu tasavvurundan bahseder. iyi arkadasa kulak vermek lazim gelir
  • isminden sanılabileceği gibi asla materyalist, rasyonel, fiziksel, insani ya da ruhani bir aşk hikayesinden bahsetmeyen aslında aşktan da bahsetmeyen kitap. hayatın herhangi bir anı ya da anlarından ibaret olabilecek, bütünlüklü olmaktan yoksun, imgelemlerin bize gördürdüğü herşey aşka dair olabilir der kitap.
  • zıt kutupların yaşadığı aşk. bir mıknatısın iki yüzü, hem delicesine kendisine çeker hem de iter.
  • yves saint laurent'in moda dünyasındaki yükselişi ve sevgilisi pierre berge ile olan ilişkisinin anlatıldığı film. 2010 yapımı olduğu için 2008'de ölen yves saint laurent'in görüntüleri kullanılmış ama onun dışındaki oyuncular kendini canlandırıyor. buyrun bu da trailer:
    http://www.imdb.com/video/imdb/vi4129332505/
  • kitabın anlaşılması gerçekten güç. kullanılan metaforları, yapılan göndermeleri anlamakta zorluk çektiğimi belirtmeliyim. ama kitaptaki fotoğrafları anlamayı geçtim, altındaki açıklamalar da çok yetersiz geldi. örneğin; kristal taşların olduğu bir fotoğraf var ve kitapta bulunduğu kısımla hiç ilgisi yok. altındaki tek açıklayıcı cümle ise: oturduğum ev, yaşamım, yazdıklarım... nasıl yani? o taşlarla yazarın yaşantısının ne ilgisi var? entelektüel birinin bile bunu açıklayacağını, şu şu imgeler kullanılarak anlatmış diyeceğini sanmıyorum. ya da fazla mı cahilim? *

    öte yandan hakkını teslim etmek gerek; kitabın dördüncü bölümü en anlaşılır ve keyifli kısmı. salvador dali'yle başlayan sürreal maceram andre breton'la devam etti. sanatçıları anlamak zor üstadım.

    --- spoiler ---

    bir temas, hatta bizim için temas bile olmayan bir şey, sezginin tek bir dalıyla irade dışı bir temas dışımızdaki ve içimizdeki bütün çayırı titretir.

    --- spoiler ---
  • jacques rivette'in yönettiği 1969 yapımı film. aynı yıl sutherland trophy'yi kazandı.
  • "olmuş olanın hiç önemi yoktur, göz kamaştırıcı olan bekleyiştir."

    andre breton dünyaya nadiren sığıyor.
  • ayni isimli francoise hardy albumunden bir sarki.

    madame la comtesse
    venez vite, le temps presse :
    ıl vous attend
    madame la comtesse
    venez vite, le temps presse :
    ıl vous attend
    pour un dernier hommage...
    armez-vous de courage
    faites semblant...

    sa blessure est mauvaise
    et ne nous en déplaise :
    c'est sans espoir...
    sachez que son altesse
    se meurt mais n'a de cesse
    de vous revoir...

    votre calèche est avancée
    et votre cocher a reçu les instructions...
    monsieur le comte ?
    ıl dort encore !
    on saura quoi lui dire à son réveil,
    si vous n'êtes pas de retour...
    n'ayez crainte...

    dépêchez-vous madame
    car c'est vous qu'il réclame
    - eperdument -
    l'ultime désir de l'âme
    met du baume sur le drame
    du dénouement...

    sa beauté, sa jeunesse
    riches de tant de promesses
    etaient à vous...
    seriez-vous insensible
    a l'amour impossible
    a l'amour fou ?

    on se sait pas,
    non, on ne sait pas s'il s'agit d'un duel,
    d'une balle perdue
    ou d'un suicide...
    personne ne sait... personne n'est au courant
    hormis quelques fidèles...
    dépêchez-vous madame,
    ıl va bientôt mourir
    et veut vous trouver belle une dernière fois...
    vous l'êtes, vous l'êtes, vous êtes superbe !
    personne ne dira rien,
    personne ne saura rien !
    n'ayez crainte !
  • "dilerim çılgınca sevilirsiniz" diyen andré breton kitabıdır. ülkemizde çılgın aşk adıyla bulabilirsiniz.

    kitabı neden okumalı? elbette andré breton üslubunun çekimine kapılmak, cümlelerin farklı tatlarını damağınızda hissetmek için...
    sürrealizmin değerli, sembolik metinlerinden biridir. kitabı türkçeleştiren şöyle demiş: "breton'un arayışındaki ışıltılı ve ezeli bir kavşak noktası"

    "ama makul ve makul olmayan ayrımı öteki insanlara olduğu gibi bana da kabul ettiriyor kendini. dış yaşamın akışını benim kendi manevi bireyselliğimi oluşturan şeyden bağımsız tutma gereksinimiyle onlardan kaçtığım falan yok ve benim dışımda oynayan sahneyi her dakika kendi özel yeteneklerime göre yansıttığımı kabul ediyorsam da bu sahnenin sanki birdenbire sadece benim için hazırlandığı, görünüşte sadece benim hatırladığım eski tanıma uygun olmaktan başka bir nitelik taşımadığını kabul etmek çok tuhaf bir biçimde zor geliyor bana."

    "keşfin, ilk kaşiflerin karaya ayak bastıklarında yeni bir toprağın görüldüğü anın, falanca bilginin o zamana kadar bilmediği ve bu vesileyle kendi gözleminin değerini ölçtüğü bir olaya tanık olduğuna inandığı anın şafağında -talihin çoşkusunda her türlü zaman duygusu yok olmuştur- çok ince, ateşten bir fırça yaşamın anlamını, ondan başka hiçbir şeyin başaramayacağı şekilde açığa çıkarır ya da mükemmelleştirir. gerçeküstücülük, son tahlilde avı ve gölgeyi, henüz gölge olmamış ve daha av olmayan adına küçümseyerek sürekli zihnin bu özel durumunun teneffüsüne özlem duymuştur işte: tek bir parıltı içinde erimiş gölge ve av. insanın, arkasında arzunun yollarının çalılarla kaplanmasına izin vermemesi söz konusudur. bunu sanatta, bilimlerde uygulama, ganimet, hasat istekleri kadar koruyamayan başka bir şey yoktur. evrensel yararın emrinde de olsa, montezuma'nın değerli taş bahçelerinde de olsa her türlü esaretin kuru otu! bugün hâlâ tek yararımın, herkesle rastlaşma amacıyla şiddetli bir başıboş dolaşma isteği dışında başka hiçbir şey beklemiyorum ve bunun beni yararlanılabilir öteki insanlarla, sanki günün birinde ansızın bir araya gelecekmişiz gibi gizemli bir iletişim içinde tuttuğuna inanıyorum. yaşamımın, arkasında, bir gözetleyicinin şarkısından, bekleyişi aldatmak isteyen bir şarkıdan başka bit mırıltı bırakmamasını isterdim ben. olmuş olanın hiç önemi yoktur, göz kamaştırıcı olan bekleyiştir."

    "burada sisler sirkinin kapısının bu kadar sıkça aralanmasının nedeni girmek midir, çıkmak mıdır? bu sorunun cevabı bilinmemeye başlıyor artık. muazzam çadır göz kamaştırıcı bir biçimde güneşle yamanıyor. böylece keşfedilen ve gizli kalan arasında mükemmel bir süreklilik kuruluyor çok kolay bir şekilde. uç noktasına götürülen arzunun sadece yaşamın her zaman yeni olan açıklıklarını bir ışık demetiyle süpürmek amacıyla serpilmiş gibi gözüktüğü aşk için de aynı şey söz konusudur. biraz önce içinden geçtiğimiz, birazdan tekrar geçeceğimiz kuğu tüylü oda engelle karşılaşmadan doğayla temas ediyor. üstlerinde hiçbir canlı yaratığın bulunduğuna dair bir belirti olmayan bal tabakalarını mavi ve altın sarısı renklerle süslerken ulaşamayacağımız sivri tepeden bize doğru bakan binlerce çocuk görüyorum. bir salıncak kuruluyor büyük olasılıkla."

    "kendimi sizden uzaklaştırmak! sözgelimi günün birinde büyüklerin çocuklara sorduğu şu tuzak sorulara bütün masumiyetinizle cevap verdiğinizi duymak çok önemliydi benim için: "neyle düşünürüz, acı çekeriz? güneşin adı nasıl öğrenildi? gece nereden gelir?" sorular sanki kendiliklerinden cevap verebilirmiş gibi! benim için tam otantikliği içinde yaratık olduğunuzdan her türlü inanırlığa karşı öğretmeliydiniz bana bunu. dilerim çılgınca sevilirsiniz."

    "kendimi günlerce, son derece çekici ve a priori bir düşünceye, büyüleyici biri olarak gördüğüm bir varlık tarafından beklendiğim hatta arandığım düşüncesine bıraktıkça bu düşüncenin gerçek temellerden hareketle ortaya çıkmış olduğu olgusu beni bir olumsuzlamalar uçurumuna atmadan yapamıyor. sonuç olarak ne yapabilirim ve böyle bir kaderi hak etmemek için ne yapacağım? kapatılan demir parmaklığın gürültüsü içinde elimde olmadan ilerliyorum. sevmek, sevmiş olduğumuz o ilk anın yitik güzelliğine yeniden kavuşmak... çevremde bir yığın savunma biçimi oluşuyor, geçmiş yıllardan kahkahalar fışkırıyor ve sonra pek kesin olmayan bir ilkbahar gecesinin, çarpan iri gri kanatları altında hıçkırıklara dönüşüyor bu kahkahalar. pek kesin olmayan: gerçekten de hemen o gece, gelecekte olabilecekleri, 'yürek izin verirse' olması gerekenleri yeniden okumaya giriştiğimde kendi kendime tam bir güvensizlik içindeyim. öteki varlıklar karşısındaki özgürlük, olmuş olduğumuz kişi karşısındaki özgürlük sanki sadece beni meydan okumalarıyla daha fazla bunaltmak için bu kadar çekici hale geliyor. paris'te bu saatte beni bir yere götürmeyen ve tabii benim de bir yere götürmediğim kim eşlik ediyor bana? hayatımda böylesine bir boşluk hissettiğimi hatırlamıyorum."

    "ve işte buluttayım, her zaman içine girmeyi düşlediğim yoğun saydamsız bir parçanın içindeyim. şahane buğu banyosunda başı boş dolaşıp duruyorum. çevremdeki hiçbir şeyi tanımıyorum. bir yerlerde mutlaka kapakları şahane kutular oluşturan çekmeceli bir mobilya olması gerekiyor. mantar üstünde yürüyorum. bu döküntüler arasına bir ayna koyacak kadar deli olduklarını gösterdiler mi! ve buhar püskürtmeye devam eden musluklar! musluklar bulunduğunu farz edelim. seni arıyorum. sesiz bile sis içinde kalmış. soğuk tırnaklarımın üstünden doksan metrelik bir törpü geçiriyor (yüzüncü metrede tırnak falan kalmayacak bende). seni arzuluyorum. sadece seni arzuluyorum. tüm hareketlerini ayrıştırdığın süre içinde bin parçaya bölündüğün bu parçaya hiçbir kadın asla giremeyecektir. neredesin? dört bir yanda hayaletlerle oynuyorum. ama sonunda mutlaka bulacağım seni ve bütün dünya tekrar aydınlanacak çünkü biz birbirimizi seviyoruz, çünkü bizim üstümüzden bir ışık zinciri geçiyor. çünkü o bizim gibi kendilerini ebediyen beyaz gecenin parıltısı yapacak olan sayısız çifti sürüklüyor. ben gözlerini, kendisi için mavi sokakta her şey olacak olan kadına ilk kez kaldıran denizkestanesi kirpikli o adamım. bu adam akşamları, kendisinden artık bir köprüde ayrılamayacak olan bir kadına ilk kez sarılırken korkunç yoksuldur. ben bulutlarda sevdiğine kavuşabilmek için çamaşırından yapılmış bir piramidi yerinden oynatmaya mahkum olan o adamım."

    ek: daha önce, kitap hakkında girdiğim entryleri burada toplayıp, diğerlerini sildim.