*

şükela:  tümü | bugün
  • eric rohmer'in altı ahlak öyküsünün sonuncusu. chloe'yi oynayan hanım * taş gibi çok şükür. öykünün, bir biri arkasına gelen iki tepe noktası * var, birisinin bıraktığı yerden diğeri devralıyor. daha da bir şey diyemiyorum, seviyorum.
  • "öğleden sonra aşk" olarak çevrilebilir.
  • "şehri sevmemin nedeni budur. insanlar bir görünüp bir kaybolur. onların yaşlandığını görmezsin."
  • "bir insan aynı anda iki kişiyi sevebilir mi?"
    eric rohmer, altı ahlak hikayesinin sonuncusunda bu konuya değiniyor. önceki beş filmden sadece üçüncüsünü (bkz: ma nuit chez maud) izledim ama buna rağmen bir patavatsızlık yapıp altı filmden en iyisinin bu olduğunu söylüyorum, hadi bakalım.
  • anlaşılan sonbaharın son gününe yakışacak bir filmdir.

    izlenir.
  • temelini evrimsel psikoloji üzerine kuran ve bu perspektiften modern toplumda kadın erkek ilişkilerini inceleyen fransız yeni dalgasına ait bir éric rohmer filmi.

    --- spoiler ---

    film, başarılı bir iş ve sağlıklı bir aile hayatına sahip olan bir erkek modeli olarak frédéric'i önümüze koyuyor. frédéric'in karısı ile sahip olduğu ilişkisinin sarsılmazlığını ise birbirleri ile aynı odada sessizce çalışıyor olmalarının birbirlerine nasıl güç verdiğini ve onları mutlu ettiğini anlatarak betimliyor yönetmen. bir kadın erkek ilişkisinde gelinebilecek en ileri nokta, uyumun ve sevginin bir tarifi olarak filmdeki karı koca arasındaki ilişkiyi böyle bir tablo ile anlatmayı seçiyor bize eric rohmer. açıkçası bunu çok akıllıca ve etkili buldum.

    frédéric tüm boş zamanını okuyarak geçiren bir karakter. sanırım filmin devamında süregelecek kopuşları ve sorgulamaları için karakterde böyle bir altyapı oluşturmaya çalışmış yönetmen. frédéric kalabalıklara karışmayı insanların içinde olmayı seviyor. karısına olan sevgisinin gücünü içinde duyumsamasına rağmen dışarıda diğer kadınlarda hep bir şeyler arıyor. ancak özgürlüğüne düşkün bir insan olmasına rağmen sahip olduğu aidiyet duygusu toplumsal ve bireysel sorumlulukları ona aslında hareket imkanı, dışarıda hep gördüğü bu hayata elini uzatma imkanı tanımıyor. duygusal anlamda bu dünyaya bir çekimi olsa da toplumsal ve ailesel sorumlulukları, karısına olan sevgisi ve bağlılığı onu hareketsiz kılıyor. bir sahnede frederic'i hayal kurarken buluyoruz. hayalinde tüm kadınları gizli bir şekilde üzerine çeken sihirli bir kolyeye sahip. hayal ettiği tabloda oturduğu kafeden gözlemlediği tüm kadınları elde ediyor ancak onlara dair kurduğu hayalin içeriğine bakılırsa frédéric'in bu yönelimindeki arayış daha çok cinsellik(üreme) ve diğer erkeklerle mücadele(yanında kız arkadaşı bulunan bir erkeği kovmak için uzaklaş yoksa seni yerim diyerek verdiği karşılık yine ferderic'in hayvan doğasına, hayalindeki bu çekimin bununla bağlantılı olduğuna işaret ediyor) üzerine. ancak bir noktada hayalleri bile ona karşılık vermiyor her şeye, tümüne sahip olma güdüsündeki imkansızlığı farkındalığı eliyle eninde sonunda yüzüne çarpıyor. peki yaşadığı toplumsal düzen ile bu kadar uyum içerisinde olmasına rağmen frédéric'i hayalindeki diğer kadınlara çeken duygu nedir? işte bunun yanıtını bize evrimsel psikoloji veriyor. frédéric her ne kadar modern toplumda kendini gerçekleştirmiş ve neredeyse kusursuz denilebilecek bir hayata sahip bir erkek olsa da evrimsel psikoloji ile açıklanan doğası onu bir şekilde çoğalmaya genlerini aktarmaya bunu daha çok ve sınırsız sayıda yapmaya çağırıyor. bu noktada karısının hamile olması da film içinde tesadüf değil diye düşünüyorum çünkü frédéric'in onu çağıran bu dürtüsünü karısı aracılığı şu aşamada tekrar gerçekleştirebilmesi mümkün değil. bana göre frédéric'i dışarıya çeken duygusal güç budur ve yönetmen film boyunca bunun altını çiziyor.

    frédéric bu çağrıya uzun süre kayıtsız kalamıyor. nihayetinde kabul ettiği değerlerin çizdiği sınırların dışında kalan bu dünyaya ilk adım atışını boğazlı kazağını çıkartıp yerine gömlek giydiğinde görüyoruz. filmin ilerleyen kısımlarında da kazak ve gömlek metaforları bu geçişleri simgeliyor. boğazlı kazak frédéric'i boğazına kadar sarmış olan toplumsal normları aile ve aidiyet duygusunu temsil ediyor. ancak frédéric'in artık bu kalıbın içinde kalmak istemediğini bir türlü kazak beğenemeyişinden anlıyoruz. nihayetinde ona teklif reddedemeyeceği bir yerden, ilgisini çeken bir satıcı kadından geliyor. kadın ona gömlek denemesini tavsiye ediyor ve üzerine çok yakışacağını söylüyor. frederic ilgisini çeken bu kadının teklifini bir türlü reddedemiyor. işte frédéric'in üzerindeki 'boğazlı kazak'ı ilk çıkarması da böyle oluyor. üzerine yeni giydiği bu elbiseye yeni normlara alışık değil. bu nedenle yeni gömlek onu 'kaşındırıyor'. ama kasiyer kadın telkinde bulunuyor: 'zamanla alışacaksın'. işte bu nedenle frédéric karısının bu gömleği beğenip beğenmemesini bu kadar önemsiyor. kendisini sadakatle yükümlü gördüğü karısının üzerine yeni giydiği bu kalıbı beğenmesi, frédéric'in kafasında karısından bir onay alışını ifade ediyor.

    ve sonraki kısım chloé ile karşılaşma. chloé, evrimsel psikoloji anlamında saf katıksız bir kadın olgusunu karikatürize ediyor bu filmde. chloé için erkekler güç olgusunu temsil ediyor ve hayatta kalması onu koruması için ona eşlik ediyor. yani evrimsel teori bize bir kadını nasıl betimliyorsa hangi dürtülerle hareket ettiğini söylüyorsa chloé de aynı dürtülerle hareket eden yaşayan birisi. chloé'nin farkı o bu dürtülerle yaşadığının farkında. toplumsal normların içine gireceği bir kazağı başından geçirmek şu bulunduğu zor durumda ona cazip gelse de chloé doğasını asla reddetmiyor ve sahip olduğu farkındalıkla ona karşı koyamayacağını biliyor ya da karşı koymayı anlamsız buluyor. chloé kazağın içine girmeyi reddediyor. dikkat edilirse filmin başında bu kazağın içinde olan chloé birlikte yaşadığı adamı terk edip başka bir hayatı seçtikten sonraki tüm sahnelerde yerini gömleğe bırakıyor.

    peki bu anlamda chloé ile frédéric arasındaki yakınlaşma hangi temellere dayanıyor? chloé'nin frédéric'e karşı beslediği aşk nedir? chloé frederic'e karşı aşk beslediğini söylüyor ve hemen ardından kafasında var olan çocuk yapma planındaki çocuğu ondan yapmaya karar verdiğini söylüyor (evrimsel süreçte kadının seçen olması ile ilgili bir anlatım). çünkü uzun boylu olduğunu aslında pek de aptal olmadığını gözlerinin mavi olduğunu hep mavi gözlü bir çocuk istediğini söylüyor. voila! işte evrimsel psikolojinin açıkladığı ölçüde kadın doğasının bir erkekten çocuk sahibi olması için aradığı kriterler(sağlıklı genetik). cümlesini işte bu şekilde kimin baba olup olmayacağına mantıklı bir şekilde karar veriyorum diyerek bitiriyor. bu planda kamera frédéric'in yüzüne yaklaşıyor çünkü burada görmemiz gereken frederic'in karşılaştığı bu yeni gerçeklik karşısındaki tutulması. chloé 'mantıklı bir şekilde' karar veriyorum deyince frédéric'in yüzünde bir gülümseme -bu gülümseme yönetmenin gülümsemesi- beliriyor. işte chloé'nin aşk olarak tarif ettiği şey büyük ölçüde bu çekimden ibaret ve dostluğa inanmıyor. dahası var. chloé istediğini elde ettikten yani frédéric'ten çocuk sahibi olduktan sonra onunla beraber olmayı elzem olarak görmüyor. hayalindeki ideal erkek modeli olarak frédéric için illaki onun kendisine ihtiyacı yok. sen olmasan da başka erkeklerle sevişirken seni hayal ederim cümlesinde aslında bu gizli. eğer koşullar buna el vermiyorsa koşulların el verdiği ile yetinmeyi kabul ediyor chloé. bu anlamda aralarındaki yakınlaşma frédéric'in öyle olmasını umduğundan uzak bir noktada. yine de frédéric aynı sahnede chloé ye olan hayranlığının üzerine giydiği 'kıyafetlerden' bağımsız olduğunu söylüyor bu yine 'kazak-gömlek' metaforuna film tarafından yapılan bir atıf.

    yine chloé çok eşliliğe inanmadığını söylüyor (yine bir evrim psikolojisi argümanı). frederic ise eğer öyle bir toplumda yaşamasaydım muhtemelen ben de bunu kabul ederdim diyor. bu kısım yine filmin üzerine kurulduğu çekişmeyi sorgulamayı bir kez daha vurguluyor.

    ve chloé ile evde baş başa kaldıkları son sahne. frederic'in chloé ye karşı film boyunca hissettiği tüm cinsel gerilimin belkide en karşı konulamaz olarak resmedildiği an olarak chloé'nin duştan yeni çıkıp kurulanmak için frédéric'ten yardım istediği an oluyor. yine yönetmen tarafından tesadüfen seçilmemiş çok akıllıca bir sahne. chloé, frédéric'ten üzerindekini çıkarmasını onu kaşındırdığını söylüyor. evet gerçekten de frédéric'in artık bu noktada chloé ile arasındaki tek şey üzerine giydiği 'boğazlı kazak' metaforu duruyor. kazağı çıkarmaya en yakın olduğu noktada ise belki de ona çocuklarını hatırlatacak eski bir sahne ile karşılaşıyor. o noktada frédéric'in farkına vardığı gerçekliğin ise ucu çok açık. ancak orada gördükleri bundan koşar adım kaçmasına başladığı yere geri dönüp sığınmasına neden oluyor.

    bu ucu açık gerçekliği yalnız kalma korkusu olarak adlandırabilir miyiz bilmiyorum. nitekim sonraki sahnede eve döndüğünde karısı ile konuşmasında bundan bahsediyor. kalabalıklara karışma dürtüsü boş bir odada kitap okuyamadığını söylemesi gün içinde tek boş olduğu ve yalnız kaldığı zaman dilimini sürekli olarak chloé ile paylaşması yine böyle bir duruma işaret ediyor gibi.

    filmin son sahnesinde karısının içinde bulunduğu bir ruh hali var. karısı çocuk yapıp bu kalıtımsal görevini yerine getirdikten sonra hayatta düştüğü anlamsızlığın, bir boşluğun sıkıntısını çekiyor görünüyor. çocuklarla dadının ilgileniyor olması da yine bu hayatındaki boşluğu kendisi için belirgin hale getirmiş.
    --- spoiler ---