şükela:  tümü | bugün
  • bruegel'in ikarus'un düşüşüyle ilgili tablosu...gerçi tabloda ikarus'u seçmek çok zor olacaktır, zira hemen yanı başımızda bir felaket olurken günlük hayat bu felakete üzülmek inceliğini bile göstermeden devam edecektir. felaketler kişiseldir?

    w h auden da musee des beaux arts şiirinde bu tabloyu anlatır.
  • ikarus'un bir tür poor misguided fool olduğunu anlatan brueghel tablosu. halbuki birazcık beklese globalleşilirdi falan, öyle takılırdı herkes gibi. ne gerek vardı kanat manat, idealler vesaire.
  • tabloda çiftçi hayatına devam etmektedir. çoban hayatına devam etmektedir. balıkçı hayatına devam etmektedir. gemiciler hayatlarına devam etmektedir. ve hiçbiri ikarus'un bu gülünç çakılışını umursamaz bile. hatta keklik bile bakmamaktadır. hayatın içinde mücadele ile varolarak birşeyler üretmeye çalışan çiftçi-çoban ve balıkçı için bu tür mitolojik saçmalıkların hiç bir anlamı yoktur. gibi.
  • bruegel bu eserinde ikarus hollanda'da bir yere düşseydi ne olabilirdi onu resmetmiştir. burada asıl vurgulanmaya çalışılan bir kahramanlık hikayesnin gündelik hayatta kendi dertlerine gömülmüş sıradan insanların gözündeki tükenişi, sıradanlığı değildir. esrardır, kokodur dumanlı kafayla yaşarsan neler olabileceğidir. oradaki çiftçinin de, çobanın da, balıkçının da hatta koyunların bile kafası dumanlıdır. baksana adamın ekmeye çalıştığı toprak toprak değil, koyunların otlamaya çalıştığı yerde ot yok, birde dik bir yamaç. dağ keçisi olsa neyse. netice itibari ile heriflerin kafası o kadar zum olmuş ki gökten değil ikarus, allah gelse yine sallayacak halleri yok. belki gökten üç elma düşse, ot dalgasının üstüne afiyetle yerlerdi.
  • insanlarin ayni boyutta, zamanlama farkliliklarina karsin ayni yasamsal tecrubeler yasayip, baska hayatlarla bu denli ic ice olup, kendi disinda olup bitenlere, hatta kendine karsi bile yine bu oranda duyarsiz olusunu konu edinen ve w. h. auden'in de musée des beaux arts adli siirine konu olan muhtesem brueghel tablosu.

    icarus, usta bir zanaatkar olan babasi daidalus ile birlikte girit surgunune gider ve kral minos'un minatour'u hapsetmek icin insa ettirdigi labirentte calisir. baba labirentten kacmanin bir yolunu bulur ve balmumuyla omuzlarina tutturulmus dev kanatlar yapar. oglunu gunese ve denize yakin ucmamasi konusunda uyarir. gokyuzunun buyusune kapilan icarus yukseldikce yukselir ve gunese yaklastigini farketmeden kanatlarinin tutturulmus oldugu balmumu erir. merakinin ve hirsinin kurbani olan icarus ege denizine duserek olur.

    tabloda bu dususle es zamanli ve ayni boyutta yasayan insanlarin, kendi gunluk isleriyle ilgileniyor olmasi gorulur. oyle ki, kendi islerinin bile tam bilincinde degillerdir. ressam tabloda insanin, kendi algilarini uyarici herhangi bir sey olmadikca olan bitene duyarsizligini konu alir yalniz, dusundugumuzde insan algisi, yaradilis ozelligi olarak somut dunyadan ziyade kendi muhayyilesinde yasadiklarini algilayacak ozelliktedir. baskalarinin acilarina ve hatta olume ragmen yasamina devam edebilmesinin sebebi de budur. bir anlamda yaradilisa bir sitemdir bu tablo.

    nereden aklima geldi?... hali sahada mac yaparken saldiriya ugrayan polislerin haberini izlerken bir yandan saclarimi taramaya devam ediyordum. onlar olmustu, dunyada her an bilmem kac kisi oluyordu ben saclarimi tararken ve yasamanin, insan olmanin ne garip bir tecrube oldugunu dusundum, tabloya bir kez daha bakarken.

    (04.09.2011 23:40)

    http://upload.wikimedia.org/…_de_val_van_icarus.jpg
  • "söylem ve yapıtın içiçe geçtiği ilk resimdir." ali şimşek